Ölen bir şairin şiirleri gibi,
ayrıldıktan sonra yeri doldurulamayan sevgili gibi,
çocukluk gibi, gençlik gibi
geçmiş zaman gibi
değeri geç farkedilen ne varsa onlara dair bir yazı okuyacaksınız şimdi.
Elinizdekilerin değerini kaybettiğinizde anlamanız hayatın size bir cilvesi olabilir. Sahip olacağınız güzellikleri düşünemeyip onlara sahip olduğunuzda değerini bilmemenizse sizin naz yapmanızdan başka bir şey değildir. Lakin fazla naz hayat usandırır. Değerini bilmediğiniz ne varsa elinizden alır.
Her bireyin iyi ya da kötü özlem duyduğu bir çocukluğu vardır. Her fırsatta keşke çocuk olsam diye söylenirler. Tıpkı çocukken keşke yarın sabah kalktığımda on sekiz yaşında olsam diye söylendikleri gibi. Bu fazlasıyla manidar değil mi?
Geçmişe bakmaktan boynu tutulmuş yaşlı dedeler gibiyiz hayatın her anında. Geçmişe takılıp elimizdekilerin değerini unutuyoruz ve üzerinden zaman geçtiğinde aynı şeyleri tekrar yaşıyoruz. Bir nevi yerimizde sayıyoruz.
Sanatkarlarımızın değerini nedense hep onları kaybettikten sonra anlıyoruz. Hayatında aç biilaç gezen insanları öldükten sonra yüceltiyoruz. Bu da bir şeydir ama emeğin karşılığını vermeye yetmez. Bu konuda belki de ülkemizde çok örnek vardır. Hatta sizin aklınıza gelmiştir beklide. ‘YÜCELtiyoruz’ kelimesinden belki de Can Yücel i anımsadınız. Bilemiyorum. Değerini bildik mi? Onu da bilmiyorum.
Eski sevgilinin değerine gelmek istiyorum. Ne kadar sevsen de sevmesen de o insan hayatına girmiş bir kere. Çıktıktan sonra tabi ki bir boşluk hissedeceksin ve değerini daha iyi anlayacaksın. Zaten değerini anlasaydın ayrılmazdın!
Yukarıda birkaç konudan bahsettim ama en önemlisine geldi sıra. ‘Zaman’
Boşa harcanılan zamanın değeri inanın hiçbir şeyle ödenemez. Telafisi olmayan nadir şeylerden biridir. O boş geçirilen zamanları insanlar ilerde hatırlayıp keşke ile başlayan cümlelerle boşlukları doldurmaya çalışırlar. Ama nafile.
‘Şunu dün yapacaktım ama arkadaşlarla gezdik yarın yaparım dedim bugün de uyuya kalmışım yarın yaparım söz’ tarzı cümleleri kurmayı çok seviyoruz. Ama o cümlelerdeki fiiller bize bumerang gibi geri dönüyor sürekli önümüze geliyorlar ve erteliyoruz. Kaybedilen zamanın değerini zor anlıyoruz. Bunun tekrarlanmaması için size birkaç özlü söz yazmak istiyorum.
-Bugünün işini yarına bırakma.
-Abanın kadri yağmurda bilinir
-Boşa harcadığın bir dakika, ömründen çaldığın bin dakika
-Hayatınızı seviyorsanız zamanınızı boşa harcamayınız, çünkü zaman hayatın kendisidir.
-Zaman aklı, olgunluğu ve hizmeti artırmak için bize verilmiş en değerli sermayedir.
-Zamanlarını en kötü şekilde kullananlar, en çok, zamanın kısalığından şikayet ederler.
Yitirilen her şeyin değeri sonradan anlaşılıyor bu bir gerçek. Ya buna alışacağız ya da bunu değiştirmeye çalışcağız bunun için zaman kavramını çok iyi anlamak ve yorumlamak gerekiyor. Başarmanız dileğiyle…






Son yorumlar