Samanyolu Galaksimiz; sayısız yıldızdan oluşan, Dünya’mızın ve diğer gezegenlerin uydularıyla birlikte Güneş’in etrafında döndüğü sistematik bir yapıdır. Ancak bilim adamları, durmadan etrafında turladığımız Güneş’in de bir yöne doğru hareket halinde olduğunu keşfetmişlerdir. Yasin Suresi’nin 38. ayetinde de belirtilen Güneş’in bu hareketinin, dev bir yıldız olan Vega’ya ait bir çekim kuvveti ile olduğu, matematiksel hesaplamalarla ortaya çıkmıştır. Mavi ışık saçan, yüzey sıcaklığı 9.500 kelvin olan Vega, güneşten 50 kat daha parlaktır ve 2,5 kat daha büyüktür. Samanyolu galaksimiz, saniyede 20 km hızla, Vega yıldızının güçlü çekim kuvvetinde ilerlemektedir. Kuzey kutup ekseni ile 37 derecelik açı yaparak ilerlediği ortaya çıkmış ve bu açıya “solar apex” ismi verilmiştir.
Ancak bu ilerleyiş birkaç derecelik bir sapmaya uğramaktadır. Bilim adamları bu sapmaya neden olan çekim kuvvetine girdiğimiz başka bir dev kütle arasalar da; ne görünürde, ne bilimsel verilerle, ne de var olan kütlelerin olası çekimlerinin matematiksel hesaplamalarında, herhangi bir cevap elde edememişlerdir. Sonunda göremediğimiz dev bir karadeliğin çekimine de girmiş olduğumuz gerçeğinin ortaya çıkması, bilim dünyasını şoka uğratmıştır.
Karadelikler; evrende çekim kuvvetine girmiş kendisine yaklaşan her tür maddeyi, gezegeni, göktaşını, yıldızları, ışığı, hatta zamanı bile bükerek, yüksek ışınımlarla güçlü bir şekilde yutan, kozmik yapılardır. Karadelikler, isminde de ifade edildiği gibi (ışık yaymadıklarından) son derece karanlıktır ve ancak yuttuğu maddelerin yok oluş çığlığı atar gibi etrafa saçtığı ışınımlarla belli olurlar. Bu ışınımlar; boyutu ne olursa olsun, karadeliğe yaklaşan maddelerin aşırı ısınması ve sıkıştırılarak (singularite – tekillilik ile ) yutulmasından kaynaklanan x-ışınlarının etrafa yayılmasıyla gerçekleşir. Gerilmiş bir ağın ortasına atılan ağır bir demir topun, ağı tek boyutlu ve bükümlü olarak aşağıya çekmesi gibi, karadelikler de uzay-zamanı bükerek, tek boyut olarak emerler. Bu olay; Enbiya suresi ,104. ayette açıklanan göklerin kağıt gibi dürülmesi olayına açıklık getirmektedir.
Peki zamanın dahi yutuluyor olması, karadeliklerde boyut değişikliğini ifade eder mi? Sıfır hacme sahip karadeliklerin içinde zamanın neredeyse durduğunu belirten bilim adamları, “uzay-zaman” farklılığından bahsetmektedirler. Kuran’da ise “Sema kapıları”na dikkat çekilir. Kapının bir tür; ortamdan, başka ortama geçit olduğu göz önünde tutulursa, anlatılanın farklı bir “uzay-zaman”a geçiş olduğunu söylemek mümkündür. Bu uzay-zaman geçişini sağlayabilecek evrendeki tek kozmik kapılar ise karadeliklerdir. Bilim adamlarınca; kıyamet kopuşunu tarif eden bu sancılı ve karmaşık boyut değiştirme olayı, hızla ilerlediğimiz ve göremediğimiz o dev karadeliğin varlığını ve anlamını araştırma yolunda bizi şiddetle tetiklemektedir.
Yüce Allah; “Biz her şeyi çift olarak yarattık!” Zariyat/ 49, önemli bir gerçeği daha araştırma ve düşünme konusu olarak belirtmektedir. Erkek-dişi, elektron-pozitron, beden-ruh, doğu-batı vb. örnekler artırılabilir. Daha sonra bunu tam anlamıyla keşfedebileceğimizin altının çizildiği çift yaratılmışlıklara, elbette uzay da dâhildir. Diğer galaksilere baktığımızda her güneşin bir ikize sahip olduğunu görmekteyiz. Bizim Güneş’imizin ikizi ise yoktur. Fakat önceleri yaşamış âlimlerin, astronomi bilginlerinin tarihi kayıtlarına baktığımızda; bizim galaksimizin de bir zamanlar iki güneşi olduğundan bahsettiklerini öğrenmekteyiz. Bir güneş hacimce ne denli büyük olursa, yakıtını erken tükettiğinden çabuk söner. Bu sebeple diğer güneşimizin daha büyük olduğu, söndüğü ve karadeliğe dönüştüğü ile ilgili teori bilim dünyasınca güçlüdür ve Dünya’mızın hızla ilerleyişindeki sapmaya neden olan karadeliğin de, Güneş’imizin sönmüş olan ikizi olma olasılığıda…
Ünlü Fizikçi Paul Davies; “ Uzay çok karmaşık bir yapıda zaman’a bağımlıdır. Uzayın gerildiği ve büküldüğü gibi, zamanda gerilir ve bükülür” demiştir. Zamanın artık, daha hızlı akıyor oluşu her ne kadar kanıtlanamasa da, insanlarca fark edilir dereceye ulaşmış olması, Paul Davies’in söylemini doğrular niteliktedir. Sanıyorum artan bir ivmeyle ilerleyişin yol açtığı zamanda hızlanış, tam olarak nerede olduğunu kestiremediğimiz karadeliğe yaklaşmamız yüzündendir ki; bir anda yanı başımızda bitivermesi olasılığını kuvvetlendirir. Çünkü bu ani buluşma bence; kıyamet zamanının bilinememesi gerçeği ile mantıki olarak özdeşleşir…






Son yorumlar