Aynalardan nefret ederim. Saatlerden nefret ederim. Üstüne başına titizlikle davrananlardan nefret ederim. Sınıfın en çalışkan öğrencisinden nefret ederim. Paradan nefret ederim. Hatta paranın satın alabileceği insanlardan nefret ederim. Kalabalıklardan nefret ederim. Gürültüden nefret ederim. Aşırı doz ne varsa nefret ederim. Kendini bulunmaz Hint kumaşı zanneden kadınlardan nefret ederim. Hint kumaşından da nefret ederim. İkiden nefret ederim. Komünizmden nefret ederim. Faşizmden nefret ederim. Her türlü emperyalizmden nefret ederim. Bulmacadan nefret ederim. Her şey bilen tavrını takınanlardan nefret ederi. Hatta kendini hiçbir şey bilmeyen gibi gösterip aslında gizliden gizliye her şeyi bildiğini açık ettiren ama gerçekte hiçbir şe bilmeyenlerden nefret ederim. Kahve falından nefret ederim. Kahkahalardan nefret ederim. Kederden nefret ederim.” Güzel” ve “yakışıklı” terimlerinden nefret ederim. Şehir ve yemek kitaplarından nefret ederim. Saklanılan bir gizin ifşa olmasından sonraki durumundan nefret ederim. Tıraş olduktan hemen sonra üzümün gerginleşmesinden nefret ederim. Fenerbahçe’nin yenilmesinden nefret ederim. Beklentilerimin karşılıksız kalmasından nefret ederim. Anlaşılmamaktan nefret ederim. Uyurken ben aniden çalan telefondan nefret ederim. Hatta o ara Graham Bell’ den bile ( rahmetli affetsin ama…) nefret ederim. Islak ayaklarla İran halılarına basılmasından ( sanki diğer halılar üvey evlatmış gibi ve sanki hayatım hep İran halılarına basmakla geçmiş gibi ) nefret ederim. Al yazmalımı izleyipte ağlamayandan nefret ederim. Anlamadığı dilden şarkılar dinleyenlerden nefret ederim. Yazar’ken rahatsız edilmekten nefret ederim. Detaylardan nefret ederim. Pürüzlerden nefret ederim. Amaçsız yaşamaktan nefret ederim. Başkalarının sırtından geçinenlerden nefret ederim. Sevgisini maddi kaygılar üzerine inşa edenlerden nefret ederim ve en önemlisi seviyor görünüp aslında sevmeyenlerden nefret ederim.

Tüm bunlardan sonra Ne kadar çok ortak nefretimiz varsa o kadar çok birbirimiz içinizdir.

İlginizi çekebilir

  • 11 Ağustos 2010 -- Savaş mı çıktı? (8)
    Ben kış çocuğu olduğum için olsa gerek, hiç aramın iyi olmadığı, bir türlü barışamadığım sıcak olan hava, bana göre ''Deli sıcak. Manyak nem. Çıldırmış ısı''dır. Normal zamanda çaydan mı alıyorum sıvı...
  • 25 Ekim 2010 -- Hep onaylanmayı bekliyoruz (2)
    Biz kadınlar tuhafız, egomuzmu yüksek yoksa özgüven eksikliğimizmi var bilmiyorum ama hep onaylanmayı bekliyoruz. Uslu bir kız olalım babamız onaylasın, çalışkan olalım annemiz onaylasın istiyoruz. İl...
  • 02 Mayıs 2010 -- Adam gibi adam olmak ne acayip şeymiş (6)
    Son dönemlerde çok kullanılan; "adam gibi adam olmak" cümlesini öyle ortamlarda duyuyorum, okuyorum ve izliyorum ki, birşeyler yazmak istedim. Her kişinin kendi beynince bir "adam gibi adam" tanımı va...
  • 25 Ekim 2010 -- Yosunlaşmış Umutlar (5)
    ne zaman gözlerine olta atsam, hep yas tutuyorum ayrılık geliyor elime pul-pul ve yosunlaşmış umutlar... oltamın ucunda yalanlar var mecburum yalan söylemeye çünkü başka türlü girilmiyor g...
  • 24 Haziran 2010 -- Modern zamanların Külkedisiyim (0)
    Bu aralar kendime külkedisi diyorum, neden mi çünkü iş başa düştü. Utü, çamaşır, bulaşık, temizlik, yemek... Her şey başıma kaldı. Eskiden olsa annem; "kızım renklileri makineye atacağım varsa şimd...
  • 10 Şubat 2011 -- Malavi’de kamusal alanda yellenmek yasaklanıyor! (0)
    Dehşet bir fakirlik yaşayan Afrika'nın güneydoğusundaki Malavi'de, Malavi parlamentosu sanırım halkın beynini başka şeylere yönlendirmek için; kamusal alanda osurmaya yasak getiren bir yasayı onaylama...