lizzie-millerElimde gazete, Hürriyet cumartesi ekinin üçüncü sayfasına takılıp kalıyorum. Fotoğraflardan kendimi alamıyorum.
 
Amerikan Glamour Dergisinin, eylül ve kasım sayısından iki fotoğraf da bana sımsıcak geldi. Her zaman doğallıktan ve sıcaklıktan yana olan ben, düştüm resimlerin içine. Glamour Dergisi, eylül sayısında çırılçıplak bir kadın fotoğrafı yayınlamış. Fotoğraf 21 yaşında, Lizzi Miller isimli tanınmamış bir mankene ait. Kimseleri iplemeyen, en doğal haliyle mutluluk pozu vermiş sanki. Ne fotoshop var ne yapaylık. Çokça gerçeklik var.
 
Glamour Dergisi kasım sayısında da 7 kadının çırılçıplak poz verdiği bir fotoğraf var. Bence çok doğal, çok kadın, çok sıcaklar. Ve çok seksi.
 
Sanki kusursuzluk, ruhsuzluk hissi yaratıyor insanda. Hani o bildik, şahane pürüzsüz sütun gibi bedenlerin ruhu yok gibi. Erkek olsaydım, ”Benim kadınım” hissiyle sevişemezdim herhalde o denli kusursuzluğu taşıyan bir bedenle.
 
Doğallık, erkek için de aynı şey. Özellikle belli bir yaştan sonra. Mesela ne kadar fit olursan ol, o bir türlü başedemediğin göbek, o dökük saç, kırlaşmış şakaklar ne kadar da erkeksi ve insani. Öyle aman aman göbekli olmasa da, kaç kez söylemişimdir kocama. ”Çekme şu bir lokma göbeğini içine. O göbek senin, sen o göbekle güzelsin” diye. Var mı, doğallığın verdiği sıcaklık gibisi. Bence yok. Gerçeklik çok daha çekici, çok daha seksi.
 
Gerçi ben, o fotoğraftaki kadınlardan yaşça daha geçkin ama vücut olarak daha gergin olmama rağmen, yine de ilerki zamanlarım için, rahatladım. Gelecekte katmerlensem de hiç de kötü görüntü vermeyeceğimi, kadınlığımdan bir şey kaybetmeyeceğimi anladım.
 
Ohh be, çok şükür bedenlere gerçeklikle beraber, ruh geldi.

  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Technorati
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Reddit
  • email

Benzer Yazılar

  • 24 Ocak 2010 -- Gerçek aşkın acısı geçmez, hafifler (6)
    Sözünü ettiğim, gerçek aşk. Hakiki, sahici, kör edici cinsten olan. Kendinden vazgeçiren, önceliği sevdiğine verdiren o muazzam histen bahsediyorum.   Öyle günümüzde ayağa düşmüş hallerdeki duygudan...
  • 18 Ocak 2010 -- Yedi krala küstüm (5)
    Dönüp tarihime bakıyorum, şimdiki bana ben bile şaşırıyorum. Ben ki yedi kralla barışıktım oldum olası. İyi de yedi kralın yediside mi bana yamuk yaptı? Bu ne izolasyon böyle bendeki. Bu nasıl padişah...
  • 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
    Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y...
  • 26 Aralık 2009 -- Kaç mevsim buruşturduk seninle (2)
    Yine el ayak çekildi. Yine çöktüm gecenin başına, iki kişilik yalnızlığımla. Yüreğimin çilingir sofralarında seninle demleniyorum. Biliyor musun her esirgediğin sözün, her kısa cümlen ayrı bir meze...