Yağmur, simsiyah bir ızdırapla birlikte yağıyor üstüme; ıslak, kuytusuz ve umutsuzum. Bulamadı ya parmaklarım uzanıp dokunacakken saçlarını. Ve duydum ya dilinde patlayan mayınların seslerini. Öyle nefretle, öyle iğrenmiş bağırıyordun… O sesler; uğursuz bir ayninin ortasında aldı canımı.
Kendimden mi tiksindim, üzüldüm mü ne önemi var. Zaten yamalıyım. Zaten körüm. Her nefes alışımda kalbime batan milimetrik kahırlarım var.
Açıklayamazdı hiçbir felsefe hissettiklerimizi… Şarkısızdık belki, belki de şiirsiz… Çok ağladık, çok konuştuk, çok kaçtık… Uçsuz, korkusuz, sakınmadan, tepeden tırnağa yanmayı oynayan tiyatral bir gösteriydik biz. Gözlerimizden seken birkaç damla yaşın peşine taktık aşkı. (Devamını okuyun…)
Son yorumlar