Elleri yumuk yumuk, pamuk gibi o mis kokusunu içine çekince rahatlarsın. Sanki eline aldığında bişey olacakmış hissine kapılırsın. Öyle dikkatli tutarsın ki; canını bile verecek kadar sımsıkı sararsın. Onun adı; melek hemde gözle görülen, elle tutulan meleklerden.

O melek ki insana yaşama sevinci verir. Hayata tutunmanı sağlar. Aileyi bir araya getirir. Seni depresyondan kurtarır. Kesinlikle hayatının bir parçası olur. Tüm yaşamını onun üzerine göre ayarlasın. Ne kadar kıymetli bir melek görüyormusunuz. Sabah kalkmayı, öğlen yemek yemeyi ve dışarı çıkma saatlerini onun uyku saatlerine göre ayarlarsın. Hayatınıza öyle güzel bir düzen verir ki, günleriniz kurulu saat gibi akıp gider. Kimden bahsettiğimi hemen anladınız. Bu demektir ki bu melek çok zekii… İnsanları hayata bağlıyor, onlara neşe kaynağı oluyor, yaşama sevinci aşılıyor ve mutlu ediyor. Allah o melekten herkese kısmet etsin…

Ama bilmiyor ki geldiği dünyada neler var neler. Karşısına çıkacak olan zorlukları tırmanarak ilerleyecek o melek. Hayat ne zor. İnsan bu dünyaya kendi isteği ile gelmiyor. İnsanlar kedi egoları için getiriyorlar. Kimse ona dünyanın bu kadar kirli ve zor bir yer olduğunu söylemiyor. Ama küçükken her şey toz pembe, büyümek çok güzel geliyor. Ta ki hayatın yükü omuzlarına bindiği zaman anlıyor. Bu dünyaya neden geldim ki sanki…

Zor işler bunlar zooorrr. Yaşamak zor, hayat zor. Zor dostum zor. Ne yapalım gelmişiz bi kere… Küçükken hemen büyümek, büyüyüncede zamanın durmasını isteriz. Hayatın çetrefilli yollarında, düşe kalka yol alırız. Sanki hiç yaşlanmayacakmışız gibi gelir. Ama bir gün bakmışız aynaya kendimizi bile tanıyamaz olmuşuz. Bu benmiyim…

Yüzümüzdeki derin çizgiler işte o çileli  hayatın izleridir. O hayat ki yoğrulmuş ve tekrar tekrar açılıp yumak edilmiş hamur topağına benzetmiştir. Belki zamanın o kadar da kısa olduğunun farkına bile varmıyoruz. Her gelen gün bir öncekinin hatırasını alıp götürüyor. Kalbimizde kalan ise yaşadıklarımız. Film şeridi gibi gözümüzden geçen canlı ayna oluyor. “Keşke” demeden yaşayan ve bu dünyadan göçenlere ne mutlu. Meleklerimize uzun ömürler dileğimle…

İlginizi çekebilir

  • 23 Mayıs 2010 -- İç sesim (8)
    Bir kaç yıl önce, sevdiğim bir arkadaşım aradı, ''Sen seversin, ilgi alanına girer. Reiki almak ister misin?'' dedi. Reiki'nin sezgileri güçlendirdiğini, ruhsal farkındalığın artmasını sağlayan bir yö...
  • 14 Ekim 2011 -- Acımın ucundan azıcık tut (0)
    Hangi lanetli kavimin göçtüğü yollardan geçip ayak izlerine bastım. Beddua almış hangi toprağın suyundan içtim. Hangi sınavın içindeyim ki; gidişattan bile not alamıyorum, sınavım direk infaz ediliyor...
  • 29 Mayıs 2009 -- Uğurlar olsun (0)
    İki katlı bahçeli büyük ev. Gündüzleri büyük hanımlar ve yardımcılar var. Akşam olunca anne baba ve çocuklar. Mutlu ailenin, geniş sülalenin tek kız çocuğu. Üzerine titriyorlar. Prensesler gibi giy...
  • 29 Ekim 2009 -- 29 Ekim Cumhuriyet Bayramına özel google logosu (0)
    Dünyanın en kapsamlı arama motoru Google; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramının 86. Yılını kutladığımız bu günlerde logosuyla bu kutlamalara katılarak güzel bir jest yaptı......
  • 05 Eylül 2010 -- Çok satmak… (4)
    Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın yazdığı ve Angora Yayınevi'nden yayımlanan "Haliçte Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat" kitabı, 20 Ağustos Cuma günü piyasaya çıktı ve Türkiye'nin günde...
  • 20 Eylül 2011 -- Biraz Su ve Biraz Toprak- 3 (0)
    Bu riskli ve yorucu günün sonunda eve dönüyordu yürüyerek. Başını öne eğmiş, kendisini yanında mutlu hissettiği babaannesini düşünüyordu. Babaannesi; felç inip kendisine bakamaz hale gelince, yanların...