Nisa Suresi 119. Ayet’te; “(Şeytan) Onları mutlaka saptıracağım, muhakkak onları boş kuruntulara boğacağım, kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, şüphesiz onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler (dedi). Kim Allah’ı bırakır da şeytanı dost edinirse elbette apaçık bir ziyana düşmüştür.” Buyurmuştur Allah(c.c.).

Yukarıdaki ayetin açıklamalarında her ne kadar bazı Âlimler; “putlara sunmak için, putlara adak için, putlara adamak üzere” hayvanların kulaklarını yardıkları açıklamalarını yapmış olsalar da, ayetle klonlamanın (kopyalama) kastedildiği, Şeytan’ın büyük oyunundan bahsedildiği, günümüz bilimiyle artık alenen anlaşılmaktadır.

DNA, her hangi bir organizmanın hücre çekirdeğinde bulunan ve o organizmanın tüm özelliklerinin barındığı genetik bir dizilimdir.

Klonlama ise, canlı bir organizmanın hücre çekirdeğindeki DNA’sını alıp, DNA’sı önceden çıkarılmış başka bir boş yumurta hücresine yerleştirilmesi ile gerçekleşir. Bu yumurta hücresi Allah(c.c.)’ın yarattığı ve tüm özelliklerini içeren kendi DNA’sından ayrıştırılarak yeni ve farklı bir DNA’ya sahip olmaktadır.

Hücre asıl genetik malzeme sahibi olan diğer organizma ile artık aynı zincire sahip olduğundan, haliyle bölünüp çoğaldığında (büyüyerek) ona tıpa tıp benzeyen bir organizmaya dönüşmektedir.

Bilim adamları, ilk olarak hayvanların kulaklarından parça alarak klonlama ile Allah’ın yarattıklarını değiştirmeye başlamışlardır. Bu olay, ayetle birebir örtüşmektedir.

Klonlanan ilk hayvan Dolly adında bir koyundur. Ardından domuz, inek, fare, tavşan… Sonra zaman içerisinde DNA’daki gen dizilimlerini yavaş yavaş çözen bilim adamları, DNA’yı tümüyle değil, sadece ihtiyaç duydukları DNA parçalarını alarak, benzer işlemleri bitkilerde ve hayvanlarda yapmaya başlamışlardır.

Şimdi ise gen bilimciler, yap-boz oynar gibi doğal olan pek çok organik bitkinin ve hayvanın DNA zincirini kolayca değiştirebilmektedirler.

Gen değiştirme olayı, ürkütücü bir şekilde hızla ilerlemektedir. Sonunda bilim kurgu filmlerindeki mutantlardan da üretti gen bilimciler. Biogenika isimli bir şirket, bu yaratıkları elektronik oyuncak şeklinde üretmiş ve ilk olarak önce kendi çalışanlarına dağıtmış. Ve adını Genpet koymuşlar.

İçlerine çip, üzerlerine minik LCD ekran takılmış olan ve bitkisel hayatta olduğu şekliyle raflarda plastik paket içerisinde satışa sunulan bu mutantlar ; kanı, kasları ve kemikleri olan, hayvan-oyuncak arası varlıklardır.

Takılan çiplerle birlikte yaşayan bu canlıların özellikleri, paketleri üzerindeki renklerle seçime sunulmuş. Renkler, hayvanın hangi özelliklere sahip olduğunu göstermektedir.

Biogenica firması açıklamaktan uzak dursa da, bazı canlıların genlerini, insan genlerine Zigot Mikro Enjeksiyon sistemi ile karıştırarak Genpet’leri elde etmişler. Kanlı-canlı yaşayan bu memeli hayvanlar, paketli halde iken kış uykusunda gibi uyur vaziyettedirler ve küçük bir hortum aracılığı ile yavaş yavaş beslenmektedirler.

Genpetler, Frankeştayn gıdalar gibi etik olmadığı gerçeği umursanmadan üretilmişler ve insanların, çocukların tıpkı plastik oyuncaklarmış gibi oynaması için acımasızca piyasaya sürülmüşlerdir…

Bazı ülkelerde genlerin legolar gibi karıştırılarak ucube varlıklar elde edilmesi yasaklansa da, diğer başka ülkelerde hala herhangi bir engel oluşturulmuş değildir. Bu sebeple çok çok yakın bir zamanda, bilgisayar beyinli, aslan pençeli, akrep iğnesine-zehirine sahip, pitbull çeneli savaşçılar üretmeleri de kuvvetle muhtemeldir.

Bilimin her zaman insanların yararına birşeyler yap-ma-dığını hep gördük, biliyoruz. O halde bu tür canlıları üretmeye başlamanın ne derece tehlike oluşturacağını bilim dünyası hiç düşünemiyor mu?

İnsan genlerinde bunun mümkün olduğunu düşünmüyorum ama eğer başarırlarsa; en güçlü, en sağlıklı, en dayanıklı, en zeki, en akıllı vs. insanlar yapmak için kollarını sıvayanlar, bu işin olmayan hangi faydasından bahsedebilirler?

Mesela faydayı mükemmel ordulara sahip olmak olarak tanımlıyorlarsa, bu, o bedenlere sahip olacak insanlara büyük bir acımasızlık anlamına gelmez mi?

Et yiyen çekirgeler, savaşçı arılar, zehirli keneler üretip hedef ülkeye göndererek, sadece o ülkeye zarar vereceklerini mi sanıyorlar?

Peki bir gün her yeri sarmış bu acayip varlıklardan hangi gezegene kaçabiliriz?

Zaten ellerimizle bozduğumuz, yıktığımız, yaktığımız, binalarla doldurup nefes alınamayacak hale getirdiğimiz bir dünyaya sahibiz. Üstüne birde yaşam savaşı veren canlıları da değiştirirsek, yaşanabilir bir dünyadan nasıl bahsedebiliriz?

Yani Şeytan, Nisa Suresi’nde bahsi geçen planında başarıya ulaşmıştır… Elbette en doğrusunu Allah(c.c) bilir.

İlginizi çekebilir

  • 02 Ağustos 2009 -- Son sözü Tanrı söylüyor (2)
    Epeydir etrafımı inceliyor, insanları gözlüyorum. Aslında ne yalan söyleyeyim, ben bunu çocukluğumdan beri hep yapıyorum. Sanki çağın hastalığı. Hep bir hazırcılığın, avantacılığın söz konusu olduğuna...
  • 20 Ocak 2009 -- 19.01.2009′ da demlenenler (0)
    Sevgili Demliğim; Biliyor musun? Nasıl oldu? Farketmeden baktım feminist olmuşum, narsist olmuşum,  mazoşist olmuşum, ay hatta nasıl bencil bişi olmuşum? Nasıl oldum ben bütün bunları?  Ne zaman ol...
  • 09 Ocak 2010 -- Tanrı seni benimle yokladı (5)
    ey ağaç kokulu sevgili... tanrı seni benimle yokladı, yoktun! aşkı ölü doğurdun. hem tanrıyı yanılttın, hem beni....
  • 02 Ekim 2009 -- Müdahale açılımım (0)
    Bu güncel bir haber açılımı filan değil. Bu benim müdahaleyi algılama açılımımla ilgili bir yazıdır...   Hiç bana göre değil müdahale. Görmek de etmek de. Ama bu çocukluğumdan beri böyle. Yeni bir ş...
  • 16 Aralık 2009 -- Hayata sımsıkı tutunacakken (2)
    Dün akşam yeğenim eve geldiğinde morali hayli bozuktu. Kendi sınıfından bir arkadaşı, sabah evlerinin bodrumunda kendini asmış. Öğretmenleri dün okulda olayı duyurmamış, dershanedeyken kötü haberi alm...
  • 27 Temmuz 2011 -- Devlet üniversitesi mi? Yoksa vakıf üniversitesi mi? (2)
    Bilindiği üzere LYS sonuçları açıklandı. Bu günlerde öğrenci ve ailelerini bir tercih telaşı aldı. Gelen puana göre acaba il dışı mı yoksa il içinde bir vakıf üniversitesi mi tercih etsek diye eminim ...