çok uzun bir hikaye
ve sırf o nedenledir ki
size sadece hikayeyi anlatacağım
aslında hikaye dediğime bakmayın
gerçek bir yaşam öyküsü bu
gerçek bir yazarın hayat hikayesi…
evet başlıyor işte…
yazmak denildiğinde aklınıza ilk ne gelir?
kağıt, kalem, bir bilgisayar ya da bir daktilo…
Oysa Fransız ELLE dergisinin karizmatik ve başarılı editörü Jean Dominigue Bauby
“Kelebek ve Dalgıç Giysisi” adlı romanını yazarken kullandığı
ya da kullanabildiği tek şey sol gözüydü…
Bauby 1995 yılında locked-in sendromu olarak da bilinen bir çeşit beyin kanaması geçirdi
ve komaya girdi. 20 gün sonra uyandığında
zihinsel işlevleri tamamen normaldi ancak sol gözü
dışında tüm vücudu felç olmuştu.
Tüm bunlar yaşandığında Bauby 44 yaşında evli ve 2 çocuk sahibiydi..
Tarzı ve zekasıyla dikkate çeken ve hayata büyük tutkuyla bağlı başarılı bir editördü.
Bu olaydan sonra Bauby!nin tüm hayatı değişti.
Artık makinelerin ve hemşirelerin yardımı olmadan ne nefes alabiliyor
ne beslenebiliyor ne de hareket edebiliyordu…
Kendini deniz kenarındaki bir hastaneye, daha doğrusu
dalgıç giysilerinin içine hapsolmuş gibi hissediyordu
Ancak beyni ve düşünceleri bir kelebek kadar özgürdü…
Bauby bunu farkettiği anda kendine acımaktan vazgeçti ve asistanının da yardımıyla
Fransızcadaki harflerin kullanım sıklığına göre düzenlenmiş bir alfabeyi
(e,s,a,r,i,u…w) kullanarak “Kelebek ve Dalgıç Giysisi” adlı kitabını yazmaya başladı.
asistanı ona bu alfabeyi okuyor ve o da kulanılması gereken harf okunduğunda dış dünyayla
olan tek iletişimsel bağı olan sol gözünü kırpıyordu.
Bu şekilde her seferinde alfabe baştan alınarak kelimeler, cümleler, paragraflar ve sonrasında
yüz küsür sayfalık bir edebi mucize ortaya çıkmış oldu.
Bu aynı zamanda acının yaratıcılığa dönüşümü demekti.
Kendi deyimiyle “hastanedeki nöroloji departmanının sonu olmayan
koridorlarından birinde yuva yapmış dilsiz bir papağan gibiydi.”
Kitabında arkadaşlarını, ailesini, kariyerini, aşkı,cinselliği, inancı ve hastalığın öncesi ve sonrasında
hayatını Fransızlara özgür eğlenceli ve ironik bir dille anlattı.
Bu arada hayatını tıpkı bir sebze gibi sürdürdüğü konusundaki dedikodulara ise gözünü kırparak
yazdığı kitabıyla en güzel yanıtı vermiş oldu…
Tüm bunları başarırken hastanede kaldığı süre boyunca üzerinde hasta kıyafetleri değil kendi giysileri vardı… “Saçmalamam gerekiyorsa bunu üzerimde kaşmir kazağım varken yapmayı tercih ederim.”
Bu kitap Fransa’da satış rekorları kırdı ve Türkçe de dahil olmak üzere birçok dile çevrildi…
2007 yılında New York!lu yönetmen Julian Schnabel kitabın filmini çekti.
Bauby’ye gelince…
1997 yılının Mart ayında okuyucularıyla buluşan kitabının sonunda asistanının yarı açık çantasının içinde gördüğü anahtar, metro bileti ve cüzdana bakar ve “Bu evrende üzerimdeki dalgıç elbisesinin kilidini açabilecek bir anahtar var mıdır acaba? Ya da son durağı olmayan bir metro?
Peki ya özgürlüğümü geri almaya yetecek bir para birimi? Belki de bütün bunları bir başka yerde
aramak gerek. Ben oraya gidiyorum…” der.
Ve kitabının yayınlanmasından sadece iki gün sonra 9 Mart’da gözlerini yumar…






Son yorumlar