arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
Aslı Özden | Bay Gri - bölüm 6

Yazara ait arşiv

Sıyrık sıyrıldı :)

Dün yazdığım, iki yazımdan da anlaşılacağı gibi; Dün sabah güne, sıyrık hallerde göz açtım. Belli ki uykumun bir yerinde su kaynatmış, tel kopartmıştım. Bir şey tetiklemiş olmalıydı eski arızayı. Ama servise gerek kalmadı. oturup size yazdım.

Telefonum çaldı. Kızkardeşim, ” İyi misin?” dedi. Her zamanki gevşek sorusu, belli ki bugün dardı. Yazımı okuduğunu hemen anladım. Sıyırmak kadar eğlenmek de bedavaydı. Onu görmek istedi içim. Ağzını aradım. Baktım işi de yoktu. Ehh öyleyse kaygılanıp bize gelsin diye diplerimden ona çiçek topladım. ”İyi değilim” dedim. ”Hayrola evde bir sorun mu var?” diye çarçabuk ekledi. Benden, ”Tabi ki Hayır” cevabı geldi. Sanki bizim evi bilmezmiş gibi. (Devamını okuyun…)


Sıyırmak bedava 2

Siz hiç gittiniz mi? Önce kendinizden. Sonra zaten herkesten. Ben gittim. Bilirim. En iyisidir. Çok iyi gelir. Yaptıkları tek şey, aramaktır arkanızdan sizi. Değer bulursunuz aniden. Değeriniz anlaşılmadığı zamanlardakinden çok uzak, artık paha biçilmezsinizdir. Kör ölmüştür. Badem gözlü değil miydi ölmeye yüz tutmuşken. Oysa kördüler, ceylan gözlüydü nefes alırken. Geçersiniz, herşeyi ezerek. Miras kalır, tek yaptığınız kelek. Nedir o? Gitmek!

Kimliğinizi, pasaportunuzu bile zapt ederler. Nerede, kasada kilitli. Gitmek için, kimliğe pasaporta gerek yok ki. Pamuk ipliğiyle pazarlığın bitti mi, zaten bütün çığırlar çığrından çıktı demektir ki. Geçersizsinizdir kendinize bile çünkü. Gidersiniz. Alır kendinizi yola sürersiniz, tüm hesaplarınızla dolu izinizi. Tahsilatı düşünemezsiniz. Boşalmıştır içiniz, matematik icat edilmemiş siz artık gitmişsinizdir. (Devamını okuyun…)


Sıyırmak bedava

Damla kadarım. ihtimal yok kendimi bulmaya. Ya akıp gidecek ya buhar olup uçacağım. Okyanus oldum da ne oldu. Al sana damlasın işte. Yedek parçan yok. Yaratan yaratmamış, bozuldun mu, az git uz git servis al bir sonraki arızaya kadar. Elde var damla, elde var sıyırması bedava.

Altını çize çize okudum hayatı. Ders çalışır gibiydi. Hayat da beni çizdi. Neden didindim ki, bunca. İnadına iyi kalmak benim fikrim miydi? Biri sistemime girmişti oysa. İyi ol sağlam kal, gelen dürtsün giden çiğnesin diye. Bir de, neden fedakarlıklarımı dizdim ki kapı önüne. Feda-kar’lık. Fedalar vefalı. Hani karlarım nerde? Zararın neresinden dönmeliydim. Zarar neydi? Asil olmak zararlı mıydı? Hani iyilik kardı? (Devamını okuyun…)


İtiraf

Bugün eşimin doğumgünü. Sevdiği yemekleri ve en sevdiği pastayı yapmak için sabahtan beri kırdım kendimi. ”Oooo!” diyeceksiniz. Demeyin. Derdim, eşimin gönlündense, çocukların gözüne girmek iyi mi. Hatta, ne ayıp öyle değil mi? Ne ayıbı, ayıp yok. İçim neyse, itiraf bu! Bazen bende sahtekarlık diz boyu.

Ama öyle. Durum böyle. Elbette eşimdir, ama 28 yıldır beni bilir. Ezberindeyim, ne ölçüde eş oldum, ne kadar asi, ne denli deli. Neler önceliğimdir, nelerimin göstergesi sevgi. Bilir, hizmetim değildir sevgim. Yaptığım hizmetim sevgi dilim değil, sadece hizmetimdir. O bildiği gibi anlar da beni. Ama ya çocuklar, anlarlar mı beni acaba, babaları gibi. Öyle ikimiz yalnızken yaptığım, az biraz değişik özenle iki kap yemek, bir kek, şimdi çocukları düşündürmez mi? ”Hani aile olmak önemliydi anne” demezler mi? Bilmem, belki düşünmezler belki demezler. Ama ben sağlamcıyım. Satrançtaki gibi bir hamle sonrasına kafa yorarım. Benden doğmaların beni eleştirmesine mahal vermem. Ne kadar büyüseler de bebeklerim onlar benim. Zaten uzaktalar, yanımızda değiller. Evlerine gelmiş misafirler. Hazır yanımıza gelmişler. Eee biliyorum ki, izlerimden yürüyecekler, beni örnek gösterecekler. Dedim kendime, ”Fırsat bu fırsat kızım. Göster kendini.” Kime? Çocuklarına. Ayıp be, o-haa:) (Devamını okuyun…)


Utanmazın tekiyim

”Ayıp yok, ahlak ve adalet var” diye diye büyüttü babam beni. O gün bugün, ben utanmazın tekiyim vallahi. Çoğunluğun utancı gibi değil, suçluluk psikolojim. Herkesin suçlarıyla da örtüşmez öyle benim suçlarım. Ahlak ve adalette ahkam kesebilirim. Ama dedim ya, bilmem utanmayı, ben utanmazın tekiyim.

Mesela, çocuktum. Dün gibi hatırlıyorum. Topumuzu kesmişti öfkeli komşu. Onca hergelenin içinde, komşuya tekmeyi ben savurmuştum. ”Ayıp” demişti diğer komşunun karısı. ”Neden ayıp?” diye günlerce kadının iflahını kesmiştim. İkna olacağım cevabı alana kadar, her gördüğümde kadının arkasından ”Neden ayıp” diye utanmazca bağırdım. ”İnsan büyüğüne tekme atar mı?” sözüne, çocuktan değil, küçük bir cadıdan cevap geldi. ”O başlattı. Ayıp onun. Benimki ayıp değil, ben bizi savundum.” (Devamını okuyun…)


Yüz karası

Editörüm Cengiz Beyin o çok sevdiğim, sanki karşılıklı sohbet eder gibi okuduğum, ”Bilinçaltı Serzenişleri” yazı dizisini okurken madde bölümünü içimde konuştum durdum. Yazmak isteği duydum. Gerek var mıydı? Hayır. Ama klavyemin tuşlarının sesiyle kendimi yazarken buldum. Bilinçaltı serzenişlerinde ki beni, ben sorguladım.

Kara kışın tam orta göbeğinde, sanırım -yok hayır kesinlikle, dünyaya doyurulup da doğmuşum. Çocuktum, variyeti hiç anlamadım. Sanırım farkına da varmadım. Farkına vardığımda da omuz silktim. Ne o madde beni ırgaladı ne ben onu salladım. Genç oldum. Özençlerin ayaklanması gereken zamanlara dem vurdum. Ama demlenmeler sadece aşka oldu. Bir de demini almış tavşan kanı çaya. İkisi de bedavaydı, ama bende paha biçilmez hazdı. (Devamını okuyun…)


  • Yazarlar

  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Koçluk ((-_-)) Eğitim Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... Website Content Protection

    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.