Elime yapışan elin sahibine döndüm yüzümü. ”Allah aşkına sen yaparsın Aslı Hanım, gözümü yummadan asker yap şu oğlumu” diyen annenin, o an elini elimde değil yüreğini yüreğimde hissediyorum. ”Zihinsel engeli olanları askere almazlar ki” diyemiyorum. ”Söz!” diye geri dönüşü olmayan, söz bir Allah bir diye inandığım o iddialı laf çıkıyor ağzımdan.
 
Araştırmaya başlıyorum. Komutanlara ulaşıyor, bilgi alıyorum. Ve engeli olan evlatların 1 günlüğüne asker yapıldığını öğreniyorum. ”Söz” demek o kadar kolay olmamalı. ”Söz” verdi mi insan ölümüne yerine getirmeli. Okulumda, askerlik yaşına gelmiş, hatta yaşını geçirmiş bütün evlatların listesini çıkarıyorum. Beden ve ayak numara ölçüsünü istiyor benden askeriye. Ailelerinden almama rağmen bir terslik olmasın diye hiç büyümemiş ve büyümeyecek olan o koca adamları evirip çevirip ölçülerini bir kere de kendim alıyorum. Benden tüm istenenleri derhal temin ediyor, eksiksiz listeler halinde kendilerine ulaştırıyorum.
 
Ve gün alıyorum. Bir de bir emir geliyor, uymam isteniyor. ”Yemin törenine gelecek olan asker ailelerinden, klasik eski annelerimizin örttüğü türden başı kapalı olanlar sorun değil ancak türbanlı kimseyi getirmeyin, sorun yaşarsınız” deniyor. Bütün asker olacak zihinsel engelli evlatların annelerini topluyorum. Onlara ”o gün sabah erkenden evlatları Askeriyeye bırakacağımızı, onların orada sağlıklı askerlerimizle hazırlık yapacaklarını ve istenen saatte orada olmamız gerektiğini” söylüyorum. Bir de bana gelen emri üzerine basa basa kendilerine iletiyorum. Başı kapalı velilerimizden, ”Eğer asker öyle istiyorsa, o gün başımı bile açarım. Benim evladımı bir günlüğüne de olsa asker yapacaklar ya, Allah askere zeval vermesin” diyen bile oluyor içlerinden.
 
O sabah, sözümü yerine getirebilme huzuru ve kendi oğlumdan önce diğer oğullarımın askerlik yemin törenlerine katılacağımın heyecanı ile kendimi bir başka ANNE hissediyorum. 
 
Asker, öyle bir hazırlanmış ki, öyle bir yemin töreni yapılıyor ki, daha önce sağlıklı evladını askere göndermiş olanlardan eksiksiz bir tören izlediğimizi duyuyorum. Muhteşem bir törenin şahidi olurken, tören boyu gözyaşlarımı tutamıyorum. ”Söz” verdiğim, bir annenin yüreğine hizmet ederken, bir çok annenin de kalbini kazanıyorum. Aileler için hazırlanmış olan kokteylde komutanlara defalarca teşekkür ediyorum. O günkü mutluluğumun paha biçilmez bir duygu olduğunu ruhumda özümsüyorum.
 
Ve günümüze gelince, Başbakan’ın eşinin GATA’ ya alınmadığını basından öğreniyorum. Başbakan’ın, ”Peki bunun yapılmasına müsaade eden irade dürüst davrandı diyebilir miyiz, özgürlükçü diyebilir miyiz? ” sözüne ben kendi adıma ”Evet” cevabını gönül rahatlığıyla veriyorum. Çünkü, asker başı anneannelerimizin örttüğü klasik örtüye hiç bir yasak getirmiyor. Askerin inanca saygısı var. Asker’in siyasi simgeye tahammülü yok. Ben yaşadım biliyorum.

  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Technorati
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Reddit
  • email

Arşivden Seçme Yazılar

  • 13 Mayıs 2009 -- Başka bir insanın kalbinde ölmek (2)
    Başka bir insanın kalbinde ölmek de ne demek diyebilirsiniz. Bazen çok seviliriz herkesin bizi çok sevmesi olası değildir ama birkaç kişi vardır bizi çok seven… Ve doğal olarak bizde hayatımızda bi...
  • 10 Ocak 2010 -- Beyin gücü (6)
    Doktorumun karşısında oturuyorum. Nuh diyor, peygamber demiyorum. Hamileyim ve hamileliğimin daha ilk ayındayım. Keçiliğim üzerimde, hem ısrarın hem pazarlığın bende bini bir para. Eşim, bir çocuğu...
  • 26 Nisan 2010 -- Fit adamlara ifritim (6)
    ''Sıksam dişimi, fit olurum aslında.'' sözünü acil kulak arkası ediyorum. Çünkü, öncelikle dişini sıkmasını istemiyorum. Kıyamıyorum. Sonrasında da ben fit adamlara acayip ifrit oluyorum. Yaklaşık ...
  • 05 Ocak 2009 -- 04.01.2009′ da demlenenler (1)
    Sevgili Demliğim; Nasıl güzel uyumuşum anlatamam, dinlenmiş ve zımba gibi bir pazara başlamak çok keyifli... Pazar sabahları saatimi 10.00'a kurup, yarım saatçikte oğluşuma sarılıp keyif yapıyorum....