arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
Selami Aydın | Bay Gri

Yazara ait arşiv

Maaşlar kuşa dönüyor

Uzun bir süredir herhangi bir yazı yazmadım. Daha doğrusu yazmak içimden gelmedi. Bunun nedeni değişime bağlı beynimin yoğunluğu ve yorgunluğu olabilir. Aslında bundan pek emin değilim ama yine de sancılarını çekiyor olabilirim. Evet, evet değişimin sancılarını çekiyorum. Nasıl çekmeyeyim ki? Bunca yıllık iş hayatımda her şey kâğıtla, dosya ile falan yapılırken birden her şey elektronik olmaya başladı. Bu yüzden değişime ayak uydurmak benim gibi iş hayatında yolun sonuna gelmiş biri için hiç de kolay değil ve sanırım bu durum beynimi yoruyor.

Bana katılmayıp “Hayır, şimdi her şey daha kolay” diyenleri de duyar gibiyim. Aslında bende onlara katılıyorum ama üstesinden gelebilenler ve hızla adapte olabilenler için. Ya gelemeyenler yada gelmekte zorlananlar. Onlar için durum biraz sıkıntılı. Sonra benim gibi” Fatma gel İhaleyi EKAP’ a giremedim. ETS’yi açamıyorum. Dosyayı e-meale ataçlayamadım. Yazıyı gönderemiyorum. Sistem arızalı galiba hele bir bakıver “deyip önceden tek başına yaptığınız işler için şimdi yanınızda bir yardımcı bulundurmanız gerekebilir ve bir desteğe mahkûm olabilirsiniz. (Devamını okuyun…)


Baba biliyor muydu?

“Hayat devam ediyor” dizisi bildik konu ve ilişkilerle ile sürer iken bu hafta ilk defa zaplamadan izlediğim bölümde iki olay gözlerden kaçmadı.

Birincisi, baba oğlunu kemeriyle uzun bir süre kırbaçladı ama çocuğun ne gömleğinde nede diğer giysilerinde en ufak bir zedelenme, bir buruşma olmadı ya da oldu da biz göremedik. İkincisi ise damat nikâh masasına gelmedi, kaçtı. Babası “bakın şuna nerde” diye bir adam görevlendirdi. Sonuçta arandı ve bulunamadı… (Devamını okuyun…)


Bir köy ilkokulunda okumak

Doğanın ölüm mevsiminde sararıp dökülmeye başlayan kavak ağacı yapraklarını okulun bahçesinden toplarken; yaşamı şekillendirip renklendiren, gönüllerin güç ve kudret sembolü olan hüznün yüreği buğu buğu sarmasıyla, geleceğe gebe nice tohumların yeşermesiydi  bir köy ilkokulunda okumak.

Yol vermeyen yollardan sapıp tarla kenarlarında birçok engelli geçitleri aşıp okula ulaşıldığında, bir su birikintisi etrafına ördekler gibi üşüşüp çamurlu lastik ayakkabıları çoğu zaman ise çizmeleri yıkayıp sınıfa öyle girmekti bir köy ilkokulunda okumak. Gazete kâğıtları ile defter kitap kaplamak, bir naylon poşetini çanta, paslı bir jileti kalem tıraş olarak kullanmak, yetmeyen gaz lambası ışığında daha fazla aydınlığa gebe olmaktı bir köy ilkokulunda okumak. (Devamını okuyun…)


Kefallerin Dansı

Eylül ayının ikinci haftasıydı. Yıllık iznimin bir bölümü için ayırdığım fındık hasat işleri bitmiş, artık dönüş hazırlığındaydım. Yeğenim İsmail” dayı hadi ava gidiyoruz” dedi. Av deyince aklıma genelde ateşli silahla avlanma gelirdi ve ben de oldum olası o tür avlanmaları (avcılar kızmasın ama) gaddarca bulduğumdan hiç sevmezdim. Bu yüzden ona hemen cevap vermeyip biraz duraksadım. Sonra o konuşmaya devam etti ”kanallardaki sular bayağı azalmış, yağmurlar yağıp sular yükselmeden balık yakalayabiliriz “ dedi. Bu sefer işin rengi değişti bende. Balık avlamak daha masum caydı benim için ve üstüne üslük seviyordum da balık tutmayı. Bu yüzden “Olur” gidelim dedim. Yalnız bu sefer benim suya girmeye nedense eskisi kadar hevesim yoktu. Yeğenime “Gelirim fakat suya falan girmem size dışarıdan yardım eder hem de sizi izlerim “dedim. O da “ olur” dedi ve birkaç arkadaşını daha yanımıza alarak yola koyulduk.

(Devamını okuyun…)


Bir horozun ötüşü

Parkta oturmuş dinleniyordum. Bir baba ile oğul da yeni biçilmiş, halı gibi düzgün yeşil çimler üzerinde futbol oynuyorlardı. Top, bir ara bana doğru geldi ve bende yerimden kalkıp onlara attım. O sıra baba ile göz göze geldik. O beni tanımadı ama ben onu tanıdım. O otuz yıldır görmediğim asker arkadaşım Mahmut’tu. Tanımaması normaldi. Malum görüşmeyeli çook uzun yıllar olmuştu.

Onu tanıyınca şaşırıp,bir an öyle tepkisiz kalmış ve hiç sesimi çıkaramamıştım. Top az sonra tekrar bana doğru geldi. Bu sefer topu aldım onların yanına götürdüm. Amacım; önce onlarla diyalog kurmak, sonrada göndermelerde bulunarak beni hatırlamasını sağlamaktı. (Devamını okuyun…)


Dilin kemiği olsaydı!

Bazen pat diye çıkar ağızdan kelimeler. Bir hırsla, bir öfkeyle… Dil yuvarlaya verir dışarıya tezden. Nereye, nasıl gideceğini, hesap kitap etmeden, bir yüreği nasıl derinden etkileyeceğini kestiremeden…

Kelimeler günahsız, konuşmayan diller ise suskun kalır o anda havada dolaşan manalardan. Oysa her yöne dönen dilin ucundaki kelimeler bir ok misali saplanır kalır yüreğin tam ortasına. Yüklenir omuzlara kervanlarla acısı sedayla dolu bir yük. Masumiyeti sevgi ile örtülü yürek dayanamaz, acır, kanar ve can para pare olur kaldıramaz bu yükü. İsyan eder! Haykırır derinden. Bir çığlığın sesi yankılanır ve bu yankı bozar gecenin matemli yüzünü. Gök kubbede yıldızlar birden ışık çakar, acıyan yüreğin üstüne. Aylak aylak dolaşan bulutlar kümeleşir, gözyaşları yağmur olur, kirlenmesin diye oluşmuş safça sevgilerin hatrına.

(Devamını okuyun…)


“Seni sırtımda taşırım” dedi

Erenköy’deki FTR hastanesi kantininin bahçesinde hem bir yakınımın muayene olmasının bekliyor hem de bir fincan çay içiyordum. Eğer otururken bir şey okumuyorsam ve yalnızsam o an çevremdeki insan davranışlarını gözlemlemekten kendimi alamam. Bu yüzden kimseyi rahatsız etmeden etrafa şöyle bir göz atıp, kolaçan ettim.

Saçlarına bembeyaz karlar düşmüş yaşlı bir adam, tekerlekli sandalyedeki karısını,  güneşi yakmayan son baharın bu ilk günlerinde diğer birçok hasta ve yakını gibi bahçeye çıkarmış hava aldırıyordu. Etrafta birçok hasta ve yakını olmasına rağmen nedense gözlerim bu çifte takılı kaldı. Onların sıcacık yüreklerindeki sevgi, ışıldayan gözlerine ve gülümseyen yüzlerine vurmuştu.  Ve ben onlarda sanki doyasıya yaşanmış ve hala yaşanan bir aşk, bitmemiş bir sevgi, bir samimiyet, bir sıcaklık ve muhabbet gördüm. (Devamını okuyun…)


  • Reklam

  • Yazarlar

    Yazarlar Bileşeni tarafından sağlanmaktadır
  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Reklam

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... - Website Content Protection

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.


    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz