Her defasında…
Plastik gülüşümle,
kapı önünde , gülerek karşılandığına bakma.
Senin refüjlere bindirdiğin,
Pert acılarımla ,yola koyulup,hayatı karşılamak yerine…
Dibine kadar koyulan kadının ,Tanrısal gülüşü oldum .
Her şey yapaydı .
Anlıyor musun?
Bir varmış ,
bir yokmuş olduğun zamanlarda.
Günü tutturamayan, sabah kahvaltısı ,dublajlarda.
Burulan çay tadlarında.
Öğle yemekleri arasına, sardığım,
Ucuz adisyonlarla yazılan,şiir tokluğuna doymak.
Günü kurtarmıyor.
Kepekli ekmek kıvamına tav olup,
yapay şişiyorken…
İ ç i n…
Bu hissedişin sosyal açıklaması yok.
Senin şişelerin dolsun diye;
ahmakça,
Gözlerim,
halka halka akarken hayatıma,
İyi şiirler çıktı mı? bilmem.
O, halkalardan çıkan balonlar,
çocukluktan kalma dudak oyunumdu.
Her yere uzanan,devletlu …
Elin,gönül işçilerinle
Girilmez levhalarımı
el mahareti çabukluğunla,
tek tek …
S ö k e r k e n …
Senin dilinden…
Nasıl ?
Sevişileceğini bilmeyecek kadar toydum.
Arka ortam değilse de,
hayata gülümseyerek baktığım, camı ortadan çatlattın.
Sokakta kalan, bir çocuk kadar üşümüş ve yalnızım.
Yüreğimden vererek,pahalıya çoğalttığım.
Fotokopi sevdaları…
Nokta atışı yaptığın her yerden,
O n i k i d e n …
Hazır kasığımdan vuruyorken…
Nefesinde bana rastlarsan…
Hayatının inkarını yap.
Yutkun…
Beni harca.
Oysa biz bunları hissederken,
Dışarıda, gözümüzü kapadığımız, deniz soluklu, bir hayat vardı.
Çocuklarını ellerinden tutup gezdiren, mutlu anneler,
İşçilerin yüreği dağlayan, ayakta kalma çabası,
Doğudaki adamın, önümüze her boydan diktiği cenazeler…
Yaşlanmış yüreklerin, dizlerine yaslanarak, geçen yaşamları…
Bizim dışımızda her şey vardı.
Nasıl da yalandan gülmüşüz hayata karşı.
Faturamın şişkinliğini, ödeyemeyecek kadar,yüreğim…
B o ş a l d ı…
Esaslı bir çimdik at, hayatıma da…
Uyanayım.






Son yorumlar