Ben onun teyzesiydim. Anne yarısı. Diğer kucağı yani.
Daha doğduğunda ciğerleri, nefes almasına yetersizdi. Kendisine hazırlanmış prenses odasından çok o hastane odalarında zaman geçirdi. Pembe beyazdı. Güzeller güzeliydi. Ve tuhaf bir önseziyle ilk günden beri hissettiğim bir şey vardı. Sanki, melekti yada melek olmaya aday.
Kızkardeşim; anneden öte, hastabakıcıdan ileri, görünmez kanatlarıyla insan üstü bir ulviyetin sureti olmuştu, evladı sayesinde. Bazen onu izlerken, hayrete düşerdim. Yukarlarda bir yerlerden aldığı güçle ve görevle, insan olmaktan çok öte muazzam bir aşkla olağan üstü hizmet veriyordu bebeğine. Vakitlerinin bir buçuk yılı hastane odalarında tükendi. Bir gün olsun kızkardeşim, o acı dolu yorucu üzüntülü görevinin başında off da demedi, neden de. Tamam anneydi ama nihayette insandı.
Hani, ”Hasta mısın, hasta mı baktın” derler ya, solgun, yılgın yüzlere. Kızkardeşimde tam tersiydi sanki. Bunca acılara, yorgunluk, uykusuzluk ve üzüntülere inat güzelleştikçe güzelleşiyordu. Bir başka ışıltı vardı yüzünde. Belki de yüzündeki ışık bir sübyana hizmet etmenin nuruydu kimbilir. Yaratan, olağan dışı birşeyler yaşatırken, insan üstü davranmasını da sağlıyordu insanın. Annenin, gayretli kabullenişini izledikçe, anladım ki, derdi veren dermanı da veriyordu.
Bir sabah, erken çalan telefon ile aldım Ceren’in göğe yükseldiği haberini. Koşarak gittiğimi hatırlıyorum. Çünkü, hala o günkü nefes nefese sesim, bugün bile kulaklarımda. Anne ile baba sarılmışlardı birbirlerine, çaresizliklerine çare olmak adına. İlk şokla sadece beni arayıp, bana söyleyebilmişlerdi. Ben anne yarısıydım Ceren’e, en can dosttum kızkardeşime.
Hiç denecek kadar az yattığı odasına sessiz bir hürmetle ve süzülerek daldım tek başıma. Ceren’in melek haliyle selamlaştım önce. Sonra metanete sarılmam gerektiğini hatırlayıp, gerekenleri yaptım bir bir, inciteceğim korkusunu içimde duya duya. Sevdim, alnından öptüm. Üzerine beyaz battaniyesini örttüm. O küçücük bedenin bizlere ne çok şey öğrettiğini düşünerek gözlerimden ip gibi inen yaşlarla odasının kapısını çektim.
Benim onu son görüşümdü bu. Yarım yamalak almaya çalıştığı nefesi, gülüşü, çıkardığı sesler, bakışları, elleriyle yüzüme dokunuşu hiç gitmedi gözlerimin önünden. Yaşarken öğrettikleri, hiç silinmedi benden. Bir buçuk yıllık bir zaman diliminde bizimleydi. Ama hiç yolcu edemedik onu aramızdan.
Hiç ”Keşke” lerimiz olmadı, hep ”İyi ki” lerimizi andık arkasından. Hepimize konuk oldu. Çevresinde ki herkese kendine yetiremediği minicik ciğerleriyle nefes oldu. Kendimi bildim bileli, zaten her zaman zayıflığım, zaafım olmuş olan nefesin kutsallığını onunla öğrendim ben. Ceren’in teyzesi olmaktan hep gurur duydum ve duyacağım. Çünkü ben, bedeni minicik, ruhu dev bir melek tanıdım…
Ceren
7 Comments for this entry
Düşüncelerinizi bizimle paylaşın
Yorum yapmadan önce lütfen okuyun: Sitemizde yer alan okur yorumları yorumları yazanların görüşüdür, okur yorumlarından baygri.com sorumlu tutulamaz. Sitemizde bulunan yazı, video, fotoğraf veya yorum ile ilgili şikayetiniz varsa ve yazacağınız yorum konu ile alakalı değilse lütfen iletişim formunu kullanarak bize ulaşın.
1.Yorum yazdığınız yazıyı dikkatli okuyun, yazının tarihi, konusu ve yazarı hakkında bilginiz olsun, belki bir gün işinize yarar.
2.Yorumunuzda Türkçe yazım kurallarına uymaya çalışın.
3.Yazdığınız yorumu onaylanmak zorunda olmadığımızı unutmayın.
4.Yorumunuzun onaylanması için geçerli bir e-posta adresi yazın.
5.Yorumunuzda sonradan pişman olacağınız kişisel bilgilerinizi paylaşmayın.
6.Küfür, hakaret içeren, tamamı büyük harflerle yazılmış ve yazım kurallarını ihlal eden yorumlar onaylanmaz.
7.Yorum yazarken mümkün olduğu kadar pozitif olabilirsek, ortamı germemiş; bir hoşluk, bir sinerji, bir güzellik oluşumuna katkı sağlamış oluruz.













Facebook
Flickr
FriendFeed
Twitter
Xing
Ekim 15th, 2009 on 13:27
Okumuş bulundum bir kere ; ciğerim yandı . “ölüm, adın kalleş olsun ” ….
Ekim 11th, 2009 on 15:56
söylenebilecekler sustu.beni çok etkiledin ceren melek.
Ekim 11th, 2009 on 12:05
Takdir Allahtan,geride kalanlara sabır sadece söylenebilecekler.
Ekim 11th, 2009 on 02:29
Selda’cığım,yorumunuzla sizi beni kucaklar hissediyorum. Aynı hislerle karşılık buluyorsunuz, inanın. Teşekkürler.
Ekim 11th, 2009 on 02:27
Sevgili Cengiz, hayat da bazen düğüm düğüm değil mi, ben çok bilirim sözün bittiği yerleri. Editörüm olarak, yazıma değer verip yorum yaptığınız için ayrıca teşekkür ederim.
Ekim 10th, 2009 on 22:35
teyze olmanın nasıl bir duygu olduğunu iki yeğenim olduğu için biliyorum…Söyliyecek birşey bulamadım gerçekten,ceren şimdi hepimizin tanıdığı bir melek oldu…
Ekim 10th, 2009 on 22:14
Çok etkilendim Aslı hanım, o ruhu dev meleği bizde tanımış olduk, ciddi anlamda düğümlendim…