Bingöl’de, Mayıs 2003 depreminde kurtarma ekibinde görevli olarak bir okul pansiyonunun enkazında “can” arıyordum, arıyorduk. Zaman geçtikçe cesetler çoğalıyor, cesetler çoğaldıkça direncim, direncimiz kırılıyordu. Arama çalışmalarında ara ara ölüm sessizliğinin boyunduruğunda, enkazın kalbine nabzına kulak veriyorduk. Böyle anların birinde ekibimizin şefi bütün gücüyle bağırdı;
- Sesimi duyan var mı!!!
“Buradayım, ne olur duyun beni, kurtarın, hey! Buradayım beni duyuyor musunuz? Ne olur kurtarın beni. Kalabalıklar içinde sıkışıp, kaybolmak istemiyorum. Buradayım burada!… “ demeyi ne kadar çok istedim. Ama yapamadım. (Devamını okuyun…)










Son yorumlar