Hayat çok mücadele gerektiriyor. Eğer o mücadele savaşını bırakırsanız, yaşama sevincinin % 50 sini keybettiniz demektir. Nereye nasıl geldiğimizi bilmeden, her birimiz savrulduk hayatın çetin sahnesine. Şöyle bir geriye gidelim, ilk sevdiğimiz insanlar Annemiz ve Babamız değilmidir? Hepimiz bu sevginin gölgesinde kendimizi çok güvende hissetmezmiyiz? O yüzden karşılaştığımız her sevgide, anne sevgisi gibi karşılıksız ve sonsuz sevgi bekleriz.
Yaşamın zorlu yollarında ilerlerken, hayatımızın anne sevgisi gibi beyaz bir tablo olmadığını anlıyoruz. Yıllar neleri alıp götürüyor da farkına varamıyoruz. Arkamızda bıraktığımız keşkelerimiz nasılda çoğalıyor. Dostlarımızı bir bir kaybediyoruz. Sevdiklerimiz tek tek terkediyor. İnsanları sevmek yaşama sevinci verir. Yaşantımızın her anından aldığımız sevgi ve tad insanların hayallerine biraz daha yakınlaşmasını sağlamaz mı?
Aslında zaman bizlere iki türlü hayat sunuyor. Birisi çok renkli ve güvensiz, diğeri ise renksiz ve güvenli bir tablo, tercih bizimdir. Hayat böyle bir şey işte, bir varsın bir yoksun. İnsan sevdiklerini hayatta iken sevmeli, saymalı, aramalı, sormalı. Yıllar su gibi akıp gidiyor.
Hiç anlamasak da, farkına varmasak da seneler yüzümüze çarpan rüzgar gibi teğet geçiyor. Yaşamak isteyipte yaşayamadığımız, yapmak isteyipte yapamadığımız o kadar çok şey varki… Hayat izin vermiyor, kader yolları kesiyor. Giden yıllarımız, yaşayamadıklarımızıbize geri vermiyor. Ne kadar istesekde bazı şeyleri değiştiremeyiz. Öyle anlar vardır ki, kolunuzdan tuttuğu gibi fırlatır hayat sizi, neye uğradığınızı anlamazsınız. Kendinize geldiğinizde ise yıllar çoktan geçmiştir. Her şeye rağmen hayata gülmeli ve sevmeli… Aynaya baktığımızda kır saçlarımıza bakarak dalga geçelim hayatla…
Aynalara kızmayalım çünkü hayatın ta kendisidir. Aynalar yalan söylemez. Gerçeğin ta kendisidir. Her zaman gülün, gülen yüzünüz solmasın…






Son yorumlar