İstanbul nasıl bir şehir öyle… Sabah ve akşam kavramı yok sanki. Sokakları, caddeleri hep kalabalık… Her tarafta bir yere yetişmeye çalışan, devamlı koşuşturan insanlar. Bu şehre bakınca karmaşadan insanın başı dönüp, gözü kararıyor sanki.
Ayağımı İstanbul topraklarına bastığım anda hiç bitmeyecekmiş gibi duran trafiğin içinde buldum kendimi. Boğuluyorum sandım ve yaşadığım şehrin küçük ama sevimli oluşuna bir kez daha şükrettim. Kargaşa içerisinde en az 3 saat yol gittikten sonra kuzenime varmıştım. Yorgun düşmüş bir halde kendimi koltuğa attım, biraz sakinleşip, dinlendim. Kuzenime sık sık “Yok zuzum burası yaşanacak şehir değil” deyip durdum. O çoktan alışmış bu şehrin karmaşasına, bu şehirde kendine bir yer bulmuş olmanın mutluluğuyla o an sadece gülümsedi bana. (Devamını okuyun…)





Son yorumlar