Çocukluğuma denk gelen yıllarda aldığımız ölüm haberleri üzerine hep aynı yorumu yapardım, “ne çok yaşamış”. O zamanlar hayat benim için yeni yeni çift basamaklı bir sayı ile ifade edilmeye başlamışken; insanların yaşadıkları kırk, elli sene gözümde çığ gibi büyürdü. Hele ki anne ve babamın kırklı yaşlarda kaybettikleri tanıdıkları için “gencecik öldü” diye üzülmelerine anlam veremez; “daha ne kadar yaşanır ki?” derdim.

Kırk yaşın hatıramda böyle bir izi olmasını şimdi daha bir hayretle karşılıyorum. Neden bilmem daha o zamanlardan varmış kırk yaş sendromu bende.

Şimdi ise otuzyedi yaşının verdiği çocuklukla(!) kırklı yaşlarda daha olgun, daha üretken, daha verimli olabileceğim kanısını taşıyorum. Bir ümidim de bu yaşlarda sanatsal anlamda gerçek ifademin oturacağına ilişkin. Hal böyle olunca; kırk yaşın gerçekten önemi olup olmadığını araştırma gereği duydum. Astrolojik olarak edindiğim bilgilere göre;

“Bir gezegenin doğum anındaki pozisyonuna geri dönme süresine astrolojide transit döngüsü denir. Bu döngülerden iki tanesi özellikle insan ilişkilerinde yaşanan önemli dönemlere açıklık getirir. Bunlardan Satürn döngüsü aşağı yukarı 29 yıl, Uranüs döngüsü ise 84 yıl sürer. Uranüs’ün doğum haritasındaki pozisyonuna karşıt açıya gelmesi ise 42 yaş civarı gerçekleşir. 29 ve 42 yaş insan hayatında genelde bir kriz, yeniden yapılanma, ilişkiye başlama ve bitirme yaşlarıdır. Bu iki dönemden kaçış yoktur, tıpkı ergenlikten veya yaşlılıktan kaçış olmadığı gibi.”

Astrolojinin de kabul ettiği bu yaş dilimi; insanların büyük kararlar verdiği, başarılara imza attığı yani hayatın dönüm noktası olarak ifade edilebilecek bir döneme denk gelir.

Ressam Paul Gauguin’in yaşadığı şehri, evliliğini, çocuklarını bırakıp Tahiti’ye yerleşmesi ve burada sadece resim yapmak için yaşamaya başlaması 43 yaşlarına denk gelir.

Yahudi asıllı Alman teorik fizikçi Albert Einstein, 1921 yılında fotoelektrik etki üzerine çalışmaları nedeniyle Nobel Fizik Ödülü’ne layık görüldüğünde 43 yaşındadır.

Türkiye’nin ilk kadın seramikçisi ünvanını alan Füreya Koral ilk seramik sergisini 41 yaşında Paris’te açmıştır. Ve Ulu Önderimiz Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduğunda 42 yaşındadır.

Hayatlarına kırk düğümü en güzel şekilde atmış bu insanları saygıyla anıyor ve başka bir isimden bahsetmek istiyorum sizlere.

Seattle’da oturan Erden Eruç, Altı Zirve Projesi’ne, böylesi bir yolculuğun yıllarca hayalini kurup, “acaba kas gücüyle dünyanın etrafı dolanılabilir mi?” diye merak ettikten sonra, 41 yaşındayken başladı. İnsanlık tarihinde bir ilk teşkil edecek bu “en uzun yolculuk,” senelerce süren bir hazırlığın sonucu. Makine mühendisliği ve işletme dallarında yüksek lisans sahibi, teknik danışman olarak çalışmış olan Erden, para, koşuşturma ve artık tatmin vermeyen bir kariyeri geride bırakıp hayalini gerçekleştirmek amacıyla yola koyuldu.

29 Mayıs 2003 tarihinde, Altı Zirve Projesi’nin ilk aşaması olarak Erden, Kuzey Amerika kıtasının en yüksek noktası olan Alaska’daki Denali (Mc. Kinley) zirvesine ulaşmıştır. 24 Ağustosta Seattle’a döndüğünde bisikletle toplam 5.546 mil (8.925 km) mesafe yol katetmiştir.

Erden, 2006 başında Kanarya Adaları’ndan Guadeloupe’ye tek başına ulaşarak, kürekle okyanus geçen ilk Türk ünvanını kazandı.

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi, 1.300 aday içinden seçtikleri 19 kişi arasında, Erden’in 2006′daki tek başına Atlas Okyanusu geçişinin ardından onu, sporu toplum faydasına kullanmak azminden ötürü bir Fair Play ödülüne layık gördü.

10 Temmuz 2007 ve 17 Mayıs 2008 tarihleri arasında 312 gününü Pasifik okyanusunda kürek başında geçiren Erden, Papua Yeni Gine sularına kadar ulaştı. Kas Gücüyle Devrialem yolculuğunun bu ilk safhasında önemli bir merhale olan bu ikinci safhanın hedefi Avustralya’daki Kosciuszko zirvesine ulaşmaktı. Denizde geçirdiği 312 günde kuş uçuşu 5.514 denizmili yol katetmişti. Uydu telefonuyla Türkiye’deki Yatılı İl Bölge Okullarında okuyan öğrencilerle telekonferanslar düzenleyip onların yararına İlkyar Vakfı’na 50.000 dolara yakın bir miktar nakit fayda sağladı. Geçiş sırasında karadan 3.000 denizmili açıkta bir Gülen Martı (Larus atricilla) ile karşılaşmasını belgeleyerek bu martının rekorunun kitaplara girmesini sağladı. Bu geçiş süresi, denizde en uzun süre kalan kürekçiye dair yeni Guinness Dünya Rekoru olarak tescil edildi.

137 günlük Hint Okyanusu geçişi sonunda Madagaskar’daki Mahajanga’da karaya çıkan Erden, Londra merkezli Okyanus Kürekçileri Derneği tarafından “üç okyanusu küreklemiş ilk kişi” kabul edildi. Okyanus kürekçiliğinin ilkleri arasında yer almasının yanında, Guinness World Records da bunu tescil etmiş bulunmaktadır.

Kasırga mevsiminin ardından Erden, 26 günde teknesini kürekle Mahajanga’dan Mozambik’teki Angoche’ye ulaştırdı. Böylece Erden’in Hint Okyanusu geçişi tamamlanmış, kendisi tarihte Avustralya’dan Afrika’ya iki anakıta arasında Hint Okyanusu’nun tamamını kürekle geçmiş ilk kişi olmuştur. Hayatının toplam 655 gününü aynı teknede kürek başında geçirmiş olan Erden, dünyanın hayatta olan en tecrübeli okyanus kürekçisidir.

Altı Zirve Projesi’nin bir parçası olan Kilimanjaro’ya tırmanmak üzere Mozambik’teki Angoche ile Tanzanya’daki Arusha arasını bisikletle kateden Erden, 14 Haziran 2011 günü 78 yaşındaki babası da dahil olmak üzere diğer ekip arkadaşları ile birlikte zirveye ulaştı.

Bu sabah kendisinden aldığım grup maili ise şöyle;

Merhaba arkadaşlar.

Su anda Namibya’daki Luderitz limanında Atlas Okyanusu’na açılmak için uygun şartları beklemekteyim.

Çarşamba aksamına kadar rüzgar 35-40 knot esecek, sonra Cumartesi sabahına kadar değişken kalacak. Ardından tahminlere göre düzenli olarak güneyden esmesi bekleniyor. Cuma ya da Cumartesi sabahı belki denize açılabilirim.

http://www.kaslagit.com sitemizde, sağ yukarıda [ORS HARITA] düğmesi var. Oradan benim geçişimi günbegün takip edebilirsiniz. Eğer Tobago’nun etrafından dolanabilir ve Karayip Denizi’ne girebilirsem, hedef Orta Amerika olacak. Tercihim Kostarika’da Limon ya da Guatemala’da Barrios limanları olabilir. Yucatan yarımadasının kuzeyinden geçebileceğimi sanmıyorum.

Bu arada, Guinness World Records sitesinde üç ayrı okyanusu küreklemiş ilk kişi olarak kayda geçtim. Londra merkezli Okyanus Kürekçileri Derneği bunu teyit eden hakem kuruluş, onların da sitesinde zaten kayıtlıyım.

Başarılara yenilerini ekleyerek mücadeleye devam etmekteyim.

Hepinize sevgiler.

Erden Eruç

Mücadelesini gönülden desteklediğim Erden Eruç’a çıktığı bu yolda sonsuz şans diliyorum, biliyorum ki başarıyı kendisi yakalayacak.

Ve yaş sınırına yaklaşmış biri olarak heyecanla diyorum ki; kırk sihirli düğümü atabildikten sonra, sanırım hayat yeniden başlıyor…

Benzer yazılar

  • 05 Mayıs 2009 -- Van Gogh’un kulağını Paul Gauguin kılıçla kesmiş (3)
    Vincent Van Gogh’un kulağını kesmesi hep ilgimi çekmişti, içinde bulunduğu ruh hali, düşündükleri, amacı hep ilgi çekiciydi benim için. Bu kulak kesme ile ilgili en bilinen iki rivayet vardır. Biri...