Hayatta bazen bir söz, bir cümle bütün yaralarımıza rağmen tekrar ayağa kalkma, savaşma gücünü ve inancını verir. O söz, bazen bir yabancıdan gelir bazen çok yakınındaki birinden bazen ise hiç tahmin bile edemeyeceğin birinden ve sana devam etme gücünü verir. Başta ne demek istediğini bilemezsin ama zamanla o sözün seni sen yapan tek şey olacağını anlarsın da…

Sanırım son bir aydır durumun özeti bu. Bel fıtığım yol açtığı ağrılarımı tarif edecek kelime bulamıyorum. Yere bile basamadığım, ağlayarak uyuduğum gecelerimi nasıl unutabilirim.  Ağrı kesicilerin bile yardımı olmayan bir ağrı ve tamamen yalnızlık… Yalnızlığımı seven biriydim ama hiçbir zaman kendimle ve egomla bu kadar yalnız kalmamıştım. Belki de bu yüzden içten içe hep korkuyordum.

Bir hastalığın kendimle her gün ve her gün yüzleştirmesi o kadar muazzam bir şeymiş ki… Kendimi yeniden tanımak, gerçekten seni sevenlerin kim olduğunu tanımak… Hiç bilmediğim bir dünyayı keşfetmek gibi…

Gerçek sevgi, gerçek dostluk senin en kötü gününde ben kötüyüm demene gerek kalmadan, iyiyim maskeni çıkartabilenlermiş.

Yanımda ol demeden, yanında olanlarmış.

Engeller ise en iyi öğretmenlermiş hayatta ama önemli olan; o engelleri aşabilmeyi öğrenebilmekmiş.

Biliyorum bu büyük bir hastalık değil. Şükür öyle ya da böyle iyileşeceğim ama bütün bunları öğrendiklerimi, gördüklerimi unutmam mümkün değil. Çünkü ruhuma işledi ve beni değiştirdi.

Küçük bir kutum vardı. Onları, yaptıklarımı ya da hiç yaşayamadan hayatımdan teğet geçenleri, iyi ya da kötü anları saklıyordum o kutuda. Dün ilk kez bir şeyleri attım içinden. Sanırım biriktirdiğim her şeye veda etmemim zamanı gelmiş artık..

”Bu genç yaşta, bu kadar sağlıklı yaşarken neden ben” sorusu aklıma gelmedi değil ama bunun önemli olduğunu da sanmıyorum. Bunu aşabilmeyi başarabilirsem ”yeni ve daha güçlü bir ben” çıkacak! Hayatımıza giren engellerin amacı da değil mi zaten?

”Yakında her şey çok daha güzel olacak.”

İlginizi çekebilir

  • 10 Aralık 2009 -- Sessizce küfrediyorum (16)
    ne zaman aklıma gidişin gelse, içimde kar yağıyor. sessizce küfrediyorum, biliyorum duyuyorsun. istanbul'a her yağmur yağdığında, öpüşmelerimizi hatırlıyorum. ruhum ıslanıyor, canım acıy...
  • 01 Eylül 2009 -- Özlem Conker’in karakterli yüzü (1)
    1973 Ankara doğumlu olan, bir dönem mankenlikte yapan Özlem Conker'in yüzünü çok karakterli buluyorum. Yani ortada boş bir güzellik yok, bakışları mimikleri sesi, beynin yaptığı eylem ne ise hepsi ...
  • 12 Aralık 2011 -- Bursa güncesi 3 (2)
    Bloga yazmayalı uzun zaman oldu. Yaşıyorum babında birşeyler yazayım da takipçilerim üzülmesin istedim. Malumunuz; Haziran ayından beri Bursa’da açtığım Galeri Bay Gri’nin başındayım. İyi şeyler olaca...
  • 03 Ekim 2009 -- İki yüz kırk üç kilometre (0)
    Hayatı dibine kadar yaşamanın tek yolu; tutkuyla ve derinden sevmekmiş, sonradan yara alacağını bile bile... Konuşmadığım belli olmasın diyedir yazıya dökmem içimi, kaldı ki harfler terketmez, harfler...
  • 08 Temmuz 2010 -- Aman seviyorum deme… (3)
    Bu aralar havalardan mıdır nedir? Herkeste bir aşk ve sevgi hali Kiminle konuşsam aynı şeyler İki laf konşuyoruz... Sonra başlıyor niyeti bozmaya Ben seni sevdim demeye Hadi ya! "-Neyimi sevd...
  • 13 Nisan 2010 -- Tenefüs (6)
    Hava mı karardı ne? Sınıf çok loş şimdi. Oysa ben daha bu sabah sınıfa girdiğimde, açmıştım tüm pencereleri. Davet etmiştim içeri güneşi. İçim ne kadar da şendi. Hoca geldi, camları kapattırsa iyi üst...