Facebook konulu bir yazı yazmanın gerekliliğini tartışabiliriz. Ama gelin görün ki facebook hayatımızda önemli bir yer tutmuş durumda. Günlük ihtiyaçlarımızdan biri olmayı başardı. Tüketilmesi kolay ne kadar bilgi varsa her birini tüketiyoruz. Yanlış bir tüketim şekli olsa bile okuyan sayısının azlığından dem vurarak yine de insanlar az biraz bir şeyler okuyor diye avunabiliyoruz. Kendimi örnek verirsem bir çok şeyi facebooktan öğrenmeye başladım. Bursa’da yaşıyorum ve Bursa’da kısa süreli bir su kesintisinin olacağını düşünceli bir kaç arkadaşımın paylaşımlarından öğreniyorum.
Aslında bakarsanız güzel bir aracı bu facebook. Anında bilgiyi öğrenebiyorsunuz. Arama motorlarında veya başka bir yerde aramanıza gerek kalmadan bir arkadaşınız sayesinde bilgiye ulaşabiliyorsunuz. Ama bu bardağın dolu tarafı. Bir de boş tarafından bakmak gerekirse facebook insanların fazlasıyla zamanını çalmakta. İşinden geç çıkan bir insan bile yatmadan evvel facebook hesabına girmeyi ihmal etmiyor. Uyku hayatımızda en önemli ihtiyaçlardan biriyken bile facebook kadar önem arz etmeyebiliyor. Zira günümüz gençleri yani ben ve yaşıtlarım bir işin suyunu çıkartmayı ve fazlasının zarar olduğunu bile bile fazla fazla kullanmayı kendimize verilmiş bir görev olarak görüyoruz. Bunu bir öz eleştiri olarak alabilirsiniz.
Facebook’un hayatımızdaki yerini gördüğümde fazlasıyla şaşırdım ve sanat eserlerinin facebookta insanlara daha hızlı ulaştığını görünce bir facebook sayfası açmaya karar verdim. Bu çok mantıklıydı. Bir kaç günde fazlasıyla ilginç ziyaretçi rakamlara ulaşmanız hiçte zor değil. Bunun bana bir şey katacağını sanmıyorum ama bu bir sektör haline geldiyse en azından var olduğumu göstermek istedim. Ama fazlasıyla zaman kaybettiğimi ve okur yazarlığımın azaldığını farkettiğimi anladım. Çok üzücü. Hem kendi adıma hem de diğer insanlar adına çok üzücü.
Yazımın eğer bu kısmına kadar okuduysanız farketmişsinizdir. facebookun eksi ve artılarını anlattım. Ama bir kulağımızdan girip diğerinden çıkacak. Biliyorum birazdan ya beğen tuşuna basacaksın ya da facebook profiline geri döneceksin. ben de öyle yapacağım.
saygılarımla






Eylül 19th, 2011 on 18:20
Adıma Facebook sayfasını çok yakın bir zamanda çocukların ısrarı üzerine oluşturduk:)) Varlığı ve yokluğu benim için çok fark etmiyor ama sizinde bahsettiğiniz gibi olumlu yönleri de yok değil hani Muhammet bey.
Eylül 17th, 2011 on 12:21
Güzel İnsan;
Ne hoş dile getirmişsin…
Hayat böyle işte; isteyerek yaptıklarımız önce zevk verir, sonra bu zevkler alışkanlıklara döner ve bir yerden sonra bu alışkanlıktan vazgeçmek uğruna savaş veririz kendimizle…
Facebook kullanıcısı olmak da böyle diye düşünüyorum. İnsanların bu sosyal paylaşım sitesine alışkanlıkları en üst düzeyine ulaştı ve sorgulamalar başladı yavaş yavaş. Şimdi geçici olarak hesabı dondurmalar, dayanamayıp tekrar aktif kullanıcı olmalar arası çelişkilerin yaşandığı dönem
Bu yorumu gönderdikten sonra “arkadaşların arasında bunu beğenen ilk sen ol” önerisini dikkate alıp
beğeneceğim ve facebook sayfamda paylaşmış olacağım yazını.
Belki okuyup düşünenler olur hatta beğeni sayısı artar yazının ama yine de bir şey değişmez gibi geliyor bana
Sevgilerimle.
Eylül 17th, 2011 on 16:33
öncelikle degerli yorumunuz için teşekkür ederim. dediginiz gibi hesap dondurma isi de biraz komedi. Silemiyorsun ama dondurarak açık kapı bırakıyorsun ve sonucta alıskanlik haline gelmis bir sey oldugundan ihtiyac duyarak tekrar aktiflestiriyorsun. Bunu bende cok yaptım ama hala hersey aynı