Yazara ait arşiv

Doğ/aç

dünyanın zaten boku çıkmış
bitmiş bir diş macunu tüpünün
kıçından canını çıkartırcasına sıkıyoruz
üstüne gecelerin boyu uzuyor
sanırsın bir karış, fermuar boşluğu kadar
günler ki diyecek yok, arpa boyu
aşklarsa bi dudak payı
çaylar bile deminden geçmiş
saatler ki çoktan cennetsi döşeklerde
cinnet saatlerinde, akrebin hakkı yenmez aman ha!
seneler desen desen
senet yapmışlar sanki ömrümüze
iki kadeh rakı misal işlenir
yüreğimizin dişlerine! (Devamını okuyun…)


Böylesi

bu şehirde n’em var
he kadın
nem varsa
yarası kurumuyor
be insanın.
“zobaların da guru da meşe”
yansa bile nafile.
nafile tutuşturmak külünü
bir aşkın.
akşam sefasına su
rakısına buz
kıyısına da dudak payı
bırakarak
öpüyorum bu şehrin
gözlerinden.
kaşlarının kara olmasına şaşırmıyorum
alın yazımızdır
dar günümüzde ekmek paramızdır
kömürdendir.
bu şehirde n’em var
nem varsa
çürür evler
odalar
çürür odalarda lambalar
karanlığımız çürür.
ne Mi
kalacak o şarkılardan sonra
ne Re, ne Do, ne Si
n’em var ki bu şehirde
hee kadın
nem varsa
yarası kurumuyor
be insanın.
üflüyorum içimdeki
jazz lambasını
söndürüyorum.
ne Mi
ne Do
ne Si…


Ucuz Drama

ihtimallerin ihtilâl olduğu sevdalardaydık biz
başımızda rüzgârların ters esmesi
yüzümüzdeki gülüşleri savurdu hep
karanlığın kahrolduğu düşlere
hiç hayallerimiz kırılmadı bizim
camdan değildi sevişmelerimiz çünkü
ne gittiyse hep can’dan gitti bizden
terk etmek için bilet almak gerekmiyordu
en kısa zamanda, en kısa yoldan, en umulmadık sebepten geçiyordu/ çekip gitmek
karaborsa vuslatlara mekan bakınıyorduk
manzarası kentsel dönüşüme uğramış kasabalarda
evrimsel gelişimini gdo’yla tamamlamış çernobil sonuçlarıydık
ve halâ hayattaydık. ürüyorduk, çoğalıyorduk. ki bilinç/sizce
çok manidar bi ahlâki tavırdı. bayat entellerin kokuşmuş suratlarının tek derdi
aslında burjuvazinin ucuz palyaçoları olmaktı
sanat para içindi. dürüst olun. lakin hep orospular ahlak/sızdı!
şiirlere, şarkılara, gecelere ve aşklara
erotizm peydahlıyorlardı! inkar etmeyin.
derin dekoltelerin kahve fallarından beter olduğu saatlerde
insanın yüreği kabarıyordu. heeey gidi karadeniz!
dalgasına vuruyordum bir aşkın
kıyısında öleceğim hiç aklıma gelmemişti…


Evvel Zaman

ekmek arası sevdalar satılıyor sokaklarda
et pazarı şu aşk dedikleri
ellerimi zehirli sarmaşıklar bürürken geceleri
evlerin arasında çarpık kentleşmiş kocaman bir orman bağırıyor
ve tüm şehir kekeme bi şair artık, diyor
adımı unutuyorum
sonra yurdumu
sonrası evvel zaman
orman susuyor
ve rüzgâr diniyor
evvel zaman
düşünen ilk insan
kovulmuş kabilesinden
ve koparılmış beyni bedeninden
kafatasında kuş yumurtaları
çatlıyor zaman
kanatlanınca gökyüzüne düşünmenin hürriyeti
yaşıyor düşünce
yaşıyor
diye
yağmalanmış bir orman
haykırıyor
eyleme dönüşüyor aşk, diyor
iki insan birleşiyor
ırksız,
dilsiz,
sınırsız,
parasız,
dinsiz,
ve çırılçıplak
iki insan susuyor
ayıpsa diyorum,
yanaklarım kızarmalı elma gibi
ve olgunlaşmalı öpmeler
günahsa diyorum,
yanmalıyım tenimce küllenip yeniden yaratılmalıyım
ve anka kanatlarımla sürüp gitmeli bu göçler

ama çoktan kovulmuşum kabilemden
azığım bir tutam sevda kalmış
onuda leşçilere vermişim
oyy ben ne etmişim
beynim bedenimde halâ
kalbimi sökmüşler yerinden
yontma bi taş var orda bazen
her solukta kesip kesip kan/atan
paslı bi pompa belki
her devr-i daiminde
lağım sularımı hücrelerime
ve hürriyetime
kanatan…


12
  • Yazarlar

  • Wordpress Hosting
  • Arşiv

  • Kategoriler

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - Twitter - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Sitemap - Domain - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... Website Content Protection


    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Copyright © 2008-2014 Bay Gri All Rights Reserved.