Ah kırık kanatlı meleğim, Alyoşa
Geldim. Düş kelebeğim, yavrum. Tüm kâbusları b/ağlayarak, karanlıkları yırtarak, soğukları dererek, karları küreyerek, yağmurları çiğneyerek geldim Alyoşa. Tatlı şarabım, düş mahcubum. Kanayan satırım, yarım kalan şiirim. Alyoşa. Bak kim geldi. Hadi uyan kızım Alyoşa uyan. Ben, koca yüreklin, baban geldi. Hani o çok özlediğin, alaimisemalara sığdıramadığın, serçe parmağın, yarım gamzende umutla koruyup yeşerir tuttuğun, hani o annenin, bir türlü anlatamadığı halde senin yarım pansiyon köşelerinin gece ıssızlığında hayallerinde büyüttüğün baban, adamın, hizmetkârın geldi. Öyle bakma, yoksa dağılırım hallaç pamuğu gibi kanar sızarım. Yalan Alyoşa kim dediyse yalan… Ben hiç gitmedim Alyoşa. Hep avuçlarında hep kavuniçi yanaklarındaydım. Kızım Alyoşa “hoş geldin babacık” demeyeceğin mi? Annen nasıl, iyi mi? yooo ısrar etme ne olur konuşmayacağım onulan… Ne olur, üsteleme bilirsin dayanamam sana. Ama olmaz. Hala affetmedim onu. Seni, sevgimi, düşümü, yıllar boyu sakladı benden, ifşası yasak bir sır gibi… Kızım olduğunu bilmeden senden habersiz yaşadım. Ama… Ama Allah biliyor ya; ara ara nedenini bilemediğim bir sancı gelip oturuyordu aha şurama, ansızın. Biri babacık diyordu gecenin en kör en yalnız en bitap en sürgün en kanayan anında… Ah Alyoşa o sendin. Geç öğrendim. Sana sarılıp doyasıya öpemedim. Ve en fecisi; ne ben duyabildim, ne de sen bir kez olsun söyleyebildin, şöyle içten içe şöyle yana yana;” babacığım, canım babacığım”… Kavuşacağım bir gün sana Alyoşa… Sen hiç üzülme ve ben ölmeden de büyüme… Belki bana söyleyemedin ama biliyorum kırmızı begonyaları sevdiğini. Nasılda sana benziyorlar, ah kırık kanatlı kelebeğim, Alyoşa, doğum günüm. Üzülme gitmiyorum, ben hep sendeyim, hem nasılsa bulduk bir birimizi, her gün bıkmadan geleceğim kızım. Babacık seni çok seviyor…
Ah Alyoşa… Ah esrik gözyaşım… Ah nazende çiçeğim… Hep bende “kal” emi…






Son yorumlar