Uzun bir süredir herhangi bir yazı yazmadım. Daha doğrusu yazmak içimden gelmedi. Bunun nedeni değişime bağlı beynimin yoğunluğu ve yorgunluğu olabilir. Aslında bundan pek emin değilim ama yine de sancılarını çekiyor olabilirim. Evet, evet değişimin sancılarını çekiyorum. Nasıl çekmeyeyim ki? Bunca yıllık iş hayatımda her şey kâğıtla, dosya ile falan yapılırken birden her şey elektronik olmaya başladı. Bu yüzden değişime ayak uydurmak benim gibi iş hayatında yolun sonuna gelmiş biri için hiç de kolay değil ve sanırım bu durum beynimi yoruyor.

Bana katılmayıp “Hayır, şimdi her şey daha kolay” diyenleri de duyar gibiyim. Aslında bende onlara katılıyorum ama üstesinden gelebilenler ve hızla adapte olabilenler için. Ya gelemeyenler yada gelmekte zorlananlar. Onlar için durum biraz sıkıntılı. Sonra benim gibi” Fatma gel İhaleyi EKAP’ a giremedim. ETS’yi açamıyorum. Dosyayı e-meale ataçlayamadım. Yazıyı gönderemiyorum. Sistem arızalı galiba hele bir bakıver “deyip önceden tek başına yaptığınız işler için şimdi yanınızda bir yardımcı bulundurmanız gerekebilir ve bir desteğe mahkûm olabilirsiniz.

Bu arada şifreleri ve kullanıcı isimlerini hiç sormayın. Onlar başlı başına ayrı bir dert. Yok, SGK şifresi, yok Medula şifresi, yok Muhasebe programı SDD şifresi, yok EKAP şifresi, yok ETS şifresi, yok maaş kartı şifresi, yok kredi kartı şifresi, yok facebook şifresi, yok e-mail şifresi onun şifresi bunun şifresi, her tarafım şifre doldu :) Hayır, birçoğunu tek şifre yaptım ama yine de farklı olanlar az değil hani.

Elektronikten fazla hoşlanmasam da ne yapacaksın mecburen bu e değişime ayak uydurmaya çalışıyoruz işte. Vaktim geldi sizin yolunuz açık olsun hadi bana eyvallah deyip de çekip gidemiyoruz. Malum gidince sonra maaşlar kuşa dönüyor. O yüzden hayırlısıyla şimdilik yola devam diyorum.

Saygılar.

İlginizi çekebilir

  • 19 Aralık 2009 -- Kayboldukça var olduğumu daha çok hissediyorum… (0)
    Bazen varlığımın kuytularında yol alıp, ruhumun ışık hüzmesini bulana dek kayboluyorum kendimde. Onca koşturmaca ve telaşlarımın içinde iç çekmecelerimi gizlice karıştırmak hoşuma gidiyor. Bedenimd...
  • 17 Ağustos 2010 -- Lamekan (13)
    Bu gece TRT de gösterilen  LAMEKAN belgeselini izledim. 17 Ağustos 1999  Gölcük depremini anlatıyordu belgesel. Geç saatte yayımlanan belgeselde yaşanan her şey yüzeyde değil olayın en dibinden anlatı...
  • 19 Şubat 2010 -- Boz yelek (6)
    Şu yelek seni bırakmış sen daha onu bırakmadın -         Karışma bana iyi daha o -         Neresi iyi ya. Sanki hiç giyeceğin yokmuş gibi giyip durma şunu -         İş yaparken sıcacık iyi o ...
  • 14 Mart 2010 -- Hayrın da bir inceliği var, çok keskin (3)
    Görkemli bir düğünde tanıyorum kendisini. Türkiye'de kendi alanında oldukça ünlü bir sanatçı. Farklı bir kimlik, aykırı bir kişilik. Dolu ve insan. Frekanslarımız hemen tutuyor. Dost oluyoruz.   Vur...
  • 21 Mart 2012 -- İyi’nin Ölümü (4)
    Herneyse istir parmak uçlarımı kemiren. Ağzımda kallavi bir Bütün kokusu. Eski bir şarkıyı doğurur durumum. Şakaklarımda töre kanı ve ergefi açılmamış koyu bir mavisu. Hüzünden. Bu yüzden, at...
  • 21 Temmuz 2010 -- Akdeniz mi? Ege mi? (2)
    Aşırı sıcaklar insanı daraltıyor, bunaltıyor. Nefes aldırmıyor. Ama biz buna rağmen birkaç defa çocukların ısrarları üzerine sıcağı fazla olan bölgeye, Akdeniz’e gitmiştik tatil için. Ama pek keyfine ...