dilini bilmediğim bir karmaşa ve adını koyamadığım bir yabancılık bu. birkaç ana haber bültenini havaya uçurup trajedi olmalıyım. tüm radyolarda gün boyu tanju okan çalmalı, içimde dört dönen kuduz köpeği beslemeliyim küçük iskender şiirleriyle. “barbar conan’ın vahşi kılıcı”nı tam macera bulmuşken okumalıyım.
içki sofralarında; “… sonra mı? sonrası yok güzel abicim; o parayı sevdi gitti evlendi bi kredi kartıyla. ben onu sevmiştim hala insanım.” geyiği yapmalıyım.
“çok şey istemedim biraz mathilda may gülüşü yeterliydi
ishal olmuş ve asla düzelmeyecek ekonomik krizi
son ödeme gününü kaçıran faturaları
ölsün diye dua ettiğim bankaları düşünmezdim
hatta üstüme su sıçratan içi yavşak dolu lacivert opeli bile affedebilirdim, gülseydin…” gibi şeyler yazmalıyım.
ve tüm kapıların belden aşağısına acil çıkış bölümleri monte edilmeli, pencerelerin göğüs hizasından da acil uçuşa yer açılmalı. kaldırım motifli yorganlar üretilip, logar kapaklarından masa yapılmalı… vicdana iyi gelir.
taşak olsam imparatorluğunun solunda, benden rezidansı kireç tutmamış bir sadrazam çıkar mı? çıkmazsa odam kireç tutar mı? gözlerine sütyen takıp güneşlenen deve kuşunun beynindeki kuş bronzlaşır mı?
çilek rengi ruj sürmüştü dudaklarına ki mevsimi değildi çileğin, yine de tazeydi dudakları. peki ben neden öpmüştüm tarladaki çileği dudaklarının yerine, tokmuydum yalana… ya da sen hariç alayına gidermiydim. bunu hiç bilemedim. hiç yoktan iyi değilim ben; vardan pek iyiyim… sadece şarap şişelerinin şarkısı başlayınca susuyorum hepsi bu.
Benzer yazılar
- 06 Mayıs 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Virüs veri tabanımdan öp (0)
“umut etmek, aslında yavaş yavaş ölme biçimidir” der gözüne toz kaçmış bakış açısı. ve para hayatın içine sızmış kötü huylu kitledir. bir bıçak bir tabanca gibi değildir mesela… tabancanın amacı belli... - 30 Nisan 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Bize Her Yer Consesao (1)
çok kiloluk dambılların suyunu çıkarmış kaslı bünyede, über bir beyin olsa denklem bozulur. hep bir şeyler eksik kalmalı… lağımda gelincik açması gibi bir durum bu. ne güzeldir ilk yarısı dört sıfır b... - 13 Ağustos 2011 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Rezerve (+18) (0)
Hergün şehrin iki farklı yüzünü görüyorum. Gece şehrin banliyösünde yaralı yüzüne uzanarak uyumaya çalışıyorum. Sabah oluyor, hani olmuyor da zorluyoruz geceyle birlikte olsun diye. Sabah ta kalkıp ş... - 09 Ağustos 2011 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Sobe (0)
Hayata sobelenmiş ve her fırsatta kızgın lavlarla yoğrulan düşüncelerim, dudak bükülen yargılardan sıyrılıp, tüm zehriyle ve de tüm hançerleriyle steril yerleşim bölgelerime gayri nizami soru işaretle... - 04 Ağustos 2011 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: İsyan Dükkanı (2)
Gece yaralarına kabuk bağlarken uyuşuyorum, içtiğim sigaranın etkisiyle ve her bağlanmış kabuğun ardından tiksiniyorum etimden. Gri kokuyorum ben; çırağın ensesindeki tokat, puştlukları sırtında sakl... - 17 Nisan 2012 -- Facia festivalleri (0)
yasal takipler, vergi dairleri, icra daireleri, uçan daireler, sıçan daireler, yalakalıklar, kokuşmuş sistem, kokuşmuş ilişkiler, jiletler, tuzlar, kesici ve delici aletler birliği, diyaframından öptü...
Ocak 21st, 2012 on 00:52
Bu yazınızda, benzer diğer yazılarınızdaki gibi duygu hissedemedim. Buna benzer yazılarınızda siz, okuyucudaki hayal gücü sınırlarını yırtarken, aynı zamanda içinizde seslendirdiğiniz enstrümanı da dinletirdiniz. Mesela en iyi örneği;sahibinden hor kullanılmış iyi niyet olarak verebilirim. Buna diğer pek çok yazınız ve şiirleriniz de dahil. Üstelik satır başları da küçük harfle başlıyor, tarz mı değiştiriyorsunuz acaba merak ettim.
Ocak 20th, 2012 on 18:21
yüreğine sağlık cengiz abi… bazen diyorum ki ; adamın kalemi sanki içimi yazıyor…
Evet o kredi kartıyla evlendi… iki de bonusları oldu ( çocukları)… ne diyelim ki cengiz abi… faizleri bolsun…/ yazın çok güzel ve keyifli… okurken diğer cümleleri tekrar ediyorum içimden