Başladığın gibi bitireceksin hayatını. Hiç eksilmeden, şerefinden, gururundan, haysiyetinden, onurundan ödün vermeden. Hiç kimsede küçücük bir sevgini bırakmadan. Kimseyi sevmeden.

Çünkü sevmiyorsundur  doğduğunda hiç kimseyi. Yalnızca annen olmalı yüreğinde. Doğarken yalnızca o vardı çünkü. Son nefesini vereceksen, sadece onun kollarında vereceksin. Kıyabilirsen tabi…

Hayatını bir güzele bağışlayıp, onun dudaklarında huzur bulup, o olmadan nefes alamama durumun da olmayacak. Bırakır çünkü en sadık kadın bile son nefesini verdikten sonra. Seninle olan, ölsen dahi yanında gelen bir kişi vardır sadece. Anne…  Annesinden dayak yiyen bir çocuğun Anne! Diye feryat etmesinden anladım onun sevgisinin ilahi büyüklüğünü.  Ve bu dünyaya bir kez daha gelsem, yalnız onun için gelirim diyecek kadar cüretkarım şimdilerde.

Oysa ki beni deli gibi seven, yüreğini önüme koyup ‘al senindir’ diyen, güzel bir kadın olmasına rağmen yazıyorum bu satırları. HİÇ KİMSE SEVMEZ ÖLDÜKTEN SONRA. Ve hiç kimse hatırlamaz ölümünden en çok 2 yıl sonra. Yalnızca içki sofralarında adın geçer ondan sonra. Sevdiğin kadın mı? O birkaç yıl anımsar istemesede. Fakat hayat ,ona da unutturur bir zamanlar var olduğunu… Nefesinde el oğlunun nefesi vardır en çok 2 yıl sonra.

Evet ben ölmedim. Evet yaşıyorum hala. Evett görüyorum etrafımda yaşanılanları. Ve evet göremiyorum bu dünyayı terk edenleri anımsayan tek bir sevgili…

Velhasıl;  Başladığın gibi bitireceksin hayatını. Hiç eksilmeden, şerefinden, gururundan, haysiyetinden, onurundan ödün vermeden. Hiç kimsede küçücük bir sevgini bırakmadan. Kimseyi sevmeden…

İlginizi çekebilir

  • 22 Nisan 2010 -- Bir melek deli, bir deli Aslı ve Pınar abla (4)
    İsminiz ''Pınar'' değilken, size hiç Pınar diyen oldu mu? Bana oldu. Olmasa neden yazayım ki şimdi bunu. ''Eee ne olmuş yani'' diyeceksiniz, muhtemelen. Okura göre, belki ne alaka, kel alaka durumu. A...
  • 23 Haziran 2009 -- Protokol (0)
    İşim gereği zaman zaman protokollerde bulunmak durumundayım. Ama sevmiyorum protokolleri, bünyeme uymuyor, ruhumun yalınlığına ters düşüyor. Anlayamıyorum saatler önceden sıraya dizilişleri, kapılarda...
  • 03 Aralık 2009 -- Yirmi altı Ocak İkibindokuz… (4)
    Derince çekilen sigaranın ucundaki külü,  sağ el işaret parmağı ile dokunup küllüğe bırakışını izledim, ben sana, sen yalnızlığa bakarken, o an işte o an kendimi kül gibi hissettim. Ne düşünülerek içi...
  • 19 Ocak 2011 -- Zaman ötesi bir yolculuk bu, anlamayın… (0)
    Hangi şiir senin varoluşunu Anlatma cüretini gösterebilir ki… Sınama artık şair olmayan yüreğimi. Aşk bütün şiddetiyle kana karıştığından beri, Yetim bir çocuğun, Yanağındaki kırmızıyla yazıyorum...
  • 05 Aralık 2010 -- Fotoğraflarınızın halıya dokunmasını istermisiniz? (0)
    Baygri.com dostları sizlere çok ilginç bir iş’ten bahsedeceğim, efendim; resim, fotograf, yazı, ve dijital ortamdaki herşeyi halı olarak dokuyan birileri var ve bu baskı değil bildiğimiz dokuma. Ha...
  • 18 Ocak 2010 -- Mississippi yanıyor/ Dilenci (Gerçek hikaye) (6)
    Nokta atışıyla ve cımbızla çekilip alındıkları yerde, kadın ve ailesi henüz belirsiz ve sanki kimsesiz, gelecek haber doğrultusunda hareket etmek üzere bekliyorlar. Zaman geçmiyor. Zaman zaten yok art...