arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
Hikaye | Bay Gri

Tag: hikaye

Rıdvan ve Aysel

Pera’ nın arnavut kaldırımlı dar sokaklarındaki geçmiş zaman kokan sahaf dükkanında karşılaştıklarında ağaçlar yapraklarını yeni yeni dökmeye başlamıştı.

Kızıl bir günbatımında çalıştığı hanın kapısından çıkan Aysel uzun zamandır arayıpta bulamadığı bir taraftan da okumak için can attığı kitabı bulma ümidiyle yönünü Taksim tarafına çevirdi.

Hızlı ve sert adımlarla Galatasaray‘ın arka sokaklarına dalarken bir taraftan da eve geç kalmaması gerektiğinin telkinini veriyordu kendine. Uzun yıllar olmuştu ailesi taşı toprağı altın İstanbul’a geleli.Anne ve babası bu büyülü şehirde açmışlardı gözlerini dünyaya, burada büyüyüp, hayatlarındaki ilkleri bu modern dünyada fakat asla geleneklerinden uzaklaşmadan yaşamışlardı. (Devamını okuyun…)


Hulusi Amca’nın Tutkusu

hulusi amcanın ineği1960’lı yıllarda  köyünden İstanbul’a  göç etmişti. Elinde ne bir mesleği  vardı, ne de zor ve yorucu işlerde çalışacak yapısı, çelimsiz tabir edilen zayıf birisi idi. O zamanın Ümraniye’sinin  yakınlarında bir dere kenarında bir tarla satın aldı. İçine de bir kulübe yaparak yaşamaya başladı.

Köyünde tarımla ve hayvancılıkla uğraşırdı. Bunlar en iyi bildiği  işlerdi. Aynı  işleri burada da yaparım diye düşündü. Bahçesinde çeşitli sebzeler ve meyveler yetiştirdi. Bir tanede inek satın aldı. Hem sebze ve meyve  hem de ineğinin sütünü satarak çoluk çoçuğunun geçimini sağlıyordu.

Ama sebze ve meyve zamanı geçtiğinde yapacak başka işi olmuyordu. Bu nedenle  bir at arabası almaya karar verdi. O dönemde  doğru düzgün yol yok, su yok, araba yok, her taraf  çamur  ulaşım  büyük sorun…At arabası ile  başta su olmak üzere yapılmakta olan  küçük evlere  kum, çakıl  ve hırdavat malzemeler taşırdı. Kazancı günden güne artıyordu. (Devamını okuyun…)


Bir Leylek Ailesi Öyküsü

leylek ailesiKöyün birinde bir baba ve ana leylek,  kurumuş çalı ve otları toplayarak  bir yuva yapıp yaşamaya başlamışlar. Bölgede bol olan başta yılan ve balık olmak üzere yakalayabildikleri diğer  canlılarla beslenerek  yaşamlarını sürdürür iken çok da mutlularmış.…Onların bu mutluluğu, yedi tane  yavruları dünyaya gelince daha da artmış.

Baba, yavrularını beslemek için çok çalışırmış. Yılan ve balığın yanında yiyebilecekleri diğer canlıları toplayıp yuvasına taşırmış.  Sonra da ana leylek ile beraber bir yandan yavrularına bu yiyecekleri nasıl yemeleri gerektiğini öğretirler, bir yandan da yavaş yavaş büyüyen yavrulara yuvadan ne zaman, nasıl kendi başlarına uçacaklarını anlatırlarmış.  (Devamını okuyun…)


Sultan

Esma ESER-Güçlü olmalısın. Her zamankinden daha güçlü.

-Neden? Neden güçlü olmalıyım? Güçlü olmak istemiyorum, çok güçsüz olmak, yok olmak istiyorum.

-Sevdiklerin için

-Neden? Sevdiklerim güçsüz  olursam sevmezler mi artık beni? Ya da daha mı az severler. O zaman sevdiklerim neden sevdiklerim dir ki? (Devamını okuyun…)


Balkon sefası

zuhal-kaleYabancı bir evde duvar saatlerine saklanıyor uygunsuz yüzüm, zamanı yakalamak elimde değil, elimden alınıyor ısrarla uykusuzluğum, yaşlanıyor gözlerim. Çünkü bitmiş bir filmin seyircisiyim artık. Oyuncular anlamış bu yüzden gülmüşler halime, ve bu yüzden bir araya gelemedi. Karar, şans ve haber, çünkü ben bi yerde hata yaptım ama nerde?

Eskimeye yüz tutmuş bir masalı tekrar anlatmış da olabilirim, belki bu bir balkon sefası, kimbilir bir şehir belleğinde, habis bir resmin ayrıntısız gölgesi..tanıdık yüzler aranıyor..hiç bir ses yok sanırım, duvar saati öldürmüş kendini. (Devamını okuyun…)


Dün’süz adamın bu günü 5 şubat 2009

Cengiz AYDINSabah hava güzeldi, güneşli bile denilebilirdi, trafik kötüydü her zamanki gibi, 10.30 gibi iş yerime geldim, ilginçtir ki yine masamı sildim, kahvaltı çay derken, nette haberlere baktım, o sırada bir mesaj geldi telefonuma, bu günde 10. yıl sebebiyle konuşmalarım ücretsizmiş, ama kimseyle konuşmadım.

Öykülerini sevdiğim Anton Cehov ‘dan birşeyler okudum ruhumu gezdirdim biraz iyi geldi. Yaklaşık 10 sene önce, bir sanat galerisinde beraber çalıştığımız arkadaşım geldi, kahve içtik uzunca sohbet ettik, katıldığımız fuarlardan, sattığımız resimlerden konuştuk, iki saat kadar kaldı yanımda ve gitti.

Kahve yaptım kendime ve Nazım Hikmet‘in bir şiirini okuyorum;

Minnacık Kadın ve Hanımelleri
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
Bahçesinde ebruliii (Devamını okuyun…)


31.12.2008′ de demlenenler

sevgili demlikMerhaba Sevgili Demliğim;

Biten bir 2008 ardından, bir sürü umutlar yüklediğim 2009’a da tüm kalbimle merhaba…Bugün neler neler demledim sizin için;

Hayat gerçekleriyle insanları yoran bir denge, bu dengede yorgun olmamanın, umudu kaybetmemenin ve hayata sıkı sıkı tutunmanın kurallarından biri de kutlamalardır bence… Yapı olarak kutlamalara çok meğilli biriyim; allahtan öyleyim yoksa tipik yengeçler gibi ağlak birşey olup çıkardım sanırım… (Devamını okuyun…)


  • Reklam

  • Yazarlar

    Yazarlar Bileşeni tarafından sağlanmaktadır
  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Reklam

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Son yorumlar

    Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... - Website Content Protection

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.


    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz