Bulutlu bir hava, soğuk, parmaklarım, kulaklarım üşüyor. Bürüyen bir hüznün eşiğindeyim. İçim üşüyor. Yürüyen merdivendeyim. Ayaklarım üşüyor. Durduğum yerde yürüyorum ne garip, yani kımıldamalarım bile suskun. Garip ve farkındayım durduğum yerde hem yürüyor hem yükseliyor hem susuyor hem d/üşüyorum… Ama bir şey eksik bir şey yok gibi bir şey yarım gibi ya da bir şey sırıtıyor bütün eksikliğiyle. Onu da fark ediyorum çok geçmeden. Çevremdeki insanlar alışılmadık bir biçimde susuyorlar…

Yavaş yavaş alışıyorum bu şehrin sokaklarına kaldırımlarına, öyle lüks otellerinin pahalı restoranlarının ve yüksek binalarının ayakta tutmaya çalışıp ta beceremediği bu şehrin yılmışlığına, yıkılmışlığına alışıyor dahası alışmaya ç/alışıyorum. Garip bir şey var bu şehirde, yosun kokmasından da ziyada bir şey var bu şehirde. Susmak. Herkes susuyor üç öğün beş vakit herkes suskunluk pusuyor.

Susmak erdemlikten ziyade zaruri bir yaşam ihtiyacı olmuş bu şehirde. Konuşmak ayıplanıyor, alışıldık değil, garipseniyor.

Dillere kilitler vurulmuş, kulaklara kepenkler indirilmiş. İçlere eski çağlardan kalma korkular sindirilmiş. Kimse ağzına kucak açmıyor. Kimsenin bir kim(SESİ) yok…

Adamlar kehribar tespihlerini çeke çeke, kadınlar dudaklarını kemire kemire, çocuklar parmaklarını çıtlata çıtlata, susuyorlar. Sanki bir şeyler söylemek ve kim bilir kaç yüzyıldır devam eden bu efsunu bozmak için akşam salasının okunmasını yahut topun patlamasını ve ardından iftarın gelmesini bekliyor gibiler…

Ve yine ne gariptir ki, bu şehrin işportacıları da suskuyu ucuz bir fiyata satıyor. Bazen bir susku alana bir suskuyu bedava veriyorlar… Bazense imkânı olmayanlara ’’dil hakkıdır’’ diyerek bir susku bağışlarlar en sessizinden…

Olur ya yolunuz bu şehre düşerse ne bir kitap ne bir plak getiren. Ses getirecek bir şeyler yapmayın. Çünkü bu şehirde suskunluk bir rejimdir. Ve bu rejimin bekçileri var. Sakın eğer başınıza bir iş gelmesini istemiyorsanız. Susmayı öğrenin bu şehre gelmeden önce… Ki bende sizler gibiydin gelmeden önce, kendi kendimle bile konuşurdum… Şimdiler de öyle bir asi/mile oldum ki, sevgilim bile duysa tanıyamaz beni…  Şimdilik suskuyu size bırakıyorum. Benim bu yosun kokan şehirden s(K)usacaklarım bu kadardır…

 

 

İlginizi çekebilir

  • 14 Şubat 2012 -- Gözlerimde fırtına öncesi sessizlik (0)
    Yıllara meydan okuyan umutların Ve sayfa aralarında saklanan karanfilin Yeşermesi yıllar sonra Kolay yaşanılır şey değil. Her zaman başa gelmiyor; ayrılık Gözbebeklerinin birden küçülmesi Ve...
  • 23 Ekim 2011 -- Kin tuttu yanlızlığımı (1)
    Kin tuttu yalnızlığımı Hem, hem eylül gideli kaç yıl oldu ki Kaç yıl oldu bu paradoksal durumu fark edeli Gölgem yazık ki takip etmiyor beni Keyifsizim / aslında keyifsizin Ruhumun ruhsatı alınma...
  • 27 Temmuz 2011 -- Devlet üniversitesi mi? Yoksa vakıf üniversitesi mi? (2)
    Bilindiği üzere LYS sonuçları açıklandı. Bu günlerde öğrenci ve ailelerini bir tercih telaşı aldı. Gelen puana göre acaba il dışı mı yoksa il içinde bir vakıf üniversitesi mi tercih etsek diye eminim ...
  • 05 Ekim 2009 -- 6 Ekim İstanbul’un kurtuluşu (0)
    Türk Ulusunun 1. Dünya Savaşı’nda müttefiklerinin yenilgiyi kabul edip savaştan çekilmesiyle yenilmiş sayılması, Bu yenik sayılmanın sonucunda itilaf devletleriyle imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşm...
  • 28 Ağustos 2009 -- Evet/Hayır (3)
    *Karnıbahar, kereviz, bamya (hayır) *Biber, patlıcan, patates kızartması üstüne sarımsaklı domates sosu (evet) *Real Madrit (hayır) *Barcelona (evet) *Sabahın köründe kalkmak (hayır) *Gece hiç uy...
  • 23 Haziran 2010 -- 2010 yılının dünyadaki en seksi 10 kadını (0)
    Maxim dergisi okuyucularının oylarıyla 2010 yılının dünyadaki en seksi 100 kadınını seçmiş, ilk 10 sıralaması aşağıdaki gibi... 1.Katy Perry 2.Brooklyn Decker 3.Blake Lively 4.Megan Fox 5.Rihan...