Geçen haftasonu, arkadaşlarla dışarda yemekteydik. Birlikte olduğumuz ailenin çocukları, çocuklarımla yaşıt. Cinsiyetlerini de yaşlarına göre tutturmuşuz. Anlayacağınız, denk bir gurubuz.
Önce ortadandı, günceldi konuşmalar. Ortaktı kahkahalar. Sonra karınlar doydu, sohbetler de bizimle beraber yanladılar. Baktım, beyler iş-güç diyor, ikisi de spor otoritesi kesilmiş, usul uysal anlatıyor. Sarmadı beni. Döndüm soluma, yaşıtım olan kadına. ”Bu kadın nuhnebiden kalmış olabilir mi yada biz yaşıt mıydık” diye bir an sorguladım kendimi. Henüz meydanda olmayan gelini, nerede olduğu daha belli bile olmayan damadı, torun torba takımını, romatizmasını, baktım konuşuyor hayatın yaşlı suratını. O da beni sarmadı. Kızlar kıkırdaşıyor. Benim de içim kıpırdıyor. Ama masada bana uzak oturmuşlar. Sarsalar da benim makaralar uzayamadı onlara. Saramadım kendime gülüşmelerini. Aaa almışım iki genç yakışıklıyı sağıma, daha ne istiyorum ki? Baktım konu oğlanlarda aşk, felsefe, teknoloji, cuupp daldım aralarına. Acayip sardılar beni. Kucak da açtılar üstüne üstlük, sarıp sarmaladılar fiyonklar attılar dudak kenarıma. Ben şahaneyim o an tabi, tıpkı süslenmiş paket gibi. (Devamını okuyun…)






Son yorumlar