….Kaç saniye gözünü kırpmadan bakmıştın, bilemiyorum. Ancak, gözlerindeki anlamı gün gibi aklımda tutuyorum.
Hani, mevsimlerden yazdı. Hani, biraz kilo almışsın” demiştim. Yine dilimi tutmayı becerememiştim. Bir önemi yoktu üstelik, sanırım laf olsun diye söylemiştim. Maviydi üzerindeki. Çok yakıştığını söylemiş miydim? Belki de diyememiştim. Mavinin sana çok yakıştığını beynime gizlemişim. (Devamını okuyun…)
Yazara ait arşiv
Gönderilmemiş mektuplar/ Mum gibi
Mississippi yanıyor/Allah nerde anne? (Gerçek hikaye)
İp gibi kilometrelerce uzamış sırada insanlar, vakitlerden gece yarısını geçiriyor. Tüm yorgun ama ümitli bekleyişe rağmen, özgürlük otobüsü gelmek bilmiyor. Herkesin ayaklarına kara sular inmiş. Sabırlar son noktada, hatta artık tükenmiş. Ve leş sokakta, insanlar sıraya gireli 9 saati geçmiş.
Kadın, hala bir film platosundaymışcasına, sakin ve gücünde istikrarlı. Kızı ve kendisinin dışındaki herkesten haklı bir homurtu yükseliyor. Kadın, ”Çekirdek ailemleyim. Nerede ve hangi şartta olursak olalım, tamım-tamamım” ın pervasızlığında. Ve hala zorluklara inat hayata karşı tevekkül duruyor. Sığındığı, en güvendiği – Tutunduğu, en sağlam kulp çünkü. Kadın, Yaratan ile içinden, derinlerinde bir yerlerden sohbette. Çoklukta birliğin hazzını yaşarken, zorlukta kolayı hissediyor. (Devamını okuyun…)
İntikam peşinde filmini izledim
Eşim, haftasonu gözümün içine baktı durdu. Hastayım ya, ”İyi misin” sorusunu defalarca sordu. Biliyorum, hem sağlığım için kaygı duydu, hem de haftasonu eve kapanmak fikriyle mutsuz oldu. Gündüz yatağa yapışmış hallerimden, hatırı için kazıdım kendimi. ”İyiyim, iyiyim” dedim, kirpi gribimin(!) vücuduma batan dikenlerini çaktırmadım kendisine. Gayretimle ve üstün rol yeteneğimle haftasonu kapatmadım bizi eve.
Hadi o iki gün haftasonuydu. Tatil moduydu. Ama haftasonu bitti ya, ben akşam üzeri ”Yemeğimizi yeriz, keyif kahvemizi içeriz vee ben dooğru oturma odasına TV karşısına beni bekleyen koltuğuma, battaniyeyi de çekerim kafama, yan gelip yatarım, devrilirim, dinlenirim” diye durayım içimde kendi kendime. Benim yelloz kocam, sinema biletleriyle gelmez mi eve? Gelir. Ben gribi atlatana kadar yaz gelecek inşallah. (Devamını okuyun…)
Gönderilmemiş mektuplar/Tavrının izini sürenim
….”Kaldı ki, kimsenin benim tavrımı çekeceğini düşünmüyorum” diyorsun ya; Oysa sen kimsesiz değilsin. Yada ben kimse değilim.
Sen bilmezsin, tavrının miliminin ben izini sürerim. Öyleyse ben, tavrını çekenim.
Biliyor musun, gündelik hayat devam ediyor burada, dizginlerinden kopmuş hallerde. Kimi rahvan kimi dört nal hem de. Ama hep bir an, birden zınk diye duruveriyor hayat bende. İşte o an, hep bir sızı var göğsümde. Tavrına anlamlar yüklerken yakalıyorum beni, iyi mi? Bazen derin dalıp gidiyorum işte. Hayat beni sollayıp geçerken hem de. (Devamını okuyun…)
Bir zamanlar kanatlarım vardı
Kendimi bildim bileli, bedenime büyük gelen kanatlarım vardı. Bir de, BİRİ(!) sol yanıma yumruk kadar dev takmıştı. Belki de bu yüzden melekçilik oynamaya merak sarmıştım yıllar yılı. Çünkü benim insan üstü duygularım vardı.
Oysa çokları, çok başkaydı. Biraz daha katı, hatta çokça acımasızdı. Onlar farklıydı. Çünkü, zaman içinde acıttılar canımı. Müdahale ve bencilliklerle incittiler kanat tozlarımı. Olmadı, işi katılaştırıp kırdılar kanatlarımı. Bunca zalimliğe karşı masumiyeti kıskandılar belki de. Oturup da kanat tüylerimi bir bir yolmadıkları kaldı. (Devamını okuyun…)
El
Ayaklarım çıplak, koşuyorum. Çok ıssız, çok karanlık. Nefes sesim kulağımda, saçlarım dağınık. Ter süzülüyor boynumdan göğsüme, hava soğuk. Kumlar ayaklarımın altında ufalanıyor, sanki biri beni çağırıyor. Sesi boğuk.
Kan ter içindeyim. Nefes nefese göğsüm. Durup soluklanıyorum. Bağı çözülüyor dizlerimin. Üzerlerine çöküyorum. Beni çağıran sesi dinliyorum. Etrafta çıt yok. Sadece kelimelerim var, ama hepsi bulanık. Ellerimle kumları avuçluyorum. Ne kadar yerde kalıyorum, fikrim yok. (Devamını okuyun…)
Kirpi gribi
Geçip gitti zannetmiştim. Pek bi açılıp saçılıp kendimi koruma güdülerimi terk etmiştim. Aaa yok, gitmemiş, gizlenmiş. Ben hasta olmayı seviyorum ya, uzun yıllardır da hasta olmuyordum ya, iyi davrandım tabi kesin bu grip beni çok sevdi. Çöreklendi vücuduma, bu kış benden gitmeye niyeti yok galiba.
Domuz gribi, safsata çıktı biliyorsunuz. Henüz domuz gribinin uydurmasyon olduğunu bilmediğimiz zamanlarda bile, ben kafa tutmuştum o sahtekara. Zaten öyle yalancı hiç bir şey uğrayamaz ki bana. Barınamaz vücudumda.
Ama bu defaki başka. Tam gitti gidiyor derken ve uğurladığımı zannederken, ayy en hain halleriyle ”cee” yaptı bana. Bu kesin kirpi gribi olmalı. Her yanıma kirpinin dikenleri batıyor sanki. Bu defa ki gelişi bir başka valla. Domuz gribi olur da kirpi gribi olmaz mı yani? (Devamını okuyun…)




Son yorumlar