Uzun karanlık gecelerde güneşe hasretle geçiyor günlerim… Bir tren camından bakıyorum geride kalanlara: kalp sızıları, pişmanlıklar, kararsızlıklar… Belki de en büyük hatayı ilerliyorum zannederken yerimde sayarak yaptım.
Şimdi bilmediğim bir kentin bir yerinde kaybolmayı umuyorum. Geçmişimi de aldım sırtıma ama çantayı açacak gücüm yok!
Hayatta en büyük aşkım, vazgeçilmezim sendin. Yaptığım ya da yapmadığım her şeyin nedeni de sendin ama asla güvenemedim. O yüzden hep yarımdı her şey…
Sevdiğinin öncelikler listesinde ilk üç sırada değilsen insanın arkasına bile bakmadan uzaklaşması mı lazımmış ve bilmek insanı büyütür ama çok can acıtırmış!
Geleceğe baktığımda yanımda görmek istediğim tek adamdın. Sen, benden asla benim olamayacak geleceğimi aldın. Gözünü bile kırpmadan başka bir sevdanın kahramanı oldun. Oysa benim sevdamın kahramanıydın. Hikayem senle başlamıştı. Başkasının kahramanı olamazdın ki….
Gözlerin gözlerime değdiği zaman başlamıştı sevdam.Gördüklerim ve bildiklerim yüzünden çok çırpınmıştım. Senin sevdanın rüzgarına kapılmamak için ama hepsi boşunaydı! Kalbim seni seçmişti bir kere….Gerisi sadece önemsiz ayrıntılar listesiydi görmezden gelmem gereken… Uçurumun kenarına sürükleyecekti bu sevda beni biliyordum ama yine de bile bile savruldum sana doğru. Benim sevdam, ”bizim sevdamız” olamadı.
Kendi ölümümü yazıyorum sanki…
Fırtına gelmişti bir kere… Dalgalara yenilmeden beraber karaya çıkmak istiyordum senle su alan teknemize rağmen yine de umuyordum. Karanlık fırtanalı bir gecede su alan bir teknede ilerliyorduk.Sonra gözlerimi karşıya çevirdiğimde karayı gördüm. Çok kısa küçük bir sevinç…Gözlerimi sana doğru çevirip ”bak karaya çıkacağız, umut var” diyecektim ama sen yoktun! Gözümün önünde başka bir tekneye binip gidiyordun ve bana kalan senin gidişini izlemekti. Bağırmak, haykırmak istedim ama sesim bile çıkmadı.
Koşuyorum şimdi o uçuruma doğru. Benden geriye bir şey kalmadığı her şeyi beraberinde götürdüğün için koşuyorum.
O, uçurumun başında ağlayarak ve bağırarak üç gece geçirdim ama gelmedin. Kendimi uçuruma bırakacağım sırada gökkuşağı renklerinde bir çiçek belirdi önümde. Uzun zaman sonra ilk kez gülümsemiştim. Bir uçuruma baktım bir çiçeğe… Sonra her şeye rağmen: ”Sadece bu bölüm bitti. Benim daha doldurulacak sayfalarım var hayatta. Daha görülecek güzellikler var” dedim.
Üç sene önce seni deli gibi seven kız çocuğu yazmıştı bunları… Seni nasıl sevdiğini tekrar hatırladım. Biliyor musun hatırlayınca canım yanmıyor artık ama sadece o kızın yaşanmışlıklarına üzülüyorum. Yine de onlar olmasaydı bugün olduğum kişi de olamazdım. Şükranla hatırlayabiliyorum artık acılarımı…
Bir acı hakkını verilerek kalpte yaşandıktan sonra gökkuşağı çiçekleri girermiş insanın hayatına ve yeni umutlar ekerlermiş insanın kalbine ve her şey bitti dediğin anda yeniden başlarmış…






Ocak 14th, 2012 on 17:02
Yazdıkça evet yazdıkça kendi ölümümüzü yazıyoruz. kaleminize sağlık efendim… merak takip etmeye başladım yazılarınızı…
Ocak 15th, 2012 on 03:00
çok teşekkür ederim.. sevinirim