arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
Elif Savaş | Bay Gri

Yazara ait arşiv

Aslolan Aşktır

Beklentilerimiz ne kadar fazla olursa, yaşayacağımız hayal kırıklıkları da o kadar çok oluyor. Birine ne kadar bağlanırsak o kadar zor kopuyor, ne kadar seversek bir o kadar kırılıyoruz çoğu zaman. Ayarsız, yalansız, dolansız, oyunsuz seviyoruz insanları… Belki de sırf bu yüzden en çok biz yara alıyoruz aşkta…

Hesaplamıyoruz sevdiğimize “seni seviyorum” derken bir adım sonrasında olacakları… Düşünemiyoruz şımarır mı, bunalır mı ya da hoşlanır mı ağzımdan çıkan bu sihirli cümleden diye… Kalbimizde oluşan kelebek çırpınışları mutluluk eşliğinde elimize yüzümüze bulaştıkça bir adım daha bulanıyoruz aşka… Sormadan sorgulamadan, sadece onunla ve tabi ki sadece aşkla… Aslolan da bu değil midir zaten olanı sadece olduğu gibi sevmek, sevebilmek… (Devamını okuyun…)


Bu gece de bil istedim

Bazen neyi ya da kimi beklediğini bilmezsin. Ama içinde bir yerlerde sana yaşatılmak istenen öyle kuvvetli bir his vardır ki, sırf o hisse olan inancından dolayı doğru yer ve doğru zamanın doğru kişi ile birlikte gelmesini beklersin…

Karşıdan bakıldığında daha önceden rezervasyon yapılmış ihtişamlı bir masa gibidir kalbin. Duruşun soğuk, bakışların sert, ağzından çıkan kelimeler ise zehir gibidir. Kim yanına gelip hayatına ortak olmak istese, hep aynı cevabı verir “başka birini bekliyorum…” dersin. Yaşattığın hayal kırıklıkları yeşerebilecek sevgileri daha en başından tüketirken, sen kimseye aldırmaz sadece onun gelmesini beklersin… (Devamını okuyun…)


Bir Kurban Daha

Bir kurban bayramı daha geldi çattı. Koyunlar kuzuların sessizliği modunda sıranın kendilerine gelmesini beklerken; büyükbaş hayvanlar küçükbaşlara göre her zamanki gibi biraz daha asi. Sokaklar boğa kaç kasap tut, kasap kaç boğa tosla tadında. Anlayacağınız kim kimi kıstırırsa canını alma telaşında. Kasap boğayı mı yakaladı hijyen mijyen dinlemiyor iki Allahuekber deyip kesiveriyor boynunu otobanda. Yok boğa mı kasabı tenhada kıstırdı geçiriveriyor boynuzlarını celladının orasına burasına. Bu durum artık güzel ülkemin dehşet verici klasiği…

Sonrası ise daha da klasik akşam haberlerinde bu kıyım haberleri top 10 da; (Devamını okuyun…)


Gittin ya…

Kulaklarımı sağır eden sessizlik bütün odamı sardı sanki… Her şey anlamsız, sensiz her şey yarım gibi… Tarifi yoktu ya bendeki aşkın, şimdi de tarifi yok bana yaşattığın ayrılığın… Canım çok mu acıyor, yoksa içim mi daralıyor hiç bilmiyorum… Donuklaştım… Kimse bir şey sormasın, kimse bir şey bilmesin istiyorum… Cevabını ben bile kestiremezken nasıl derim, nasıl söylerim gittiğini…

Gittiğinden beri nefes alıp verişlerim can çekişir gibi; derin ve sessiz… Aynaya baktığımda yüzümde senden kalan sarı ve mutsuz bir yüz… Aklımda son bakışın ve yine aklımda arkanı dönüp gidişin. Gidişini bir tören havasında izlerken içten içe çöktüm sanki… Bir an durmanı, sonra bana doğru dönüp” şaka yaptım. Ben seni bırakıp bir yere gidebilir miyim hiç” demeni bekledim… Demedin… (Devamını okuyun…)


Başın Sağolsun Türkiye

Artık korkuyorum televizyon izlerken ya da radyoda denk gelen herhangi bir son dakika haberini dinlerken. Kanım donuyor, karnıma en sertinden bir yumruk yemiş gibi hissediyorum. Sonra gözlerim dolup, bir iki damla yaş yanaklarıma doğru süzülürken “kimseyi sevindirme, ağlama toparlan kızım” diyorum kendime. Ben evimin sıcağında rahat rahat otururken, hiç bilmediğim bir yer olan doğuda her gün son derece sıradan bir olaymış gibi birileri ölüyor. Bazen biz ölüyoruz, bazen onlar ölüyor. Ama en çok anneler ölüyor. Hem de ömürleri boyunca; defalarca!

En çok onların yürekleri dağlanıyor… En çok onlar can parçacıkları için üzülüyor… Kolay mı canından can vermek… Kolay mı ölmeden ölmek… Doğursun, tertemiz sütünle emzirsin, büyütsün, okutsun, adam etsin, hatta zamanı geldiğinde el kızına armağan etsin… Anneler için aslında durum bundan ibaret… Hayatları boyunca hep fedakarlık, hep özveri, hep o iyi olsun diye bir koşuşturma bir gayret… (Devamını okuyun…)


Sadece Sen…

Kelimeler yetersiz kalıyor seni anlatırken… Cümleler nerede başlayıp, nerede biteceğini bilmiyor… Kalbim virgülden sonra heyecandan derin bir nefes almayı unutuyor, nokta koyulduğunda ise yüreğim inadına hiç susmuyor… Üç noktalar eşliğinde sen süslüyorsun artık hayatımı…

Sanki parmak uçlarında bir sihir var. Söylesene sen bana ne yaptın? Aklımda sen, fikrimde sen, yüreğimin en derininde yine sen… Bütün şarkılar bize yazılmış, bütün güzel şiirler bize armağan edilmiş gibi… Ellerim avuçlarının içinde, gözlerim dolu dolu yüzüne baktığımda hissettiğim tek şey var; o da bana bağışladığın eşsiz huzur…

Şimdi gözlerim dalarken uykuya seni düşünmek ne güzel şey… Sakin, mutlu ve aşka teslim olmuşcasına huzurlu… (Devamını okuyun…)


Hoşgeldin Sevgilim

İçimi şenlendiren bir huzurum var artık… gülüşü kıskanılacak kadar gamzeli, bakışları ise beni kendimden çıkartacak kadar derin… Ona her baktığımda önce kaybolup, sonra kendimi yeniden buluyorum sanki… Öyle güçlü bir his ki bu; sanki daha önce hiç yaşanmamış eski ama tutkulu bir aşk gibi…

Değişiyorum onunla birlikte. Mesela keçi gibi bir inada sahip olan ben, hiç demediğim kadar “peki” diyorum son zamanlarda ona. Hatta iki dudağımın arasından çıkan öyle pekiler var ki hayatımda, o bana bir şey sorduğunda “ben bilmem beyim bilir” diyorum topu onu atıyorum :) Sahipleniyorum onu farkında olmadan ve teslim oluyorum ona başını sonunu hiç sorgulamadan… (Devamını okuyun…)


  • Reklam

  • Yazarlar

    Yazarlar Bileşeni tarafından sağlanmaktadır
  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Reklam

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Son yorumlar

    Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... - Website Content Protection

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.


    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz