Bir güvercin kanat çırptı aniden, pencerenin önünde. Bana anlatılanların ciddiyetini kavramış gibi, kanatlarını cama çarpıyordu. Bakışlarımızı çekip  birbirimize odakladığımızda, gözlerinin dolduğunu farkettim. Samimiyetinin doruğunda olduğu, gözlerinden süzülenlerle belli oluyordu. Bende ise, O’nun gözlerine bakmama izin vermeyen garip bir mahcubiyet ve anlattıklarını dikkatle dinleten şiddetli bir merak uyanmıştı.

“- Neden bu durumlara geldik biliyormusun kızım? Hepsi benim suçum. Aklıma geldikçe kendime çok kızıyorum.

Bir zamanlar çok zengindik biz. Hem öyle zengindik ki, sanki hayatım boyunca harcasam  bitmeyecekti sahip olduklarımız. Arsalarımız, dairelerimiz, 20 değil 30 değil kilo kilo altınlarımız… Her şeyimiz vardı, hem de fazla fazla.( Annem onların evlerini, zamanın milletvekillerinin sık sık ziyaret ettiğini anlatmıştı.)

Birgün, birçok tanıdığımın olduğu bir ortama gittim. Birkaç kişiyi birbiriyle tanıştırırken, birini ‘annemin kiracısı’ diye tanıttım. Oysa ‘annemin komşusu’ demem gerekiyordu. Kadının gözleri dolmuş, ağarına gitmiş. Annem durumu farkedince beni bir kenara çekti. ‘ Sen ne dedin öyle, kiracı denir mi hiç, komşusu deseydin ya!’ diye çıkıştı. Bende;‘Aman anne ne olacak ki?’ dedim. ‘Ne olacağı varmı. O kiracı dediğin kadın, zamanının hatırı sayılır zenginlerindenmiş, sonra herşeyini kaybetmiş. Kadın belli ki kaldıramadı. Hem zaten küçümser gibi olur, söylenmez!’ Dedi rahmetli annem. ‘Kiracı işte, yalan mı söyledim?’ ‘Kızıııım, böyle dersen Allah bir gün senide kiracı yapar…’ dedi ama ben hiç ihtimal vermediğim için; ‘Ben, Ben mi? Hah! Ben kiracı olacağım öylemi? ’ demiştim.

İşte tam da orda, kaderime yön vermişim. O gün talihimiz tersine döndü ve yavaş yavaş kaybetmeye başladık elimizdekileri. Gücümüz kaybolmaya başladı ama ben hala anlayamamıştım. Taki elimizde kalan son evimizi de satıp, kiraya geçene kadar. O zaman, annemin sözleri geldi aklıma. Sen sen ol , sakın büyük konuşma. Sonra  Allah, aynını yaşatmadan almıyor seni yanına.” Dedi bana…

Aslında kader dediğimiz, bizim ağzımızdan çıkanların veya yaptıklarımızın kısa veya uzun vadeli geri vurumu. Bu aynı zamanda kişisel takipte olduğumuzun da, en büyük kanıtı. Ağzımızdan çıkan her sözün kaydedildiğinin, yaptıklarımızın niyetlerimizle birlikte bir bir kayda alındığının önemli bir kanıtı. “ben asla…. yapmam!” dediklerimizi mutlaka yapmak zorunda kaldığımız, “hiçbir güç ….. yapmama engel olamaz!” dediğimizde önümüze çok şaşırtıcı engellerin çıktığı bir hayat bu. Aslı; gurura ve kibire dayanan bu sözler, Yüce Yaratıcı’ya meydan okumak anlamına geliyor ki, bu da oldukça tehlikeli bir durum. Bu konular, (yapılan- söylenenlerin kaydı  ve büyüklük taslamak)Kuran’da birçok ayette de geçmektedir.

Açıkçası büyük konuşmanın bedelinin ne denli ağır olduğunu görene kadar, günah olduğu kanaatinde değildim. Çocukluğumdan beri tanıdığım ve  kişiliksel olarak bu sözleri çok kullanan arkadaşlarımın hayatlarını gözden geçirdim. Seneler sonra mutsuz ve birçok konuda çaresiz olduklarını farkettim bu deneyimimden sonra. Zaten hep sakınmış, dikkat etmişimdir fakat , “İnşallah” kelimesinin ne kadar kıymetli olduğunu, Allah izin verirse ancak muvaffak olunabileceğini gerçek anlamda, bu gözden geçirmelerle kazandığım sıkı deneyimim sonrasında benimsedim.

*Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder. Şura suresi / 30.ayet

*Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat insanlar kendilerine zulmederler. Yunus suresi / 44.ayet

İlginizi çekebilir

  • 09 Ekim 2010 -- Hata (2)
    Durdu bir anda... İri gözlerini etrafında gezdirdi bir süre.. Baktı, sadece baktı çevresine ne olup bitiyor diye... Herkesi gördü bir anda tek bir karenin içinde.. Sığdırması zordu hepsini bir kareye ...
  • 17 Temmuz 2009 -- Severim vedaları (0)
    Çok kişiden duymuşumdur. ''Sevmem veda etmeleri'', çok klişe söz olmuştur.   Bende de tam tersi, zaten bende düz olan ne var ki? Sevdiklerimden biri markete kadar gidecek olsa, seramonilerle uğur...
  • 19 Aralık 2010 -- Edilmemiş küfür gibisin sevgili (3)
    takım elbise giymekten tiksindiğimde anlaşıldı... benden kabile şefi olmayacağı, ve asla bir biyonik adam… her an ağlayabilme ihtimalim, coğrafyamda şairlerin aç öldüğü ama tok okunduğu gerçeği ...
  • 14 Haziran 2010 -- Ben suyum (2)
    Biliyorum, uzak dokunuşlarım. Biliyorum, sesim az geliyor oralara. Henüz yabancı tenim. Henüz pusu silemedim. Şimdi isli içtiğimiz çay. Daha tavşan kanı değil bardaklar. Biliyorum, kör koyuyum ve tenh...
  • 22 Kasım 2009 -- Kravatlar cebe (3)
    Ak Parti’nin 14. İstişare ve Değerlendirme toplantısına katılan bakanların spor kıyafet tercih etmeleri dikkat çekti. Vatan'ın haberine göre; Enerji Bakanı Taner Yıldız kravatla gelmesine rağmen Başba...
  • 08 Nisan 2012 -- Ölgün (0)
    Bir şey var bende Bir kanca mı desem nicedir saplı (sırtımda) (bütün git’lerim parçalı ve sancılı olmuştur) Bir ağırlık mı desem( tam göğsümün üstünde) Bir kurşun mu desem (beynimin içinde) Ölü i...