Her aralık ayının sonuna yaklaştığımızda içimiz hafif bir heyecanla kaplanıverir. Benim öyle olur en azından… Her 1 Ocak gününün diğerlerinden de farkı sadece biraz biraz baş ağrısı vardır, aşırı eğlenmiş olarak geçirilen, bazı parçalarının hayal meyal hatırlandığı bir gecedir çoğu zaman…
Her sene kendi kendimize sözler veririz yeni yıla girerken. Belki yeni bir yıla girmenin o büyülü havasındandır bilinmez, bir şeyler istenir gelecek olan yeni yıldan. Sanki bir yerden gelecek bir insandan hediye ister gibi… Daha başarılı bir insan olmak ister kimileri, kimi yıkılmak üzere olan ilişkisini toparlamak, kimisi bir ilişki sahibi olmayı isterken kimi sadece sağlık ve para ister… Ama her sene 1 Ocak gününden itibaren çoğu şey eskisi gibi kalır istemesek de. Yine siz aynı siz olmaya devam ediyor, istemediğiniz şeylerle hala boğuşuyor, başınıza gelen küçük süprizlerle de kendinizi avutuyorsunuzdur. Ama özünde olması gerekenin şu anki durumunuz olmaması gerektiğini adınız gibi biliyorsunuzdur. Var mısınız değişik bir şeyler yapmaya? Bir değişiklik yapın bu yeni gelecek yıla; ellerinizi açıp size vermesini ümit ettiğiniz hediye paketi yerine siz onun gelişine hazırlanın,şaşırtın… Madem o size istediğiniz şeyleri getirmiyor; alın elinize bir sopa, siz onu yola getirin bu sefer…
Bitmemiş tüm işlerinizi tamamlayın mesela… Kaçacak yeri kalmasın yeni yılın.. Yarım kalmış, can çekişen, belki kangren olmuş ilişkilerinizi ele alın önce… Aklınızın kaldığı kim varsa önce onunla yüzleşin bir an önce… Bütün bir yıl siz beklemediniz mi bir şeyler değişsin diye? Değişmediyse hamle sırası size gelmiş demektir, çıkın karşısına ve içinizden geleni söyleyin ona. Başlama tarihi belirsiz, her iki taraf için de “ideal zamanı” beklediğiniz kocaman bir senenin sizi incittiği kadar kimseler incitemez, unutmayın… Kendinize, onsuz yaşayabildiğinizi ve o zamanlar da ne kadar da cesur ve kendine güvenen bir insan olduğunuzu hatırlatın… Kangren olmuşsa bir zamanlar en sevdiğiniz dalınız, kesin atın artık bu seneye girmeden önce… Kesin atın ki, yeni yılı en gür dallarınızda dimdik karşılayabilin…
Dostlarınıza, dostum dediğiniz insanlara, arkadaşlarınıza çevirin sonra testerenizin hedefini… Sağlıklı dallara dokunmayın, onlar yemyeşil duruyorlar zaten. Sizin işiniz hastalıklı dallarınızla… Sizi yoran, yük olan, canınızı sıkan, kim varsa bu sefer onun karşısına çıkın… Sizi nereden vurmuştu, hangi hareketi büyük bir ayıptı sizin için? İçinizde kalmasın, çıkın karşısına söyleyin dürüstçe.. İncindiğiniz yerleri gösterin ona, zaten dostunuzsa eğer tüm içtenliğiyle bir pansumanı esirgemeyecektir sizden.. Sonra kimleri ihmal ettiğinizi hatırlayın mesela.. Büyüklerinizden birkaç kişi de olabilir bu, koca bir senede topu topu 2 kere görüştüğünüz eski bir dost da, sadece facebook üzerinden dürttüğünüz ama değerli olduğunu bildiğiniz bir arkadaşınız da… Yeni yıldan önce mutlaka arayın, bir gönlünü alın, güzel seneler dileyin, mutlu olun… Mümkünse bir yerde, bir şekilde buluşup sıcak bir kahve için eski günlerin ya da başlayacak güzel günlerin hatırına.. Unutmayın mutlu olmanın en kolay yolu birini mutlu etmektir. Mutluluğun birimi ise gülümsemektir, gülümseyin bol bol…
Yeni yılın sizi sihirli bir değneğiyle olmak istediğiniz kişi yapmasını beklemeyin artık bu sene… Siz onun karşısına “Ben buyum” diye çıkın aniden, şaşırtın…
Mutlu olun, gülümseyin…
İyi yıllar…






Aralık 18th, 2011 on 22:50
Çok güzel bir yazı, gelecek yıldan birşeyler beklemek değil de yeni bir yıla kendimizi sıfırlayarak her konuda rahatlatmış girsek sanırım beklentilerimiz ve biz muhakkak bu serbestlik içinde karşılaşırız.Ayağımıza dolanan aklımızı yolumuza çıkan fırsatları göremeyecek kadar dolduran sorunlardan kurtulmak en kesin ve güzel çözüm.
Ben kangren olmuş dallarımı kestim sıfır sorunsuz olmayacak belki ama bu defa yeni yıla daha güzel ve içimdeki kırgınlıklardan kurtulmuş olarak gireceğim.Söyleyeceğim çoğu sözü sahibine iletmiş olmanın verdiği sonsuz huzur ile o sabaha mutlu uyanacağım
Dilerim herkes sizin tabirinizle yeni yılı şaşırtır.Elinize yüreğinize sağlık Melih Bey.