Yine sonbahar yine yağmur ve yine bir durak dolusu bekleyen. Gürsu da otuz beşlik yolun orada. Belki sırf bu dünya ya bekletilmek için aynı ruhla iki ayrı bedene nişanlanan iki kişi. Durmadan yorulmadan yağan bir eylül yağmurunda ıslanmamak için şemsiyelerinin sınırlarını zorlayan iki kişi. Dolmuş bekliyorlar aslında (ya da dolmuş bir zamanın sonunda gelmeyeni bekliyorlar aslında ). Kadın, diz kapaklarına kadar uzanan koyu yeşil mantosunun içinde kaybolmuş bedenin yokluğunu kahverengi gözlerinin o derin bakışlarıyla saklamaya, gizlemeye, örtmeye çalışıyordu ve zaman zaman bunda da başarıya ulaşıyordu. Kadını ele veren elleriydi, damarlarında biraz ihtiras ama kadının elleri kırmızıydı, kırmızıydı eldivenleri… Adamsa Uzun siyah bir palto giymişti üzerine. Ara ara aklar düşmüş saçları, arakaya taralı, yüz çizgilerinde deprem oyukları, tam bir muammaydı adam. İfadesi anlaşılamayan ama yorgun ama bezgin bir sima barındırıyordu kendinde. O kadar ki yorgunluk ifadesi bile artık adam için bir tiksinti sebebi olmaya yeter de artardı bile… Bir taş ocağı işçisi kadar yılgındı adam (ki öyle olması için hiçbir sebebi bile çoktu). Ve bir ah söylese yüz çizgileri; sanki dağlar iplere dizilecek, sanki büyük günahlar çocuklara yazılacak sanki bahar eteğini toplayıp bunca diyarı terk-i perişan edecek, sanki gözyaşlarıyla dolu testiler terleyecek, sanki ateş bir buz parçasına kül olup gidecek ve her kışın ocaklara hezeyan dolu matemler düşecekti. Ekmekten, haram toprağa ter ekmekten utanır gibi utanarak baktı kadına adam. Buna ‘’bakmak’’ fiili demek bile en büyük utançtır aslında. Bakmadı. Kendini kadının içine koydu adeta. Nefesine. Koynuna ya da saçlarının arasına. Yahu(T) En/sesine. Aynı anda hem kendinde hem kadındaydı. Herkes onu dolmuş bekliyor sansa da, o, zaman ve mekân içinde kaybolmuştu. Kim bilir belki de hiç yaşayamadığı çocukluğunu arıyordu. Kadında. Kadının en/sesinde ya da. Uzun süren yağmur şemsiyeleri tam bıktırmıştı ki, kadın daha fazla susmak istemedi. Ve Adama birkaç adım yürüdü, bilmiyordu aslında adam kendindeydi. Kadının hareketlendiğini fark eden adam içinden kaçtı, uzaklaştı. Ama nereye kaçabilirdi ki. Ömründe ilk kez bir kadın ona sorgusuz yaklaşıyor, kim bilir belki de kendisiyle konuşacak, oldu ki cesaret bulursa dokunacaktı içini içine. Tedirgin ellerde tutulan o iki şemsiye, o iki yağmur barikatı, o iki gökkuşağı kalkanı, kadının adama yaklaşmasından ve adamında kadından uzak(l)aşma denemelerinden nerdeyse buluşacak aynı yağmur birikintilerini farklı desenlerle bir birlerine bulaştıracaklardı. Yaklaştılar, zıt kutuplu iki bulutun yok olma pahasına birbirlerine yaklaşması gibi yaklaştılar. Kadın konuşmak istiyor, içinden yazdığı metni andımız okuyan bir ortaokul öğrencisi gibi bağıra bağıra adamın yüzüne okumak, haykırmak istiyordu. Tanımadığı ve ömründe ilk defa karşılaştığı adama karşı olan yakınlaşma çabalarına hayret ediyor, inanmıyordu kadın. Belki de fark etmişti adamı kendi içinde, içinde kendini adamla. Ama şu kesin ki kader onları saç telinden milyonlarca kat daha ince bir çizgide buluşturmuş, bir türlü anlam veremedikleri şu hayatı bir birlerine sorgulatma, hiç olmasa bu da kardır diyerek bir dengini tanıma fırsatı vermişti. Kadın daha fazla dayanamayarak;

- Yağmur bayım, ne güzel yağıyor değil mi? dedi kadın.

Şaşkınlıktan sanki konuşma kabiliyeti yuttu adam, kadını bekletmek istemiyor, derhal konuşmak istiyordu. Bir an hareket eden dudaklarını fark etti, ama duyamıyordu kendisini. Yoksa anlık bir şokla sağır mı oldum diye korktu ama hayır öle olsa kadını duyamazdı. Zoraki bir şeyler daha söylemeye çabaladı ki zaten söylüyordu ama duyuramıyordu. Hoş bundan önce fark ettiler mi ki içindeki çığlıkları, hüsranları, kayıpları, acıları… Yutkunluğu, ağır bir yumruk yutkunluğu desem hafif kalır. Sonra kendini en son çektiği gözlerine sürdü kadının ve…

- Evet, hem de hiç ıslanmamış gibi, dedi

Daha fazla konuşmadı adam, çünkü lanet olası geçmemiş geçmişi vardı. Diline bir ölü arısı sokup, sustu adam. Sustu kadın, sustu bulutlar, sonra durdu yağmur. Durdu akan giden ne varsa. Hem adam hem kadın uzun uzun sustular. Sonra, daha sonra oldu. Bekledikleri dolmuş. Geldi. Hiç konuşmamışlar gibi. Hiç susmamışlar gibi. Hiç içlerindeki o yangından haberdar olmamışlar gibi. Bindiler. b/indiler. Yetimhane sokağında dolmuş. Durdu. İlk inen adam oldu. Kadında ilerde bir adam ötede indi. Birbirlerine anlatamasalar da anladıkları hayatlarına geriye doğru yaşamaya devam ettiler. Adam da kadında hatıral(K)ardan ibaretti… Öyle kaldılar;

Hep donuk…

Hep Yarım…

 

İlginizi çekebilir

  • 07 Mayıs 2011 -- Canım annem… (2)
    Neden büyüdük ki, oysa küçük olmak güzelmiş sorumluluk olmayınca hayat çok kolaymış... Hani hep derdin ya Annem, el kapısı var kızım İnsanı, iğnenin deliğinden sokarlar da çuvaldızın deliğinden çık...
  • 01 Temmuz 2009 -- Pinokyo ile Polyanna (0)
    Pinokyo rolü elinize tutuşturuldu mu hiç? Günlerden pazardı, ben senaryoyu elimde buldum. Çık sahneye oyna dediler, yalancı pinokyoyu. Elbette yalan zeka işidir ama ruhun işi değildir ki. Hani stra...
  • 19 Ağustos 2011 -- Bir çentik ve biraz mum ışığı lütfen (2)
    Çamurlu ayaklarınla basıp talan etmediğin sürece yeşertiyorum, ufkuma ezbere ektiğin tohumları. Kanımdaki akyuvar gibisin, sen olmazsan savaşamıyorum hayatla… Yaşıyorum seni ağız dolusu kahkaha, yürek...
  • 24 Kasım 2011 -- Cengiz’le acayip konuşmaların konuğu: Ressam Bilgen Özerdem (0)
    Cengiz’le acayip konuşmaların bu haftaki konuğu Ressam Bilgen Özerdem. Sorduğum sorulara verdiği samimi cevaplardan dolayı Bilgen hanıma teşekkür ediyor, hepinize keyifli okumalar diliyorum… Cengiz...
  • 20 Şubat 2011 -- Yeniden tutunabilmek (0)
    Bazen gözünde büyütürsün aşkı ya da sana aşkı yaşatanı... Her şey güzel olsun istersin... Dualar edersin... Hayaller kurarsın... Kurduğun her hayalin baş kahramanını o yaparsın... İçinde en ufak bir ş...
  • 04 Nisan 2009 -- Bir sempati kişisi Berrin Şeker Civil (0)
    Uzun zamandır Berrin Şeker Civil hakkında birşeyler yazmak istiyordum, bu gece beyaz show'a konuk olunca tekrar depreşti bu istek, kendileri kanaltürk televizyonunda hafta içi gece yarıları berrin'le ...