Hayata sobelenmiş ve her fırsatta kızgın lavlarla yoğrulan düşüncelerim, dudak bükülen yargılardan sıyrılıp, tüm zehriyle ve de tüm hançerleriyle steril yerleşim bölgelerime gayri nizami soru işaretleri bırakıp kaçıyor.
Gerizekâlı dünya serüvenini beyin kıvrımlarımdaki cam kenarı koltuktan izleyip, normal bir insan a y k ü s ü y l e süzgeçten geçirip, hiç bir işe yaramayacağını bildiğim halde üstüne düşünüyorum. Sağır kalabilmek mümkün değil, ucundan köşesinden lağım sıçrıyor üstüme, isteyerek veya zorunlu belki de boğulmak korkusu ile modifiye edilmiş hayatların sakıncalı nefesine eşlik ediyorum.
Uzun uzun ve yoğunluklu depresif nöbetlerin dışa vurumu, tüm gücümle herşeye ama herşeye bağırarak küfretmek oluyor, belkide saçma! kesinlikle saçma… Ama harcadığım efor sonrasındaki dinginlik ve devamındaki ölüm sessizliği süper ve iyi geliyor. Kadavra hissizliğine bürünüp, ötenazi düşleri gören ve ölümüne hayran sınırda bir kişilik oluyorum. Görüldüğü üzere en büyük saçma benim. (Devamını okuyun…)










Son yorumlar