Bir insan düşünün… Hayatı, doğumundan itibaren çoğumuzun bile en hafifini dahi yaşamadığı kadar kötü talihsizliklerle dolu, her talihsizliği bir şekilde kendisi için avantaja çeviren, kendi kuralları olan, insanların onu tanımlarken sadece “garip” olarak nitelendirebildikleri bir insan… 21.yüzyılın en değerli firması Apple’ın kurucusu, aynı zamanda yaşadığımız dönemin belki de en büyük dehası olan Steve Jobs ’u 5 Ekim 2011 tarihinde kaybettik.

Steve’in  hayat hikayesini incelediğimizde aslında ders almamız gereken çok şey var. Önce hayatından kısaca bahsedelim. Steve Jobs 1955’te evli dahi olmayan bir anne’den meydana gelir. Biyolojik babası Suriye’lidir. Annesi Steve’e hamileyken onu evlatlık vermeye karar verir. Ancak onu evlatlık edinecek çiftin kız çocuk istemelerinden dolayı Steve, üniversite mezunu olmayan bir anne ve lise dahi mezunu olmayan bir baba tarafından Steve’in üniversite mezunu olacağı sözü ile annesi ikna edilerek evlat edinilir. 17 sene sonra Steve, Reed Üniversitesi’ne başlar. Üniversite ücretinin ailesinin maddi durumu açısından çok fazla olduğunu düşünen Steve, ailesi zor durumda kalmasın diye okulu bir dönemin sonunda bırakır. Okulu bırakınca, ilgisini çekmeyen alması zorunlu derslerin yükünden kurtulduğu için okulda ilgisini çeken derslere girip kendisini geliştirmeye başlar. Orada Steve’i en çok geliştiren ders “calligraphy“yani güzel yazı yazma sanatıdır. Steve yaklaşık 18 ay sonra üniversiteden tamamen ayrılır. Önce Hindistan’a gider ve Atari’de çalışır. Bir süre sonra da arkadaşı ve adaşı Steve Wozniak (kendi deyimiyle Woz) ile birlikte bir apartmanın garajında “Apple” firmasını kurar. 1970’lerin sonuna doğru iki arkadaş ilk defa ticari başarı sağladıkları kişisel bilgisayarları olan “Apple II serisi” ni tanıtır. 1980’lerin sonuna doğru ilk defa mouse ile kullanılan GUI’yi (Graphical User Interface)’i keşfeder. Apple II serisinin satışları sayesinde Apple gittikçe büyür. 4000 çalışana sahip ve 2 milyar dolar değerinde büyük bir firma olur. Şirketin genişlemesini sağlamak için 1983’te Pepsi Cola’nın CEO’su John Scully’i “Ömrünün sonuna kadar şekerli su mu satmak istiyorsun, yoksa dünyayı mı değiştirmek istiyorsun?” diyerek Apple’ın başına getirir. Ancak, iş hayatında Steve Jobs, çalışanlarının onunla çalışmaktan çok da zevk aldığı bir adam değildir. İş arkadaşlarının sözünü dinlemeyen, oraya buraya emirler yağdıran, başına buyruk, kendini işlerine gömünce günlerce odasından çıkmayan, iş arkadaşlarının bir süre sonra “kokuyor” diye şikayet ettiği bir adamdır aslında Steve Jobs. Tam bir başarı takıntısı vardır kısaca. 1985’te Steve bu davranışları yüzünden yönetim kurulu ve kendi getirdiği CEO John Scully tarafından Apple’dan kovulur. Diğer bir deyişle, kendi kurduğu şirketten kovulmayı başarabilen bir insandır Steve Jobs.

Çok sevdiği Apple’dan kovulunca, birkaç ay kendini boşlukta hisseden Steve, daha sonra aşık olduğu şeye, yani bilgisayarlara geri dönerek “NeXT Computer” isimli yüksek öğrenim ve iş dünyası için bir bilgisayar platformu üretmeyi amaçlayan şirketi kurdu. Ürettiği bilgisayarlar daha çok bilimsel amaçlı kullanıldığı için çok duyulmamıştır, ancak “World Wide Web” (WWW) sistemi bile CERN’de NeXT marka bir bilgisayarda üretilmiştir. NeXT Computer’da iken üzerine çalıştığı “Object Oriented Programming” (OOP) sistemi, MAC OS X’de kendini bolca göstermiştir. NeXT’te iken ayrıca “dahili ethernet port”,”digital signal processor”, “Mach Kernel” gibi son derece inovatif teknolojilerin de tasarımını yapar, bu teknolohiler de bilgisayar ve programcılık dünyasının seyrini değiştirerek MAC OS X’te kendini bolca gösterir zaten.

NeXT Computer’i kurduktan sonra Steve Jobs, 1986’da Lucasfilm’den “Pixar Animation Studios” u satın alarak grafik tasarımları üzerine de çalışmaya başlar. 10 yıl içerisinde Pixar’da da inovasyondan vazgeçmeyen Steve Jobs, tam 9 sene sonra “Toy Story” isimli ilk bilgisayar animasyon filmini  yapar. Pixar, ürettiği “Toy Story”, “Finding Nemo”, “The Incredibles” gibi hepimizin sevdiği animasyonlar başta olmak üzere çok sayıda oscar alır. 2006’da Pixar, Walt Disney Studios tarafından satın alınır ve Steve Jobs, Walt Disney yönetim kurulu üyesi ve en büyük gerçek kişi hissedarı olur.

Bu arada, Steve Jobs’un olmadığı dönemde Apple’ın batma tehlikesi yaşaması üzerine Apple Steve’i geri çağırır, ancak bu sefer Steve gelmek istemez. Bunun üzerine Apple 429 milyon dolara NeXT’i satın alır. Steve hayallerini ilk gerçekleştirdiği şirkete yani ilk aşkına geri dönmüştür artık. Her istediğinin yapılması, her dediğinin kayıtsız şartsız yerine getirilmesi koşuluyla tekrar Apple’ın başına geçer. NeXT’te öğrendiği bir sürü teknolojiyle Apple bilgisayarlarına yepyeni işlevler ve tasarımlar kazandırır. Mesela “MAC OS X” in yazılması “NEXTSTEP” işletim sisteminin geliştirilmesi sayesinde olmuştur. Kısaca Steve geldikten sonra artık Apple ürünleri yavaş yavaş birer arzu nesnesine dönüşürler.

Her zaman inovasyon için koşturup duran işkolik Steve Jobs, bu sefer dünyanın başka bir yerini değiştirerek herkesin zorlukla kullandığı, takılıp duran, kapasitesi zayıf CD çalarlar yerine “iPod” adında minicik mp3 çalarları tasarlar. iPod’lar kısa sürede yüzlerce dolar fiyatlarına rağmen mağazalarda insanların kuyruk olarak satın aldıkları bir objeye dönüşür. Diğer tüm firmalar Apple teknolojisini taklit ederek yüksek kapasiteli mp3 çalar üretmeye başlarlar. iPod’lar sadece müziği dinlediğimiz aletleri değil, müzik sektörünü de değiştirirler. İnsanlar artık taşınması zor, çabucak bozulabilen ve pahalı CD’ler yerine “iTunes” diye bir site üzerinden istediği şarkıyı 1 dolardan bile ucuza alabilir olmaya başlarlar. Hırsızlık sektörünü bile değiştiren iPod’lar, hırsızları ve kapkaççıları kulağında beyaz kulaklık taşıyan insanlara yöneltti. Çünkü yüzlerce dolar değerindeki iPod’u taşıyan bir çanta, bunun yanında değerli bir telefon ve yüklü miktarda para taşıyor olabilirdi.

iPod’la değiştirdiği müzik sektörüyle doymayan Steve Jobs, bu sefer Nokia, Samsung, Sony, Ericsson gibi dev firmaların kapıştığı telefon sektörüne el atıp orayı de değiştireyim ister. Üzerinde bir sürü tuş taşıyan, estetikten yoksun, konuşmak ve mesajlaşmaktan başka diğer fonksiyonları düzgün kullanılmayan telefonların içine, belki o modellerin 10 model üstü kalitesinde “iPhone”u salıverdi. Tasarım olarak son derece zarif, üzerinde sadece bir tuş bulunan, insanların elinden düşmeyecek bir telefondu iPhone. Tıpkı iPod’dan sonra tüm mp3 çalarlar iPod gibi çıkmak için taklit yarışına girdilerse, iPhone’dan sonra da tüm telefon üreticileri onu, Steve’in dehasını taklit etmeye başladılar. Başta HTC olmak üzere bir çok firma iPhone’un klonu sayılabilecek bir çok ürün çıkardılar telefon piyasasından geri kalmamak için. Finlandiyalı telefon devi Nokia ise batmanın eşiğine geldi. Sony piyasadan çekildi…

Herkes telefon teknolojilerinin üzerine yoğunlaşmış Apple’ın bir tasarımını ya da mimarisini taklit etmeye çalışırken, dünyayı bir de tablet pc tarafından değiştirmeyi kafaya koymuş Steve Jobs bu sefer de “iPad” i tanıttı. Hiçbir zaman pazar araştırması yaptırmayan Steve Jobs, müşterilerinin ne istediğine değil, onun müşterilere neler sunacağını düşünürdü hep. Demiştim ya garip bir adam diye, aynen öyle işte… Müşterinin ne istediğini önemsemediğini iPad’in tanıtımını yaparken bir gazetecinin sorusu üzerine “Biz yapacağız, siz de öğrenip kullanacaksınız. Ekstra bir özellik lazım olursa biz zaten yüklemiş oluruz, olmayan özellikler demekki sizin ihtiyacınız değildir.” diyerek iddialı duruşunu korumuştu. iPad çıkar çıkmaz her zamanki alışılmış Apple Store önü kuyrukları başlamış, ön siparişler tavan yapmış, fiyatı binlerce dolar değerinde bile olsa neredeyse bedavaymış gibi rağbet görüyordu. Tablet pc üreticileri bu sefer de yine ellerindeki teknolojiyi bırakıp Apple’ı taklit etmeye başladılar. Hatta Samsung bir teknolojisini çaldığı iddiasıyla dava etmişti Apple’ı. Babasını hiç tanımamış, evlatlık verilmiş, üniversite okumamış, kendi kurduğu şirketten bile atılmış Steve Jobs’un peşini talihsizlikler ve kötü olaylar bırakmaz tabiki. 2004’te pankreasında bulunan tümör yüzünden kansere yakalanır. Tüm engelleri bir şekilde atlayan, başarı söz konusu olunca her şeyden vazgeçen Steve Jobs için bu engel biraz sert gelmişti. 2004’te pankreasından ameliyat oldu, 2009’da karaciğer nakli yaptırdı ancak bu çaresi olmayan hastalığı gittikçe ilerlediği için 24 Ağustos 2011’de Apple’ı bıraktığını açıkladı. Ve son tasarımı “iPhone 4S”in tanıtılmasının ardından 24 saat sonra 5 Ekim tarihinde pankreas kanseri yüzünden hayatını kaybetti.

Her alanda dünyayı değiştiren Steve Jobs ve Apple, artık gerçekten diğer şirketlere “Bu iş  böyle yapılır, çekilin bari kalabalık etmeyin” diye ders veren bir hoca rolüne girmişti. Steve’in karakterinin ilginç olmasından kaynaklanmasından dolayı bazı engelleri olmasına rağmen Apple ürünleri gerek mühendisliği gerekse tasarımı ile piyasadaki en değerli ve en başarılı cihazlardır. Mesela Steve Jobs’un Adobe CEO’suna “Flash uygulamasını bir doğru düzgün yazamadınız, program yazmaktan haberiniz yok mu sizin?” diye çemkirmesi ve bu söze Adobe’un tepki vermesi sonucunda iPhone’larda Flash uygulamaları çalışmaz. İnsanlar en çok kullanılan platformlardan biri olan Flash’ı kullanamamalarına, yani flash ile hazırlanmış hiçbir siteye girememelerine rağmen bu olay Apple Store’un önündeki sırayı azaltmaz bile. Çünkü Apple ürünlerinin altında bir felsefe vardır, Steve Jobs’un felsefesi. Apple fanlarının kafalarındaki felsefe aynen budur  işte. Apple ürettiği ürünlerin hepsinde her zaman en iyi ve takit edilen olmuştur bu yüzden…

Steve Jobs’ın ölümünün ardından şunu farkettim; hayat gerçekten çok kısıtlı… Ne yaparsan yap, kim olursan ol bir anda o zamana kadar sana önemli gelen her şey önemsiz olabilir. Steve Jobs’un da dediği gibi “Zamanınız kısıtlı, bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın. Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına takılıp kalmayın. Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin. Ve en önemlisi kalbinizin ve sezgilerinizin yolundan gidecek cesarete sahip olun. Kalbiniz ve sezgileriniz ne yapmak istediğinizi bilirler. Bunun dışındaki herşey ikinci planda.”

Yapmış olduğun her şey için çok teşekkürler Steve Jobs! Şimdi hepimiz iSad…

İlginizi çekebilir

  • 01 Eylül 2009 -- Sanal alemin en çok merak edilen kişisi kimdir? (0)
    Ünlülerin hayatları ile ilgili bilgi veren bir internet sitesinde, sanal alemin en çok merak edilen kişisi olarak birinci sırada kim varmış biliyormusunuz? Ben, kendimi düşünürken :) İnanılır gi...
  • 21 Aralık 2010 -- Blog yazarak ev geçindirmek zor arkadaş (4)
    Blog yazarak ev geçindirmek zor arkadaş, Allahtan sponsorlarımız var, yoksa her ay aldığım bilmem kaç bin dolara yakın reklam geliri ile ancak geçinebiliyorum. Kısaca durum bu olunca canım sponsorl...
  • 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
    Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y...
  • 22 Ağustos 2010 -- Rastlantı da rastlantı yoktur. (9)
    Karadeniz gezimizin ilk akşamı, yemek sonrası aramızda sigara içenlerden bir kaçımız ayrı bir köşede yudumluyorduk kahvelerimizi. Bir yuvarlak masanın etrafında, önümüzde ki günlerin program akışı, ge...
  • 19 Temmuz 2010 -- Kalbim Ege’de… (0)
    Uzanmışım bir şezlonga, sürmüşüm güneş kremimi, bir yanımda  kitabım diğer yanımda buz gibi suyum, kulağımda hafiften bir müzik çalıyor,  telefonum ise duyamayacağım kadar çok uzaklarda. Kim aramış, k...
  • 10 Mayıs 2011 -- Gözyaşım’a (0)
    Gözyaşımdın Döktüm Sigaramdın Yaktım Sigaramın külü gibi Bir siyah,bir aktın Dün gece Şehrimin gözlerinden Bir bir aktın Gözyaşımdın Kaçtın Hala duruyor kalıntıların Kaçtığın günden be...