arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
Aslı Özden | Bay Gri - bölüm 3

Yazara ait arşiv

Krallığım başlıyor

11 ayın sultanı Ramazan başlıyor. İlk teravih namazı bugün kılınıp, ilk sahura bu gece kalkılacak. Ve ilk iftar ise yarın akşam…

Ramazan, elbette ki sadece oruç ibadeti için bir zaman dilimi değildir. Kendimizi sorgulama, özümüze dönme fırsatıdır. Nefs terbiyemiz için özel bir süreçtir. (Devamını okuyun…)


Onun arabaları var

10 milyon TL değerinde 14 ‘AGA’ plakalı garajını açan Ali Ağaoğlu, çocukluğundan bu yana hep en iyi otomobilleri kullandığını belirterek, “Öyle son 10 yılda zengin olmuş biri değilim. Beni sonradan görmüş sananlar, babamın zengin olduğunu, kolejde okuduğumu ve hep iyi otomobilleri kullandığımı bilmiyor” demiş.

Şimdi, ”Sonradan görme” diye başlamayacağım elbette söze. Dediğine göre, görmüş. Ama eminim, körmüş. Yine demek istediğine göre, doymuş. Ancak, soda içmeyi unutmuş. Hazımsızlıktan hasta olmuş. Çünkü, ülkemin insanı işsizlikten kıvranırken, kendisi pul koleksiyonunu göstermeye can atanlar gibi, garajının kapılarını açmış, arabalarıyla kıvanmış. Bu da bir başka orgazm şekli tabiki. Bu arada, ayrıca çok da mütevazi. ”Eğer Bebek’te bir kere kahvaltı yapıyorsam, şantiyede amelelerle 5 kez kahvaltı yaparım.” demiş. Duyan da, ameleleri Bebek’te kahvaltıya götürdüğünü sanır. Elin garibinin sofrasına kurulmaya ne var. Gidip çöreklenirsin sofralarına. Hadi eli kolu dolu da gittin diyelim. Zaten ”Ağam, beyim, paşam” saygı da hürmette sınır yoktur elin garibanlarında. Al sana bir orgazm daha. (Devamını okuyun…)


Bir başka aşkın yüzü/Bu kadar iyi olma

Sen pek bilmezsin oğlum. Eski Türk filmlerinde çok klişe bir sözdü. Çok dalga geçerdik vaktiyle. Seslendirenlerin taklidini yapardık ağdalı ağdalı ve tıpkı eski Türk filmlerinde söylendiği gibi, ”O kadar mutluyum ki, korkuyorum. Bu mutluluk beni korkutuyor” der, üstüne de kahkahalarla gülerdik. Çocukluk işte.

Şimdi, sanki beyaz perdede başrol verilmiş gibi içim. Komik gelecek belki sana ama, ”Bu kadar iyi olma oğlum, korkuyorum.” Tamam, her zamanki gibi diyeceksin ki, ”Beni sen yetiştirdin.” İyi de bu kadar iyiliği bir araya toplayacağını ben nerden bilebilirdim. (Devamını okuyun…)


Bir başka aşkın yüzü

İkimiz de, içimize içimize akıyoruz bu gece. Mum gibi eriyoruz içerlerimizde. Hep göz gözeyizdir. Bu kez, kaçırıyoruz bakışlarımızı gizlice. Bu gece, rol kesiyoruz resmen birbirimize. Yüklü bulutlar gibiyiz oysa. Bir kuş kanadı değse, yağacağız ince ince.

Durup durup sarılırız biz. Bu her zamanki halimiz. Yine durup dönüp sarılacakken, farkettim ki bu gece her zamankinden farklı, biraz erteliyoruz. İçimize değen hasreti belli ki böyle ötelemek istiyoruz. Yine de dayanamayıp, sarılıveriyoruz aniden. Sıradan sarmaş dolaş hallerimizmiş gibi yapıyoruz eylemi. Ama bu kez susarak, kollarımızı doluyoruz ikimizde. Ve rol kesmeye devam ediyoruz. En usta oyunculuğumuzla hemde. Gerçi çok komiğiz belki de, birbirimize. Öyle ezberimize almışız ki her mimiğimizin bir sonraki hamlede, seyrini bile. Yutar görünüyoruz, kestiğimiz rolü. Bu 10 yıldır oynanan kimbilir kaçıncı perde. (Devamını okuyun…)


Bunlar iyi günler

18.Milli Eğitim Şurası’nın Ege Bölge Çalıştayı’nda, İzmir İl Çalıştay raporunda ‘’kız ve erkek öğrenciler için ayrı ayrı okullar kurulması” önerisi geldi.

Allah’tan şimdilik öneri olarak kaldı, henüz dikkate alınmadı. Ancak, kafaların içine bu nifak sokuldu mu? Evet. Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan dönemde, öneri deyip geçmeyelim, bölücülük ve ayrımcılık adına yine doğal dengeler tutulup bacağından ayrıldı mı? Elbette. Üstelik, eğitim adı altında, çocuk yaştaki beyinlere kadın-erkek ayrımcılığını işlemek, başarılı olur mu? Tabiki de. (Devamını okuyun…)


Yağmuru özlüyorum

Yağmuru özlüyorum. Huysuzlanıyor içim, huzursuzlanıyorum sıcaktan. Daralıyorum hayattan. Bir yandan güneş bunaltırken, diğer taraftan güneşin gaz kesmeden inen ışığı, fazla gerçek gösteriyor herşeyi. Bu defa, ister istemez en ince noktasına kadar, uzun menzil algılarım çalışıyor tabi ki. Hani otur hayatın başına, sık tüm sivilcelerini. Çare aran bütün siyah nokta ve lekelerine, hissim ayaklanıyor sırtımdan inen deli terden. Ve gözlerime serilen tüm iğretiliği renkli boyalarla karalamak geliyor içimden.

Hayallerim bile cozutuyor mesela. Gözlerimi kapadığımda, çölde serap görüyormuş gibi hissediyorum kendimi. ”Su değil o, serap” diyorum, kendime. Bu uyarıyı yapmayı bile, sindiremiyorum içime. (Devamını okuyun…)


Labirent

Dünyadayız ve insanlarlayız. ”Hayat zor” sözünü dilimize dolamışız. Hayat zor değil aslında, insanlar zorlaştırıyor hayatı, unutmamalıyız.

Zaman zaman karışık koridorlar çıkar karşımıza hayatta. Bir an gelmiş ve kaybolmuşuzdur. Labirenttir içinde bulunduğumuz. Sınırlı alanda dönüp dolaşırız. Her koridor, biraz ümit çokça ümitsizlik taşır. Duvarlar gelir üstümüze. Sesleri duysak da yapayalnızızdır. (Devamını okuyun…)


  • Reklam

  • Yazarlar

    Yazarlar Bileşeni tarafından sağlanmaktadır
  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Reklam

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Son yorumlar

    Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... - Website Content Protection

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.


    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz