Her zamanki gibi gözlerin zor açıldığı, iki laf edecek mecalin olmadığı anlardan birinde karşılaştım onunla. O kestane rengi saçlarıyla yüzünü kapattı ve beni görmemeyi seçti. Bense anın durgunluğunda öyle bir kayboldum ki sanki hiç yanından geçmedim. Sanki durgun denizde yol alamayan yelkeni yırtık gemiler gibiydim. Geri dönemezdim. Olduğum yerde durdum.O acı anı seyrettim. Onca şiir yazmışken o an tek kelime bile çıkmadı korkak dudaklarımdan. İç hesaplaşma yaşadım. Yani içimde öldüm ve hesabını veremedim bu karşılıksız aşkın.
Bütün her şey düşündükçe daha karmaşık bir hal aldı. Bildiğin arapsaçı. Güya hanımefendi kendini koruyor zanlınca. Yaptığı belki çok küçük bir hareket. Ama bilmiyor ki uçurum kenarındaki birini öldürmeye küçük bir hareketin yeteceğini.
Her şeyi anlıyorum da beni o dünya güzeli gözlerini görmekten mahrum etmesin anlayamıyorum. Ne çok şiir yazdım ben onlara ne çok dil döktüm gelsin diye rüyalarıma. Ama bilmeden de olsa beni mahkum ettiği bu aşkta hücrelere gönderdi ekmek su vermeyin diye haber saldı gardiyanlara.
Sonraki günlerde o kadar daraldım ki artık gözlerim onu aramamaya başladı. Sanki olacakları önceden görmüşüm gibi herkese aynı tavır takınarak kimseyi önemsemeden yaşamaya başladım. Birileri canımı yakmasın diye yalnız yaşamaya alışmaya başladım.
Bir gün oldu gördüm onu. Ama görmezden geldim. Çünkü o onu görmezden geldiğimi bile bilmiyordu. Yani ne yapsam farksızdı. Tek tesellim kalbime unuttum dedirtebilmek oldu. Önceden çok uğraşmıştım ama yapamamıştım. Şimdi yaptım. Bir boşluğa düştüm sanki. İşsiz kalmış gibi, aç kalmış gibi, miyadını doldurmuş gibi hissettim kendimi. Kendi kendime konuşmaya başladım. Şiir yazamamaktan, bir daha sevememekten korktum. Bir daha kimseye güvenememekten, kimsenin gözlerine bakamamaktan korktum.
Nitekim korktuğum başıma geldi ve ben biliyorum ki ne bir daha böylesine severim ne de bu kadar nefret beslerim. O benden gözlerini kaçırmakla bir adamın içindeki sevgi çiçeklerini koparttığını, düşlerinde gördüğü bebek odasının ışıklarını sonsuza dek kararttığını bilmedi.
Ona aşk olsun…






Aralık 19th, 2011 on 13:54
Tesekkurler
herkesin bu tür durumlar yasadigi aşikar.
buna istinaden bir nevi kendimi örnek olarak gosterdigim bir yazi oldu.
umarım fena bir örnek değilimdir.
Saygılar
Aralık 18th, 2011 on 22:24
Herkesin bazen yaşadığı ama gerçekliğini dile getirmediği acı durumlardan biri…okuyunca çok yabancı gelmeyen duygular.
Yüreğinize sağlık Muhammed Bey.