“Ben senin ayıbınım”, diyerek p/aklanıyorum it(ki)fayesiz gecelere. Siyanür gözlü kadın, neden zehirliyorsun ezberimi. Likörken en karbon abartılı yaralarıma. Saçma s/apansız lügatleri adın diyerek öpüp başıma bela niyetine koyarken. Anlamadın ki gönlümde aşk yasağı var. Anlamadın ki, tozlu raflar ( bul)aşığıydı hafızamdaki sindirilmiş umut nöbetleri. Ve varsa yoksa Kalan sadece acı oluyor kursağımda. Anlamdın. Safkan atların toynağından akarken safranlı süt liman ırmaklar, sen k/ana bulamayı yeğledin dilimdeki itinasız inşallah dileklerini. Bak e’lam şekeri değil bu, misket bombasıdır avuçlarımda gülüm(seyrek sıktığım)…
Bana yalnızcalık bir gölge gibi yakışıyorsa, sana da yarı yolda terk edip gitmek yaraşırdı yakışıksız sevgilim. Hadi sun ne kadar kan varsa kadehinde. Hadi sun k/ansızım. Ben, seni lime lime gözlerime biriktirdiğim otobüslerin can kenarlılarının buğusunda kurduğum düşlere şikâyet ettim. Yazdım adını, kışa çevirdiler. Kış senin üşüyen kirpiklerindi, dikilmeyi bekleyen gökyüzündü(ki yıllar önce okul önlüğü niyetine yırttığın… )
Hadi bana bir adam daha sus. Nasılsa beynime çevirdim felcini… Kaskatı kesilmiş dileklerim, üfle derken ben yanan yüreğimi, sen köz verdin…
Soydum, amonyak içmiş bir şair gibi soydum bütün dizlerimi izlerinden. Sana dair ne varsa belleğimde başka adamalarla b/elledin. Yıkıldı. Bin ağlarım. Enkaz altında kan verirken edebiyat sayfalarının başlıksız yazmalarına. Kimseye sesime dublör olun diye feryat etmedim, Etmemde.
Şehirlerden, yollardan, açgözlü insanlardan kaçtım. Bir saat gibi hep kendimi merak ettim, acaba kaçtım. Sonra dokusuz doğurdum facia bültenlerini ve aklımda kalsın diye adını perişan koydum.




Son yorumlar