Ben muhammed.

Biliyorum beni tanıyorsunuz. Tanımıyorum diyen varsa aynaya baksın. O olmadı mı? etrafına baksın. Olmadı az biraz öteye baksın. Elbet görünürüm bir yerlerden. Tanırsın görünce. Benim gibisi çok bu memlekette.

Kimsenin içine kapanık gibi göründüğüne bakma sakın önüne geleni suya götürüp susuz getirdiği için vicdan azabından içine kapanmıştır. Elbet açılır. Hep öyle kalacak değil ya. Hem sen hiç görmedin mi üniversite okuyup evine dödüğünde ailesinin bile tanımadığı o içine kapanık çocuklardan herhangi birini. Onlar ne içine kapanıktır onlar. Bilmezsin. Nerde görsen tanırsın. O yüzden yadırgama sakın. Belki de kendi aynana saklamışsındır birkaçını. Git de bir bak bakalım hala orda mı?

Beni tanıdığını söyledim. İnanmadın. Sende haklısın. Altı-yedi yıl bir insanla birlikte olupta tanıyamayanlar var. Yazıyı okuyalı iki dakika bile olmadı. Nerden tanıyacaksın. Hani belki bu yazıyı okuması altı yıl sürse anlayacakmışsın gibi bakma yazılanlara. Kır önyargını. Yalan söyleyecek olsam burda işim ne? Giderim bir arkadaşlık sitesine sallarım; ben şunun torunu şunun oğluyum… Şu okulda hiç bir yerde olmayan bir bölüm okuyorum. Ama ne gerek var. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar sonuçta. Saate bakarsan yatsı ezanınada az kalmış. Hiç girmeyelim o zaman.

Kırdıysan önyargılarını devam edelim. Ben zaman kavramına takılı kalmış anı yaşamadan geçen günleri aklında yeniden yaşayan yad eden her türk vatandaşının yaptığı gibi ‘Nerde o eski bayramlar’ diyorum şimdi. Eminim beni yaşlı biri sandın. Gencim. Yirmi yaşındayım. Ama işin doğrusunu söylemek gerekirse çocukluğunu tamamlamış her insan yaşlıdır. Şimdi de çocukluğuma takılıp kalmayalım. Unut gitsin. Ömründen çocukluğunu çıkar. Elde var sıfır.

Ben dört sene lise okuyup bir senesini de dersane uğruna harcayan o çoğunluğu karamsar olan öğrenci milletinin en arka sıralarına oturan ama boyu kısa olduğu için en önde oturtulan, hocanın başında boza pişirdiği bahtsız insan. Üniversiteye girdim rahatladım. Şimdi istediğim sıra istediğim gibi oturabiliyorum. Hem artık boza felan da yok. Artık neskafe var ice tea var. Hamburger var buz gibi soğukken hayatın tadı olduğunu iddia eden kolalar var. Ekmek arası domates ile ayran ne güzel giderdi annem hazırlasa. Ama annemden de kopardılar beni. Altı saat yol gidiyorum evimden uzağa. Yalnız yaşıyorum anlayacağın. Bir sürü yapay arkadaşlığım var. Her gece beni bekleyen soğuk bir yatağım var. Var oğlu var. İçiniz sıkıldı değil mi?

Anlatmıyorum o zaman.

Hem sen sıkılmazsan ben sıkılmazsam nasıl çıkar aydınlıklar karanlığa. Herkes rahat yaşarsa karanlıkta olmaz aydınlıkta. Güneş ne işe yarar sonra?

İlginizi çekebilir

  • 24 Mart 2011 -- Koparılan gülüşüm soluklandırmaz onu (0)
    Tek resmi dili olan binlerce eyaletin birisinde palyaçoyum ben. Ellerim ceblerimde uyandım bu sabaha, Asgari ücrete çalışan bulutların alın teri ıslattı yerleri. Bana on numara büyük gelen ayakla...
  • 30 Temmuz 2011 -- Kim Bu Bay Carter? (11)
    Bay Carter, vicdanın insan psikolojsi üzerinde ne denli korkunç uçurumlar oluşturabildiğini  kanıtlayan Pulitzer ödülüne layık bulunan değerli bir fotoğraf sanatçısıdır. Pek çoklarımızın bildiği ünlü ...
  • 12 Temmuz 2011 -- Aşk Bu… (6)
    Aşk çok başka bir şey. Sanki insan aşık olunca ayrı bir kimliğe bürünüp, ayrı bir gezegende yaşıyor gibi... Varsa yoksa o... Değişik bir dokunuş, değişik bir büyü,değişik bir ruh hali sarıp sarmalar b...
  • 06 Mart 2010 -- Blog Ödülleri 2010 (0)
    Türkiye’de blogculuğun gelişmesi, bilinirliğinin artması ve blogculara destek vermek adına bu sene üçüncüsü yapılacak olan BÖ! 2010 (Blog Ödülleri 2010) için başvurular 10 Mart 2010 Çarşamba günü başl...
  • 02 Mayıs 2010 -- Hoşuma gidiyor aralarındaki sessiz ama güçlü bağlılık… (3)
    Pencerelerden tanımadığım yüzler bana gülümsüyor. Her gülümseyiş bir trenin vagonu gibi hayatımdan izler taşırcasına yavaş yavaş gözümün önünden geçiyor. Peşinden koşuyorum el sallıyorum tanımadığım y...
  • 12 Mart 2011 -- El Adamım (2)
    Acılarımı demliyorum bu aralar Ve sen geçiyorsun sokağımdan Ben doluyorum gözlerine Seninde içtikçe içesin geliyor. Ne çok seviyorsun konuşmayı Bense dökülmekten korkuyorum Yinede kirleniyoruz, ...