İlk başladığımız yerdeyim, keşke her şey o an ki kadar sıcak o an ki kadar sevgi dolu olabilse… Ama biliyorum hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Çünkü yılların biriktirdiği bir özlemle sevmiştim seni (İnan bana hala da öyle). Şimdi gücüm yetmiyor, dahası sabredemiyorum seviyor görünüşüne bürünüpte aslında hiç mi hiç sevmeyişinin bende oluşturduğu tahammülsüzlüğe… İçimi aydınlatan mumlar yavaş yavaş eriyip tükeniyor. Beni bir mutsuzluk devinimine götüren kadere olan direncim gün geçtikçe kırılıyor. Kendime ait hissettiğim şeylerin yabancısı olduğumu, çok sonraları yüzüme vurulduğunda anlıyorum. Öyle ki, kimseye bakacak yüzüm yok. Çünkü yüzüm bu ilgisizliği, bu başıboşluğu, bu mide bulandıracak, bu iştah tiksindirecek hali ruhaniyeti kaldıracak güçte değil bunu biliyorum ne yazık ki…
Son zamanlarda kendi kendimle konuşuyorum, garip ama hiç yüksünmüyorum…
- Hiçbir şey aynı kalmıyor
- Duygularında evrimleşip değişebildiğini
- Yahut mutasyona uğrayıp şekil değiştirdiğini ilk defa öğrenmiş oluyorum
- Çok zor başlayıp çok kolay biten ilişkilerin, hassas bir çocukluk geçmişine sahip ruhlarda yaratabilecek çelişkili ruh deviniminin de ilk kez bu günlerde tanığıyım…
- Dediğim gibi hiçbir şey aynı kalmıyor
- Dokunduğum ten
- Islak bir gözaltı
- İsteksiz kararsız bulutlu bir şuur
- Yani her şey alabildiğine değişiyor, içinde bulunduğu fanusu kırmaya, gelişimini henüz tamamlayamayıp sabırsızca ruhunu çevreleyen zarı yırtmaya uğraşıyor…
- Bugünlerde, yani terk etmelerin beni boğazladığı günlerde fark ediyorum ki zaman içinde hatıralar bile değişiyor… mesela bazen aynı hazzı yahut aynı hüznü vermiyor olabiliyorlar…






Son yorumlar