Ahmet Telli günümüzde yaşayan önemli şairlerden olup  kitaplarını okumaya gayret etiğim biridir. Onun şiirinde farklı bir yan gördüğüm için her zaman şiirlerine ilgiliyimdir.

Yazımın başlığına aldanarak bir biyografi olduğunu ve Ahmet Telli’nin nerde doğduğunu nerde okuduğunu ne zaman ilk kitabını çıkarttığını yazacağımı düşünmüş olabilirsiniz. Ama ben onun şair kişiliğiyle alakalı bir yazı yazmayı düşünüyorum. Çünkü şairleri şiirlerinden tanımak gerektiğine inanıyorum. Kimsenin içinde ne yaşadığını bilemezsiniz. Ama şairler şiirlerinde içlerinde ne yaşıyorsa ondan bahsederler. Ahmet Telli nin bu yönden bakıldığı zaman ilgi çekici bir şair olduğunu düşünüyorum.

Ahmet Telli’ye aşk şairi diyebilir miyiz bilmiyorum. Aşktan çok ayrılığa yatkın şiirleri var. Aynı doğrultuda özlem konulu şiirlerini de ön planda tutabiliriz. Çocuksun sen isimli şiirine bakıldığında sanki yaşanmış ve bitmiş bir aşkın üzerine yazılmış gibi duruyor.

Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer
Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle
Batık bir gemiyim orda, seni bekliyorum
Upuzun bir sessizliğim fırtınalar patlarken
Gövdem köle tacirlerinin barut yanıkları içinde
Ve gittikçe acıtıyor yaralarımı tuzlu su…

Ahmet Telli’nin şiirlerinde farklı bir tat var.  Karamsarlık var ama şiiri ele geçirmiyor. Şair şiirde umutsuz değil. Her zaman açık kapı bırakıyor. Bu da insanların şiirde kendini bulma olasılığını bir hayli arttırıyor.

Kalbim unut bu şiiri adlı şiirine bakılacak olursa;

Uğuldayan ve hep uğuldayan
bir orman kadar üşüyorum şimdi
yanlış rüzgârlar esiyor dallarımda  
yanlış ve zehirli çiçekler açıyor  
Kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık  

Su ve ses kadar beklediğim  
ne kaldı geride, bilmiyorum  
uzanıp uyumak istiyorum gölgeme  
ve sarınmak o kocaman gözlerin  
uğuldayan rüzgârlarına  

Bir acıyı yaşarım ve zehrinden  
çiçekler üretirim kömür karası  
uçurum kadar bir yalnızlık
yaratırım kendime, atlarım
Anısı yoktur küçük rüzgârların

Yapraklarım yok artık kuşlarım yok
büsbütün viran oldu dağlarım
ezberimdeki türküler de savrulup gitti
ömrümün karşılığı kalmadı sesimde
sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü

Yanlış, daha baştan yanlış
bir şiirdi bu, biliyorum
ve belki ömrümüzün yakın geçmişi
bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
Kalbim unut bu şiiri

Bu şiirinde anlatım tarzının karamsar bir hal aldığı görülüyor. Etkileyici kelimelerle yapılmış betimlemeler, şiiri insan aklına kazıyan ve pekiştiren tekrir sanatı kullanılmış. Kendi kendine konuşma havası verildiği için sesli okunduğunda insanı mest eden bir özelliğe sahip bir şiir. Ahmet Telli genel olarak bu özelliklerini her şiirinde kullanıyor. ‘Belki’ kelimesini şiirlerinde  çokça duyduğumu söyleyebilirim. Kendine has kelimeleriyle şiirlerine altyapı hazırlayan ve şiirlerinin temelini iyi kuran bir şair.

Ahmet Telli hapse girip çıkmış aydınlarımızdan. ‘Su çürüdü’ adlı şiirmetninde bunu resmettiğini anlayabiliyoruz. Aslında başlığından başlamak gerekirse ‘su çürüdü’ demekle bir yere vurgu yapıldığı görülebiliyor. Su çürümez ve şair bunun tezatını kullanarak bir yere dikkat çekmek istiyor. Bunu şiirmetni okuduğunuzda anlayabilirsiniz. Bunu söylemek bir filmi izlerken birinin size filmin sonunu söylemesi gibi bir şey olduğundan bu konudaki yorumu size bırakıyorum. Şiirmetnin tamamını paylaşmayacağım sadece anlattığım yerleri okumanız size referans olabilsin istiyorum. Okuduğunuz kadarını beğenirseniz eğer şairin kitabını alarak ona emeğinin karşılığını vermelisiniz. Sizi şiirmetin ile baş başa bırakıyorum..

Yetmiş iki gündür bir dolapta kilitliyim. Yalnızca anahtar
deliğinden hava giriyor ve ölü bir ışık sızıyor içeri. Yalnızlık
hiç de tanrısal değil, görkemli değil. O yalnızca geçmişle
gelecek, ölümle yaşam arasında kocaman bir karanlık nokta.
Geçmişi ve geleceği olmayan, ölümle yaşam arasında irinli bir
leke yalnızlık denilen. Şimdi ne varsa, anahtar deliğinden sızan
havayla ışıkta… (Farkına varsalar, kapatırlar mıydı onu da?)
Bütün belleğimdekileri yokettim. Elektrikli bir aygıyla yaktım,
jiletle kazıdım. Çığlıkların aralığından uçurdum hepsini, kül
edip savurdum.

Adımdan gayrısını bilmiyorum.

Ahmet Telli

İlginizi çekebilir

  • 07 Ocak 2010 -- Trgy.org (0)
    Baygri.com dostları bu gün sizlere bana teknik konularda yardımlarını esirgemeyen ve en az benim kadar bohem arkadaşım Turgay'ın yazdığı trgy.org'dan bahsetmek istiyorum. Turgay'da blogunda alterna...
  • 11 Ekim 2009 -- Hekim kontrolünde sevmem lazımdı benim… (4)
    Bünye uygunluğu testleri, Bol sorulu formlar, Günlerce sonuç beklemeler, İlgili onaylar, Reçeteli sevgiler... Yattı balık yan gidiyor yine.. Sodyum fazlalığı, Potasyum eksikliği, Ortam ısısı...
  • 24 Şubat 2011 -- Gölgeler ve Suretler/ Sosyal Medya Gösterimi (2)
    17 Şubat'ta Piston Interactive ajanstan Derviş Zaim’in yazıp yönettiği Gölgeler ve Suretler filminin 23 Şubat'taki sosyal medya gösterimi için davet almıştım. Amacım filmi izledikten sonra Bay Gri'ye ...
  • 20 Mayıs 2010 -- Mesele sevmek değil, gitmektir (3)
    Sevmek değildir mesele; mesele gitmektir. Çekip gidebiliyorsan, sevmedin demektir. Gitmek güç değildir, sevmemektir. Yerinden bile kıpırdayamıyorsan, kendine savurduğun onlarca küfüre, tonlarca yem...
  • 26 Kasım 2009 -- Huzursuz gecelerimin koynundaki kaçak (2)
    Huzursuz gecelerimin koynundaki kaçak, Çek ellerini benliğimden... Gözlerimdeki öfkenin ateşinde, Bir masum çocuk uyanıyor. Kaygıların kadar, Vukuatlar işliyor artık beynim......
  • 18 Haziran 2009 -- B&B Seviş-me’si (0)
    Üç aydır evdeyim ve artık Televizyon dizileri hakkında fikir sahibiyim, son günlerde herkesin beklediği Aşk-ı Memnu dizisindeki Behlül ve Bihter sevişmesiydi. Öpüşmeleri bile izlenme rekorları kıra...