Birkaç haftadır belim ağrıyor. Fiziksel ağrı  insanı ruhsal olarak nasıl da etkiliyormuş. Her şey nasıl da anlam kaybedebiliyormuş.

Eminim hayatta asla vazgeçemem dediğiniz bir listeniz vardır. Benimde var. Özellikle son bir senedir yoga, hayatımın öncelikler listesindeydi ilk sıradaydı. Üç haftadır bu ağrı yüzünden yogaya ara vermek zorunda kaldım.

Gerçekleri öğrendiğimizde onu yok saymak hepimizin en azından başta ilk çözüm yolu olmuştur eminim. Bende ilk önce ağrıma öyle davrandım. Yok sayarsam gelir ve gider sandım ama gitmiyor. Ruhumun kocaman bir alanına oturdu sanki bir şeylerle yüzleştirmeye çalışıyor beni.

Bir gece ağrım o kadar dayanılmaz oldu ki ağlamaya başladım ve ondan sonra ”en karanlık gecemi” evin içine aldığımı hissettim. Geçmişe dönüp kendimi pişman olmadığıma inandırğım her şey üstüme gelmeye başladı ve ne kadar kabul etmek istemesem de pişman olduğumu gözyaşları içinde kabul ettim. Sanki bitmeyen kabus gibiydi. Geçmişin kabusları yine üstüme geliyordu. O gece ağlayarak uyudum. Ağladığım sadece ağrım değildi, sanırım yaşanmışlık, yaşanamamışlık hepsi vardı. Ağrı, sadece fiziksel acıyla bana geçmişimi hatırlattı. Gözümün önündeki perde kalktı, sanki hala net görmek istemediğim şeyler vardı ve bu ağrı kabul etmek istemediğim ne varsa kabul etmemi ve bırakmayı öğretti.

Sadece mutlu, sakin bir uyku uyuyabilmenin ya da ağrısız yüreyebilmeyi öğrenmenin ötesinde kendi iç dünyamla yüzleşiyorum bu aralar. Hayatımda hiç olmadığım kadar sessizim ve sadece kendimle konuşuyorum.

Hayatta her yaşadığımız ana buradan ne öğrenebilirim diye bakmayı başarırsak gerçekten her şey değişiyor. Bu aralar benim ağrımla baş etme yöntemim bu ve hayatımdan kendisi tamamen gittiği zaman hiçbir şeyin eskisi olmayacağını da biliyorum.

İlginizi çekebilir

  • 24 Eylül 2009 -- Kara kaplı defter (0)
    Kızkardeşimle paylaştığımız, sadece ikimize ait bir kara kaplı defterimiz var. Geçenlerde birlikte kahve keyfi yaparken, üzerine de iki lafın belini bükerken, ''sence neden bir kara kaplı defter ed...
  • 01 Eylül 2010 -- Neden geldim İstanbul’a :) (0)
    İnsanın başını döndüren hiçbir yerde görmediğim bir trafik, sağınızdan, solunuzdan, önünüzden ve arkanızdan zıpçıktı gibi çıkan sokak çocukları ve dilenciler, milim milim ilerlediğiniz caddeler, yol k...
  • 29 Ocak 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 29 ocak 2009 (0)
    Bu sabah saat 8 de uyandım ama 9.30 da evden çıkabildim, dışarda güzel bir yağmur ve sinir bir istanbul trafiği vardı. Yağmurda, ben ayrı ruhum ayrı yürüyor, seviyorum yağmuru, nedense her yağmur da  ...
  • 19 Ocak 2009 -- İyiki doğdun hazel (5)
    Yazarlarımızdan Selda UĞUR' un yeğeni Hazel' in bugün doğum günü, baygri.com ailesi olarak Hazel'in doğum gününü kutluyor, sağlık ve başarılar diliyoruz....
  • 26 Şubat 2010 -- 15. Uluslararası Zagreb Karikatür Sergisi (2010 – Hırvatistan) (0)
    Tüm karikatürcülere açık bir yarışma. Konu: Müzeler / Sergi salonları, galeriler (MUSEUMS / GALLERIES) Boyut: A4 veya A3 (42 x 29,7 cm) Teknik: Siyah beyaz veya renkli. Sayı: En çok 3 eser...
  • 12 Ocak 2009 -- İsrail halkına mektup (0)
    Ey İsrail halkı, sizin Filistin halkına yaptığınız eziyetleri görmezden mi geliyoruz sanıyorsunuz??? Tek işimiz susup izlemek mi sanıyorsunuz??? Ya da bize atılan Filistinle alakalı yalanlara inandığı...