arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
Özde Çolakoğlu | Bay Gri

Yazara ait arşiv

Oyun

Küçük bir çocukken rol modeli aldığım insanlara benzemeye çalışırdım. Onlar gibi giyinip ayna karşısına geçerdim. Benim için bir oyundu ama seneler sonra anladım aslında yaşam da böyle bir şey, farklı maskeler takıp etrafta gezdiğimiz bir oyun.

Sen istemesen bile etrafındaki insanların seni kendilerine benzetmeye çalışıp durduğu adına ”hayat” denilen bir oyun. Çocukken kendim olabilmek çok sancılıydı. Çünkü herkesin ”ben” ile ilgili fikirleri vardı. Herkes başka bir tarafa çekip, başka bir kimlik giydirmeye çalışıp duruyordu. Sanırım sadece onlara benzediğim zaman var olabileceğimi düşünüyorlardı. Bana biçtikleri kıyafetin üstüme uymaması önemli bile değildi, sadece sürüye uyum sağlamalıydım.

Zamanla bana verilen kıyafeti kabul etmemeyi seçtim ve tabi ki çok zor bir süreçti. Kendimi tanımak ve sevmek, kabul etmek baş döndürücüydü ama aynı şekilde çok da güzeldi. (Devamını okuyun…)


Hayatın Sıfatları

Sıfatların hep önemli olduğunu düşünürüz. Sevgili, dost, arkadaş…. Uzayan listeden bir sıfat seçer sevdiğimizin üstünde deneriz.  Bazen bizim seçtiğimiz sıfat, sevdiğimize uymasa bile dener dururuz.  Onun yaptığı her hareketten kendimizce anlamlar çıkarırız ve her anlam onu, bizim sıfatımıza daha da yaklaştırır ya da aslında sadece biz öyle düşünerek kendimizi kandırırız.

Benimde aynı yolda yürümek istediklerim vardı. Bu yüzden ruhumda, kalbimde ne varsa ortaya koymuştum ama yol eninde sonunda ikiye ayrıldığında serbest bırakmayı öğrenmiştim ve ben  her serbest bırakışımda yolda yalnız kalanda bendim.

Kırgınlıklarım için beni yarı yolda bırakanları suçladım durdum bir süre ama sonra anladım ki bu onların da suçu değildi. Bu yoldan öğrenmem gerekeni öğrenemediğim sürece aynı yolda farklı kişilerle gidip gelecektim.  Bu yüzden kendimi geçmişin silik anılarına bıraktım ve aslında bir parçam hala orada bir yerlerde kaybolmuş durumda …

Bazen tamamlanmak için kaybolmak gerektiğini ve her şeyin evrende form değiştirip eninde sonunda birleştiğini biliyorum ve belki de bu yüzden korkmuyorum! (Devamını okuyun…)


Yeni Yaşıma

Takvim yaprakları yeni yaşımın yine kapıda olduğunu söylüyor. Sanırım son birkaç seneye kadar hep ”Ally Mcbeal” tavırlarıyla karşıladım yeni yaşımı. Hayatımın kontrolü hep içimdeki melankolik kadındaydı. Uçurumlardan atlarken belki de sırf bu yüzden almam gerekenden fazla yara aldım.

Son birkaç doğum günüme kadar hep bitmeyen bir şeyleri kaçırıyorum hissi belirirdi ruhumda. Bu his, melankolik kadın ile birleşince gerçekten ”voltran”ı oluşturuyorlardı. O yüzden sadece çocukken doğum günlerimde mutluydum. O zaman büyümek acı vermiyordu, hatta hemen büyümek istiyordum ama yaş hızla büyümeye başlayınca ”her şey dursun geri dönmek istiyorum” cümlesini az kurmadım ve sonra da bitmeyen bir kısır döngüyü aldı her şey. Hayat anlamadığım bir şekilde akarken ailem, arkadaşlarım ya da sevdiğim insanlar benim üzerimde hayallerini biriktirmeye başladı: Sahip olacağım işim, okuyacağım okul, sevgilim ya da evleneceğim adama dair ne çok fikirleri vardı. Birileri sizin üzerinizde çok fazla hayal kurarsa sizin olmayan bir hayale inanmaya başlayabilirsiniz ki bu çok tehlikelidir.

Neyi, neden istediğini bilmiyorsan aslında yaşamıyorsundur! (Devamını okuyun…)


Boşluk

2000′li yılların başıydı. O zamanlar yaralarımı sevmeyi bilmiyordum. Robbie Williams’ın ”Feel” adlı şarkısını bağıra bağıra söylerdim. Sanırım çok uzun süre o şarkıdaki gibi kendimi bulduğum başka şarkı da yoktu.

Büyük kocaman bir boşluk vardı ve ben ne yaparsam yapayım kapatamıyordum. Sanki o boşluğu kapatmak adına yaptıklarım o deliği daha da büyütüyordu.

Her şeyin ”sevgilim” olduğunda ya da aşık olduğumda çözüleceğini sanıyordum aslında kendimi kandırıyordum ve o boşluktan kendimi atacak kadar da cesaretim yoktu.

Sonra ”aşk” geldi. Artık kendimi tamamlanmış hissediyordum ama bu da kısa bir süre içindi. (Devamını okuyun…)


İki Yabancı

Hava soğuktu. Birbirimize sarılarak dışarıyı seyrediyor, bir yandan elimizdeki sıcak içecekleri içiyorduk. İkimizde aslında o an bile biliyorduk, yollarımızın çok farklı olduğunu ama henüz cümleye dökememiştik.

Başımı onun omzuna dayadım, alnıma bir öpücük kondurdu. Havada hissettiği bulutları dağıtmak istercesine konuştu: ”Bak dedi şöyle bir teknemiz olduğunda bizde mavi yolculuğa çıkalım!” Havadaki kara bulutları dağıtmıştı bile…

Hayal kurarak belki de kaçınılmaz olanı erteleyip durmuştuk ama bir noktadan sonra ceplerimizde hayal bile kalmamıştı. Yolları her ayırdığımızda ”ne seninle ne sensiz” diyerek birbirimize dönmüştük ama bir noktadan sonra öyle kırıldık ki kırıkları tamir etmemizin imkanı da yoktu, sevgimiz bile kırıkları tamir edememişti. (Devamını okuyun…)


Veda Cümleleri

Cebinde kullanmak üzere sakladığın ”veda cümlelerin” var mı seninde? Hiç yerli yersiz kullandığını düşündün mü sende? Ya da aslında hiç ”veda cümlen” olmadı mı?

Hayatta veda edebilmesini de bilmek gerekiyor. Biten bir ilişkiyi, sona eren bir arkadaşlığı ya da bu yaşamdan giden sevdiğinizi… Biten, giden ya da olan neyse kabul edip veda edebilmeyi bilmekte yatar hayatın gizemi. Çünkü aslında hiçbir şeyin değişmesini istemeyiz ve sırf bu yüzden gidenlere tutunuruz. Bildiklerimiz bizim sığınağımızdır ve onların gidişini kabul ettiğimiz anda her şeyin değişeceğini biliriz ve belki de sırf bu yüzden bazen oyunda uzatmaları oynarız. (Devamını okuyun…)


  • Yazarlar

  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Koçluk ((-_-)) Eğitim Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... Website Content Protection

    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.