arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
Isyan | Bay Gri - bölüm 2

Tag: isyan

Sıyırmak bedava 2

Siz hiç gittiniz mi? Önce kendinizden. Sonra zaten herkesten. Ben gittim. Bilirim. En iyisidir. Çok iyi gelir. Yaptıkları tek şey, aramaktır arkanızdan sizi. Değer bulursunuz aniden. Değeriniz anlaşılmadığı zamanlardakinden çok uzak, artık paha biçilmezsinizdir. Kör ölmüştür. Badem gözlü değil miydi ölmeye yüz tutmuşken. Oysa kördüler, ceylan gözlüydü nefes alırken. Geçersiniz, herşeyi ezerek. Miras kalır, tek yaptığınız kelek. Nedir o? Gitmek!

Kimliğinizi, pasaportunuzu bile zapt ederler. Nerede, kasada kilitli. Gitmek için, kimliğe pasaporta gerek yok ki. Pamuk ipliğiyle pazarlığın bitti mi, zaten bütün çığırlar çığrından çıktı demektir ki. Geçersizsinizdir kendinize bile çünkü. Gidersiniz. Alır kendinizi yola sürersiniz, tüm hesaplarınızla dolu izinizi. Tahsilatı düşünemezsiniz. Boşalmıştır içiniz, matematik icat edilmemiş siz artık gitmişsinizdir. (Devamını okuyun…)


Sıyırmak bedava

Damla kadarım. ihtimal yok kendimi bulmaya. Ya akıp gidecek ya buhar olup uçacağım. Okyanus oldum da ne oldu. Al sana damlasın işte. Yedek parçan yok. Yaratan yaratmamış, bozuldun mu, az git uz git servis al bir sonraki arızaya kadar. Elde var damla, elde var sıyırması bedava.

Altını çize çize okudum hayatı. Ders çalışır gibiydi. Hayat da beni çizdi. Neden didindim ki, bunca. İnadına iyi kalmak benim fikrim miydi? Biri sistemime girmişti oysa. İyi ol sağlam kal, gelen dürtsün giden çiğnesin diye. Bir de, neden fedakarlıklarımı dizdim ki kapı önüne. Feda-kar’lık. Fedalar vefalı. Hani karlarım nerde? Zararın neresinden dönmeliydim. Zarar neydi? Asil olmak zararlı mıydı? Hani iyilik kardı? (Devamını okuyun…)


Ben neden dedim sıra sizde

Telefonu kapattım, ellerim cesur görünse de yüreğim titrek bir sesle çığlığı bastı ”neden!” ne aklım ne mantığım anlam veremedi olanlara. Neydi sebep bir avuç para mı? daha değerli ne vardı insanlıktan, isyan etmemeyi öğrettiler bana ama hep isyan ettirdi bu şerefsizler insanlıkla alay edercesine kötülüklerinin keyfini çıkardılar.

Yüreğimin üzerine masa kurup hayatımı meze ettiler. Yüreğimin haykırışı son bulmayacak elbet affet beni Rabbim ama buna neden demeden geçemeyeceğim.

Gün olur devran döner mi bilinmez edilen kötülüklerin bedeli ödenir mi? ben görür müyüm bilmiyorum tek bildiğim içimde kocaman bir soru var ve o soruyu her sorduğumda içimin sızladığı. (Devamını okuyun…)


Bilinçaltı serzenişleri 3

Kahve içmek için gözüme kestirdiğim ama pis olan fincanı yıkamak isterken; “az kaldı şu fincan bitsinde öyle dökerim sigaramın külünü” derken ve külü dökecek güvenli bir nokta ararken halıya düşen külün bünyemde yarattığı sinirle başladı herşey…

O sinirle dezenfekte edipte dağarcıklarımda sakladığım küfürleri çıkardım yerlerinden olanca pervasızlığıyla savurdum, sonra halıya düşen külün beni bu kadar sinirlendirmesinin çokta mantıklı bir hal olmadığına kanaat getirdim ve indim derinlerime (tam burada indim derelerine bilmem nerelerine şeklinde ıyyy dedirten bir cümle kurgusu yapmamak için kendimi zor tutum, zira cuk oturabilirdi) saçmalayabilme potansiyelimin aslında yaşadıklarımın izdüşümü olduğunu düşündüm, yani örneklersek; üstünde dumanı tüten kahveden küçük bir yudum almak varken, koca bir yudum alma çabası sonucunda yanan dilin gün boyu acısını çekmek gibi salakça bir durum, o dil acısını yaşayanlar bilir, bolca soğuk su içsenizde acının geçmesi en az bir gündür. Görüldüğü üzere hayatla ilgili bir örneklemeyi kahveden yanan bir dilin acısına bağlayabilen zekamı kutluyorum, fazlası beklenmezdi. (Devamını okuyun…)


Bilinçaltı serzenişleri 2

Yazdıklarımda edebi değer aramayın, ana fikrini sorgulamayın, yazılanlar sadece pesimist bir ölümlünün med cezirlerini harflerle kusmasıdır. İsyan gibi, bağırarak küfretmek gibi. He! Olur ya bazen karşınıza yanlışlıkla bir önerme çıkar, ya da duygu insanlarına has bir bam teli armonisi… bağışlayın! Tesadüftür.

Bende isterdim tek derdimin okey atmak için kırmızı yediliyi beklemek olmasını, yada tüm hayatımı karın kası yapmaya adamayı, ama felsefem bu değil usta; fırçasını gökkuşağına batırıp, gökyüzüne resim yapan, suya yazı yazan, bıçak sırtında şiir okuyan, sürekli düşünen, B planı olmadan yaşayan, kalbini beyniyle aldatan bir ölümlünün daha insancıl beklentileri ve amaçları oluyor, mesela siyanür yayan beyinlerle kavgalarım var, yaralarımın üstünde erimiş yara bandı burukluğunda onlarca apoletim var. Mesela hüzün koleksiyoncusuyum bir yerlerde hüzün görsem dayanamam hemen edinirim. Mesela acı avcısıym, iç acılarımın toplamına sürekli yenilerini ekliyor, sonucu güncel tutuyorum. Hani bir gün tanrı sorarsa cevapsız kalmayayım diye… (Devamını okuyun…)


Bilinçaltı serzenişleri 1

Karıncaların tembel olduğu, arıların şarap yaptığı bir gezegende köpek dadılığı yapmak gibi ilginç isteklerim var, 16 farklı ırktan köpekle ilgilenmek onları eğitmek ve hayatımı o köpeklere bakarak kazanmak istiyorum, başkada birşey yapmak istemiyorum. Köpeklerin asil sadakatine hayranım.

İnsanlığın beni bu yüzyılda anlayamayacağından eminim bu yüzyılın insanları daha bana hazır değil. Acaba ben sadece düşünmeyi becerebilen bir odun muyum? Bazen götünden damlayan terlerden oluşan gölde boğulmasına ramak kalıncaya kadar, izin yapmadan aylarca makina içgüdüsüyle çalışan, bazende aldığı nefesten bile bıkan bir tembellikte, sadece düşünen bir odun muyum? eğer odunsam insanların düşünen bir odunu anlamasını en azından bu yüzyılda beklemiyorum. (Devamını okuyun…)


12
  • Yazarlar

  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Koçluk ((-_-)) Eğitim Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... Website Content Protection

    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.