Elini hafifçe havaya kaldırarak, ardında kalanlara ‘’ Hoşçakalın, ben artık yokum, yenildim ve gidiyorum’’, der gibi salladı, rüzgârda savrulan yaprak gibi… Olurda kimseler bulur umuduyla. Ama doğruya o bu hayatta hep kim/sessizdi. Bu acı gerçeğin her zamanki gibi yüzüne yansıttığı üzüntüyle kendine geldi adam. Sonra elini cebine götürüp tabakasından bir sigara çıkardı, suskunlukla ve kurumuş bir dudakla sarılmış sigara. İki dudağının keyifsizliğinin farkına varmış olacak ki, kendilerine gelmeleri için hafiften ısırdı. Hantal bir veznedar gibi ağır ağır, istemeye, istemeye kıpırdanan dudaklarının arasına güçlükle tabakadan çıkardığı sigarayı bıraktı. Gazı bitmiş çakmak yanmamakta ısrar ediyor, adamsa yolculuk öncesi bir sigara afiyetinden mahrum kalmamak için bir an önce yakmak istiyordu. Ama çakmak yanmadı. O an yüreğini kavuran ateşi düşündü. Acaba o ateşle sigara yakmak mümkün müdür diye bir mırıltı düşürüverdi içinden. Şükür ki yanından pişmaniyeci geçiyordu. Mahcup ve bin bir utanmışlıkla dudağından kurumuş bir dal gibi sarkan sigarası için ateş rica etti pişmaniyeciden. Alelacele Uzattı pişmaniyeci çakmağını bir an önce geri alıp kaldığı yerden devam etmek için satışına. Pişmaniyecinin çakmağı tek çakışta yanıyordu hem de bir yanardağ heybetiyle. Bir pişmaniyeci, evet bir pişmaniyecinin ateşiyle yaktığı sigaradan umduğu keyfi bulamadığını anladı bir süre sonra.
Keyifsizdi, şimdi iki kere keyifsizdi . Anlık bir refleksle fırlattı sigarayı… Canım sigara, boşlukta savrulurken, canhıraş son bir parıltının ertesi tükendi ve düştüğü yerde kül oldubitti. Tam o sırada Tren düdüğü çaldı / sanki surdu çalınan…/ yanında bir leş gibi duran bavulun kavradı bir eliyle, diğeriyle ayaklanmak için oturduğu yerdeki banka tutundu. Kalktı. Ve ardına baktı. Yalnız geldiği bu şehirden yalnız gidiyordu. Yanlış adrese postalanmış mektupların geldikleri yere postalanmaları gibiydi gidişi. En çok bu koyuyordu adama, en çok buna üzülüyordu… Sonra başını bir ihtiyar alınganlığıyla çaresiz önüne eğip bindi kompartımana… Yalnızlığına daha başka yalnızlıklar eklemek için bıraktı kendine yollara… Raylara… Raylar ki ömrünün çentikleriydi adamın…






Ocak 15th, 2012 on 03:03
kaleminize saglik =)
Ocak 15th, 2012 on 11:13
teşekkürler efendim