*Bir kafese 5 maymun konulur. Ve tavana büyükçe bir salkım muz asılır. Yukarıya asılan muzlara ulaşılabilmesi için birde merdiven yerleştirilir. Tüm maymunlar yukarıya muzlara ulaşmak için her tırmandıklarında, çok soğuk suyla ıslatılırlar. Olay defalarca tekrar eder. Tüm maymunlar sırılsıklam olmuşlardır. Artık maymunlardan herhangi biri muza ulaşmak için merdivene yaklaşsa, diğerleri tarafından engellenmeye başlar.

Musluk kapatılıp, maymunlardan biri dışarı çıkarılıp, yerine yeni bir maymun alınır( Maymun-A). İçeriye girer girmez ilk yaptığı hareket, merdivenlerden muzlara ulaşmaya çalışmak olur, ancak diğer maymunlar Maymun-A’yı fena halde döverler. Maymun-A’nın neden dayak yediği hakkında herhangi bir fikri yoktur.

Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha dışarı alınır ve yerine Maymun-B konulur. Maymun-B’nin yaptığı ilk hamle de, muzlara ulaşmaya çalışmak olur ve oda fena halde dayak yer. Üstelik kendisini en istekli ve şiddetli döven, Maymun-A olmuştur.

Islak maymunlardan biri daha çıkarılıp yerine Maymun-C konur. Daha ilk hamlesinde cezalandırılır. Islak maymunlar bilinçli, Maymun-A ve Maymun-B sebebini bilmeden ve daha iştahlı olarak Maymun-C’yi tartaklarlar.

Son olarak diğer iki ıslak maymunda, yeni maymunlarla yer değiştirilir. Maymun-D ve Maymun-E ile. Tepelerinde öylece asılı olan salkım muza ulaşmak için merdiven olmasına rağmen, öylece bakarlar ve hiç biri merdivene yaklaşmaz. Sebebini bilmedikleri halde… Bu deney, ÖĞRETİLMİŞ ÇARESİZLİĞİ en güzel tarif eden deneylerden biridir.

Birçoğumuz, kendimizi tanımak ve aşmak yerine, öğretilmiş çaresizlikle kendimizi bir daire içine alırız.  Başta aile, ikinci planda ise çevre faktörünün etkilemesi ile içinde olmak istemediğimiz durumları değiştirmek aklımıza gelmez. Önümüzde herhangi bir engel olmasa bile…

*Bilim adamları bir grup pirenin, zıplama seviyelerini ölçerler. 50cm zıplama kapasitesine sahip olan bu pireleri, bir kavanoza doldururlar. 50cm zıplayabilen bu pireler, her zıplayışlarında, kavanozun kapağına çarparlar. Kavanozun kapağının yüksekliği 26cm dir. Sonrasında bilim adamları kavanozun kapağını açtıkları halde, pireler artık 50cm değil, 26 cm yüksekliğe kadar zıplayabilmektedirler. Bu da, ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİĞİ en güzel şekilde örnekleyen deneylerden biridir.

Öğrenilmiş çaresizlik ise; defalarca çabalayarak elde edemediğimiz güzel sonuçlara, artık ulaşamayacağımız kanısını taşımaya başlamamızdır.

Öğretilmiş çaresizlik; çevrenin kapasitemizi kısıtlaması, öğrenilmiş çaresizlik ise; üst üste başarısızlık durumunun üzerimizdeki sonucudur. Her iki durumda; kendimizi istediğimiz seviyeye taşımamıza, kendimizde istediğimiz özellikleri oluşturmamıza, istemediğimiz özelliklerimizden kurtulmamıza engel olur. İnançlarımızın sınırlandırılması; ister başkalarının üzerimizdeki etkisi olsun, isterse bizzat bizim başarısızlıklarımızın sonucu olsun, mutlaka aşılabilir. Eğer İnandıysanız Mutlaka Başarırsınız ve Nasıl Mutlu Oluruz? yazılarımda, inanmanın zihnimizde senkronize olarak geliştirdiği sonuçlardan bahsetmiştim. Hayat; inancını, kapasitesini, duygularını, durumunu, zihnini, davranışlarını, çevresindeki istemediği durumları, bilinçli olarak ve akıllıca düzenleyebilenlerindir… Kendisine sunulmuş tüm olanakları en iyi şekilde ve şükrederek kullanabilenlerindir. Hayat, hayatı doğru sevmeyi bilenlerindir…

İlginizi çekebilir

  • 12 Şubat 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 12 şubat 2009 (2)
    10' da kalktım,  10 'da iş yerinde olmam lazımdı, sıkı yağmur vardı dışarda, zaten geç kaldım, kahvaltımı da yaptım öyle çıktım evden, yağmur trafik derken bu sefer abarttım, 11.40 gibi işteydim, kapı...
  • 15 Nisan 2009 -- Geberircesine Evlenmek İstiyorum (0)
    Bir çok tv kanalında hayırlara vesile olan evlilik programları var, yararlı bir hizmet destekliyorum, kimse bekar kalmasın herkes evlensin başları göğe ersin, lakin öyle diyaloglar ve tipler varki bir...
  • 01 Şubat 2010 -- İdil bir yaşında (7)
    1 Şubat 2009'da İdil dünyaya gelmiş bende dayı olmuştum, hatta İdil'in dünyaya gelişini şurada yazmıştım. İdil bugün itibari ile bir yaşını doldurdu, aile içinde güzel bir doğum günü partisiyle bu gün...
  • 21 Mayıs 2012 -- Sıyrı (0)
    Bingöl’de, penceresiz bir göz Havasız; buyrun dedikleri, Ve kurşun izleri; her yerin yabancısı... “Zorla güzellik olmaz” diyenlerin, Korkutup tarzına geçtiği; körpe umutlar… Kulağımı yırtan b...
  • 07 Ekim 2011 -- O bizim meleğimiz (0)
    Elleri yumuk yumuk, pamuk gibi o mis kokusunu içine çekince rahatlarsın. Sanki eline aldığında bişey olacakmış hissine kapılırsın. Öyle dikkatli tutarsın ki; canını bile verecek kadar sımsıkı sararsın...
  • 14 Ocak 2011 -- Bir gidişin öyküsü (1)
    Sırtını döndüğünde bile; Ürpertim tenindeydi. O yüzden gitme diyemedim. Tek bir cümle... Tüm bir evrenin oluşumunu sil baştan yazabilirdi. İnsan soyunun başlangıcını, Adem İle Havva sayanları ya...