arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
Aslı Özden | Bay Gri - bölüm 4

Yazara ait arşiv

40.000 Feet

Manolyanın altındayım. Bu ikili kanape, yaz geceleri en sevdiğim mekanım. Elimde çay bardağım, bir yandan da sigaramın dumanını savuruyorum. Mışıl mışıl uyuyor ev halkım. Az önce hepsini bir bir dolaştım. Şimdi, dış dünyanın sesini dinliyorum.

Nerden geldi aklıma, sormayın. Çünkü ben de bilmiyorum. Mesela eskiden hatır için, çiğ tavuk yenirdi. Tavuk gribinden sonra mıydı, bir ara insanlar pişmiş tavuk bile yemez oldu. Belki de ne olduysa, o sıra oldu. Hatırın, hatrı artık sorulmaz oldu. (Devamını okuyun…)


Etek boyu

Amerika’da yayınlanan ”Gossip Girl” dizisinin, biz versiyonu olan ”Küçük Sırlar”ın yapım şirketine dizinin ilk bölümü yayınlandıktan sonra İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nden yetkililerin, etek boylarından rahatsız oldukları iletilmiş. Ve 5. bölümden itibaren kızların okulda giydiği eteklerin boyunu uzatma kararı aldığı kaydedilmiş. Dizide yakında lise sahneleriyle ilgili bölümlerin de senaryo gereği bitirilmesi planlanıyormuş.

Aman da aman, bizler ne kadar da duyarlı bir toplumuz böyle. Biz ancak etek boylarına kafa yoracak kadar kuş beyinli sapık zihniyetli insanlarız aslında. Etek kısaymış, uzamalıymış. Vay be, cm cm düşünecek kadar zekaileriz valla. Ellerde yıllardır unuttuğumuz silahlar var oysa. Kurtlar vadisinden tutun da Ezel e kadar, dıkşın dıkşın kurşunları neden bilmem hep es geçtik aslında. (Devamını okuyun…)


Nikki ve Selin

Herşey eskiyor artık. Bildiğimiz bütün ezberler bozuluyor bir bir. Geçmiş, geçip gittiği gibi gerçekten de geçmişi yaşıyor. Herşey değişiyor artık. Aşk, göz temasından, yürek çırpıntısından, bacak arasına hayvansal dürtülere ilerliyor. Ve biz eskiler, eskiciler gibi toplamaya uğraşıyoruz tüm pılıyı pırtıyı. Sahip çıkmaya çalışıyoruz, günümüzde bir değeri kalmasa da. Şimdilerde eskiye dair tüm duygular antika da olsa çok değerliydiler bir zamanlar. Biz eskiler yaşadık, biz biliyoruz elbette.

Newyork’ta çok şık bir restaurantta, eşim ben oğlum yemekteyiz. Masamıza bakan garson kızın güzelliğini anlatamam. Sanki bir film platosundayız da, güzeller güzeli bir başrol oyuncusu hizmetimizde. Hem yüz hem fizik bu kadar mı denk düşer bir insanda. Sessiz kibar hizmet veriyor bize. Asaleti ve duruşu farkedilir hallerde. Bizse, dalmışız kendi içimizde, kimi ciddi konulara dalıyoruz, kimi gülüşüyoruz yemekte kendi aramızda. Sıra hesabı istemeye geldiğinde, şef getiriyor hesap pusulamızı. Garson kız yok görünürde. Şefin, elinde bir de küçük bir kağıt var. Oğluma uzatıyor. İçini açıp baktığında oğlum gülümsüyor. Ben anlamakta güçlük çekiyorum. Garson kızın adı ve numarası yazılı kağıtta. (Devamını okuyun…)


Başlangıç filmini izledim

Orjinal adı ”Inception” olan ”Başlangıç” filmini izledim

Fragmanını izlediğimde, mutlaka gidip izlemeliyim diye kendime not düştüğüm filmi nihayet izledim. ”Başlangıç” filmi, son zamanlarda izlediğim en iyi film diyebilirim. Nefes almadan izledim. Kafamı karıştırmasına bayıldım. Rüyaların bende ne denli önem arz ettiğini bilen bilir. Filmi izledikçe, şimdi rüyamın hangi evresindeyim diye düşünmeden edemedim.

Christopher Nolan’ın yazıp yönettiği, Leonardo DiCaprio’nun başrolünü oynadığı ”Başlangıç”, insanların rüyalarından gizli bilgiler çalıp, bunu şirketlere satan bir rüya hırsızının ve ekibinin hikayesini anlatıyor. (Devamını okuyun…)


Tebeşir

Hani, dediğim dedik insanlar vardır. Karşı tarafı dinlemezler. Ben de dediğimi diyorum ama karşı tarafı da dinliyorum. Tamam, herşeyi can kulağımla dinlediğimi söylemiyorum. Çünkü, her konuşma, dolu gelmiyor kulak zarıma. Ne yapıyorum boşları? Yine dinliyorum belki ama, bekletiyorum kulak kıvrımımda.

Eğer, ”Tekrar eder misin lütfen.” dediğim duyulduysa, kızım hiç kaçırmıyor atlıyor hemen ortaya. Diyor, ”Dikkat, annem kayıtta!” Haklı da. Ne yapayım, can kulağım, salyangozom dolu sözleri, önemlileri yutuyor adeta. Ama sonrasında neden benimle kafa yapıyorlarsa, oğlum diyor, ”Yandık, kayda geçtiğini dikte de ettirecek anlaşılana kadarıyla sonra.” Geçtikleri o an kafaymış gibi gelse de bana, aslında onlar haklılar, hem de tabandan tavana. (Devamını okuyun…)


Hadi ezberleri bozalım:)

Bir soru sordum, çok az parmak kalktı. 2 hemfikir, 1 kaçak güreşen cevap aldım. Diğer herkes sustu. Ya cevabı bilen hiç yoktu yada ”Amann bana dokunmayan soru bin yıl cevapsız kalsın” dı. Evlilerin sesinin çıkmaması, soruyu cevapsız bırakması eşlerine verecekleri hesap olmalıydı:) Bekarlar, bağımsızlıklarına güvenerek, gençlik ateşleri körüklenerek yorum yazdı. Kimi de sevgiliyi, nişanlıyı hatırladı. Haliyle yutkundu.

Oysa, soru sadece bir fikir alış-verişine konuydu. İçler cevapladı da, tuş basacak parmaklar korktu:) Kesin cevabı bilmek zaten zordu. Ancak herkesin iyi kötü doğru yanlış bir fikri olmalıydı. Yoktuysa ben yanıldım kusura bakmayın. Ama vardıysa da içinizden konuştuğunuza bence utanın. (Devamını okuyun…)


Ezber bozduğum için kendimim

Var olmanın ötesindeydim hep. Kendimi gerçek hissetmekti ben olmak. Var olmanın ötesine geçmekti, kendim olmak. Nefesimi duymak, kendimi hissetmek değil sözünü ettiğim. Ezber bozduğum için kendimim.

Kullanmam kimsenin lugatındaki sözcükleri. Hiç anlamamışımdır mesela, herkesin sevdiğine ”Aşkım” diye seslenmesini. Herkesin sevdiğine verdiği sıfatı, ben sevdiğime söylersem, herkesin sevgilisiyle eş tutmuş olurum sevdiğimi. Oysa o herkesin değil, benim sevdiğimdir. Bendedir. Benimdir. Yücedir. Kendim olduğum için, bende ben gibi sevilir. (Devamını okuyun…)


  • Reklam

  • Yazarlar

    Yazarlar Bileşeni tarafından sağlanmaktadır
  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Reklam

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Son yorumlar

    Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... - Website Content Protection

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.


    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz