Sizlere anlatmayı boynumun borcu bildiğim bir konudan bahis açmak istiyorum. ‘Çocukluğunu anımsamak’. Bu konuya değinme fikrinin nerden geldiğini belirtmeliyim. Bu fikir yakın zamanlarda yazdığım ‘Ağır bisiklet’ şiirinin insanlarda oluşturduğu duygusal bakış açısından sonra aklıma düştü. Baktım ve gördüm ki insanlar çocukluklarına olan özlemlerini hiç unutmuyorlar. Onlara çocukken yaşadıklarını anımsatacak en ufak bir söz bile çok anlamlı geliyor. Ee çocukluk bu kolay unutulacak bir şey değil. Daha öncede söylemiştim ’Ömründen çocukluğunu çıkar,elde var sıfır’

Konuya hakim olarak okumanızı isteğimden dolayı ‘Ağır bisiklet’ şiirinin içeriğini anlatarak devam etmek istiyorum. Şiirin ilk kıtası;

Kırmızı bisikletim vardı benim
kontra frenli gövdesi paslı
tekerlekleri hafif kirli
küçücüktü o da benim gibi

Şiirde görülen ne varsa gerçektir ve alıntı yoktur. Ve insanlar bu gerçeklerle yoğrulmuş duygu yumağını görünce birden çocukluklarını anımsayarak biriktirilmiş bir özlemle birlikte ‘Hey gidi günler hey’ tarzında yorumlar yazmaktan kendilerini alıkoyamadılar. Ve bu benim çok hoşuma gitti. Bunu beklemiyorda değildim ama bu yoğunlukla cevap alabilmiş olmam beni bu yazıyı yazmaya itti. O insanların samimiyetini azımsayamacağımdan ötürü bunu ölümsüzleştirme amacıyla bu yazıyı yazıyorum.

‘Ağır Bisiklet’ şiiri sadece bir örnekti. Bu ve bunun gibi şiirler olmuştur ve olacaktır ama çocukluğa duyulan özlem baki kalacaktır. Şiir sadece anımsamanıza yardım eder. Ve siz duygulanırsınız. Sizi ağlatan şiir değildir. Anımsadığınız her ne varsa odur sizin göz çukurlarınıza tuzlu su bırakan.

kırmızı bisikletim vardı benim
ağırlığım kadar ağırdı
hayatın tüm yokuşlarını
birlikte çıkardık ağır ağır

paslı zincirinin gıcırtısına
ne zamandır kulağım sağır
şimdi duysam ağlarım
çünkü
hiçbir ses omzuma böyle yaslanmamıştı

Şiirde anlatıldığı gibi bir çocuk için bir yokuşu çıkmak kadar zordur hayat. Ve o yokuşu inmek kadar da zevklidir. Bisikletinin zinciri dişlisine sıkışan bir çocuğun tek derdidir onu onarmak. Elinin yağlanması,üstünün kirlenmesiyse bir anıdır ilerde hatırlanacak olan.

Şimdi ‘Keşke tek derdim kopan zincirim olsa’ dediğinizi duyar gibiyim. Hadi sizde çocukluğunuzun kulağını çınlatın anımsayın yaşadığınız her ne varsa.

Kalın sağlıcakla…

İlginizi çekebilir

  • 28 Haziran 2009 -- Kerim Tekin’i anmak (video) (1)
    28 Haziran 1998'de yani 11 sene önce bu gün, Afyon'da geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmişti Kerim Tekin... Lise yıllarında profesyonel müzik yapmaya başlayan ve gece kulüplerinde çalışan ...
  • 02 Mayıs 2012 -- Kurşun olsan yine gel (0)
    kurşun olsan yine gel kovanın düşsün aklıma.. hava kararınca, insanlar köşelerine çekilince gel geceyi sabah edelim beraber. yatıya kalırsan hem vicdan muhasebesini beraber ederiz, zira yalnızk...
  • 13 Ocak 2011 -- Venüs bana ne yapıyorsun söyler misin? (9)
    İlginç bir ruh hali içindeyim son günlerde, ağzım kulaklarımda gülen halime herkes alışık ben dahil ama buna duyduğum gördüğüm yada düşündüğüm bir şeyde hemen gözlerimin yaşarması da eklendi. Örnek...
  • 17 Ocak 2011 -- Ara verelim mi? (5)
    Günümüz ilişkilerinden bahsediyoruz ya hep, en klişe durumlarından biri de, genelde uzun ilişkilerde yaşanan ilişkiye ara verme durumudur herhalde... Uzun ilişkilerde en çok rastlanan durumdur bu. ...
  • 10 Aralık 2009 -- Sessizce küfrediyorum (16)
    ne zaman aklıma gidişin gelse, içimde kar yağıyor. sessizce küfrediyorum, biliyorum duyuyorsun. istanbul'a her yağmur yağdığında, öpüşmelerimizi hatırlıyorum. ruhum ıslanıyor, canım acıy...
  • 28 Ağustos 2010 -- Yavuz Sultan Selim mi? İran Şahı İsmail mi? (2)
    Vay be! bildiklerimizi ya da öğretilenleri tekrar gözden geçirip acayip sorgulama yapmamız şart. Bütün tarih kitaplarında Yavuz Sultan Selim'in resmi diye bildiğimiz yandaki görselde gördüğünüz küpeli...