Hayatın izleri

İnsan isterse

İnsanlar yaşadığı mekânda, çevresinde küçük değişiklikler yaparak yaşamlarına farklı bir tat katabilirler.

İkamet ettiğimiz binanın karşısında bir apartman var. Bu apartmanın giriş dairesinin bitişiğine kömürlük- depo vari bir yer yapılmış. Belli ki sonradan yapıldığı için bu yerin üst betonu o evin zeminiyle aynı değil, penceresinin hizasında. Yani ne bir balkon ne de bir veranda görünümünde bile değil. Amaçsız eklenti gibi. O beton zemine evden geçmek için bir kapı falan da yok doğal olarak. Orası bir şekilde kullanılmak istense ancak pencereden girip çıkış yapılarak kullanılabilir durumda. Küçük bir bahçeye de bakan bu yer bir zamanlar öylece boş duruyordu. Yani kullanılmıyordu. (Devamını gör…)


Anneler ve kızları

Seksenli yaşlarında başka şehirde yaşayan annemi ziyaret için bizler yani oğulları, gelinleri yanına gider geliriz. Annem memnun olur. Kızları (ablalarımız) da aynı şekilde gidip gelirler. O bu sefer hem memnun olur hem de mutlu.

Hele de kızlarından birisi birkaç senedir olduğu gibi onun yaşadığı yerde, onun yakınında yazlarını geçirirse bu kez mutluluğu daha da artar. (Devamını gör…)


Mösyö İmam/ Mehmet Oyan

Emekli bir imam olan Mehmet Oyan’ın sıra dışı, renkli, samimi ve açık sözlü özel ve meslek yaşamına ilişkin anılarını anlattığı kitabını okudum. Yazar kitabında çocukluk, gençlik, öğrencilik yıllarına dair anlattıkları ve az bilinen bir dünyaya ilişkin hoş bilgiler veriyor. Din görevlisi olarak gittiği Fransa’da yaşadıkları ise öyküyü bambaşka bir boyuta taşıyor. Özellikle de bir kafede çalışan Fransız Bayan Katrin’e yönelik tertemiz ve karşılık beklenmeyen aşkı…  Üstelik her ikisi de evlidir ve “ aşk ateşinde yanmak” neymiş bir kez daha anlaşılır.

Bir televizyon programında söyleşisine denk geldiğim yazarın kitabını aldım ve çok beğendim. Tavsiye edebilirim. (Devamını gör…)


Sizin sloganınız hangisi?

12 Eylülde anayasa değişiklikleriyle ilgili referandum yapılacak. Bu nedenle liderler meydanlara indiler. İktidar hem değişiklikleri hem de icraatlarını anlatıyor “evet” diyor. Muhalefet ise değişikliklerin yetersiz olduğundan dem vuruyor, hükümetin icraatlarını eleştiriyor. Bunun için “hayır “ diyor.

Kimileri bu bir seçim değil sadece referandum. Anayasa değişiklikleri oylanıyor. İktidar icraatları değerlendirilmiyor. Ona göre değerlendirin dese de halkın kafası karışık. Anayasa değişikliklerini pek anlamış değil. Aslında anlamasını da bekleyemezsiniz. Çünkü onun için araştırması, öğrenmesi kafa yorması gerekir. Bunu halktan beklemek, halkın kafa yormasını istemek olmaz. Yanlış anlaşılmasın. Bu halk aptal anlamına gelmez. Keşke kafa yorsa araştırsa. Kafa yorup bunu iyi bilmesi gerekenler, aydınlar, hukukçular ve onu halka anlatacak olan siyasetçilerdir. (Devamını gör…)


Karasaban&Döven: Teknolojiye yenilen tarım aletleri

Ayvalık Cunda adasında dolaşırken yıkık dökük bir evin duvarında yıllar öncesinin önemli tarım aleti olan Karasaban ile Döveni asılı görünce dikkatimi çekti ve hemen fotoğrafladım. Bu aletleri görüp bilenler olduğu gibi bilmeyenler de vardır mutlaka. Belki de görmeyip adlarını bir şekilde duymuş olanlar da bulunabilir.

Yok, olmaya başladığı son dönemlerini (özellikle karasabanı)görmüş ve bilen birisi olarak bende bu iki alet hakkında kısaca bir şeyler yazmak istedim. (Devamını gör…)


“İlahi adalet” sayesinde zengin olan damatlar

Şimdilerde güneydeki lüks otellerin bulunduğu arazilerin bir kısmı çorak, verimsiz işe yaramaz nasıl olsa diye kız çocuklarına,  sahilden uzak daha verimli, tarım yapılabilen alanlar ise erkek çocuklara babaları tarafından pay edilir.

Bu haksızlığa kızlar seslerini çıkarmaz ve bir itirazda bulunmazlar. Çünkü bulunsalar ailevi ilişkileri bozulur, huzursuzluk çıkabilir gibi endişeleri vardır. Bu nedenle durumu sineye çekmek zorunda kalırlar. Fakat gün gelir bu verimsiz alanlar otel ve dinlenme tesisi yapılmak istenince inanılmaz bir değer kazanır. Kişinin yedi sülalesine yetecek bir edere ulaşılır. Erkek çocuklarının ki ise aynı kalır. Bu durum küslüklere, kırgınlıklara ve zaman zaman tekrar paylaşım için mahkemelere intikal etse de değişen bir şey olmaz. Atı alan zaten Üsküdar’ı geçmiştir. (Devamını gör…)


Niyet başkaymış

Bundan bir süre önce sözde, özde, laik, anti laik, ulusalcı, dinci, türban vs. tartışmalarının yapıldığı dönemlerde birçok üniversite rektörleri ve YÖK ile YÖK’teki bilmem ne kurullarının başkanlarının adını sanını bilmeyen yoktu.

Belki bilmeyen olsa bile sanki zorla öğrenmek durumunda kalıyordu. Çünkü siyasi otoritenin aldığı her karar rejim tehlikesine bağlanır onlar da hemen bazen cübbeli, bazen cübbesiz toplanırlar. Basın açıklamaları yapar, özel demeçler verir ve gazetelerde boy boy fotoğrafları yer alırdı. Dolayısıyla gündemden hiç düşmezler/düşürülmezlerdi. Bu nedenle popileriteleri hep yüksek tutulurdu/olurdu. Birde bilimsel konularda değil de daha çok siyasi söylemler ile gündeme gelirlerdi/getirilirlerdi. Sonrasında ise bir kısmı bu popileritenin vermiş olduğu avantajların meyvelerini milletvekili, belediye başkanı gibi görevlere gelerek/getirilerek topluyorlardı. (Devamını gör…)


Kim kimden özür diledi?

Önce onu Galatasaraylılar tanımıştı. Daha sonra diğer sporseverler. Siyasete girdi. Daha çok tanınır oldu. Bir dönem milletvekilliği ve ardından Şişli belediye başkanlığında bulunarak popülaritesi iyice arttı. Başarılıydı. Gençti. Dinamikti. Halkla iç içe, ayrım yapmadan herkesimi kucaklayarak çalışmalarını sürdürüyordu. Çalışmaları, söylemleri kimi zaman partisinin önünde gidiyordu. Taraflı tarafsız herkesin takdirini ve sevgisini kazanıyordu. Bunun semeresini de ikinci defa belediye başkanı seçilerek görüyordu.  Üstelik bu başarısı ona güç veriyor, onu tetikleyip üyesi bulunduğu partinin kongresinde başkan adayı bile yapıyordu.

Ama işte ne olduysa bundan sonra oluyordu. Geleneksel olarak her adayın başına gelenler onunda başına geliyordu. Kongre salonunda yuhalanmalar…  Akabinde sandalyelerin havada uçuştuğu kavgalar… Onun çileden çıkması. Üyesi bulunduğu partiye olmadık suçlamalar… Daha da olmadı seyircilerin içinden ona kötü tezarühat yapanlara bulunduğu yerden sanki uçarak yanlarına gidip onlarla kavga edecekmiş gibi el kol ve inanılmaz sinirli hareketleri, buna mukabil yarıştığı parti başkanının onun hakkında iddia ettiği yolsuzluk suçlamaları velhasıl bin bir kargaşa içinde geçen bu kongre sonunda başkan olamamıştı. Üstelik bununla da kalınmayıp partiden de ihraç edilmişti. (Devamını gör…)


Öyle bir gülüş vardır ki

Öyle gülüşler vardır ki,
Bir gülüş hayata döndürür.
Öyle çok gülüşler vardır ki,
Yaşlandırmaz da yüzde izi oluşur.

Öyle bir bakışlar vardır ki,
Kalbini deler de geçer.
Öyle bir bakışlar vardır ki,
Seni görür de görmezden gelir. (Devamını gör…)


Akdeniz mi? Ege mi?

Aşırı sıcaklar insanı daraltıyor, bunaltıyor. Nefes aldırmıyor. Ama biz buna rağmen birkaç defa çocukların ısrarları üzerine sıcağı fazla olan bölgeye, Akdeniz’e gitmiştik tatil için. Ama pek keyfine varamamıştık. Aşırı sıcak bir yana birde özellikle Rus turistlerin tıka basa doldurduğu otellerde daldım battım halleri, bangır bangır müzik ve aptal aptal animasyonlar…

Bizim gibi aralarında bulunan üç beş Türk ailesinin o zamanlar tatilinin keyfini çıkaramamasına yetip artmıştı. (Devamını gör…)


Gündüz kuşlar, gece kurbağalar korosundan solo türküler

Yazın bir başka oluyor kuzey’in coğrafyası. Canik dağlarının etekleri, Yeşil ırmağın alüvyonlu ovası. Toprak ana cömertliğini esirgemiyor,  içinde ne kadar tohum, kök yeşerecek ne varsa uyandırıp yeryüzüne çıkarıyor. Her tarafı yeşile boyuyor…

Bizde hem bu yeşili doyasıya yaşamak, hem de çocukluğumun geçtiği yerde özlem gidermek ve büyükleri ziyaret etmek için dört beş günlüğüne o bölgedeydik. Köyümüzdeydik.

Büyüklerimizin hal ve hatırlarını sorduk. Hayır dualarını alıp, özlemlerimizi gidermeye anılarımızı tazelemeye çalıştık. Bunun yanında bazen çıplak ayaklarımızı toprakla temas ettirip, bedenimizi ruhumuzu dinlendirdik. Kimi zamanda topraklı çamurlu patika yollarında yürüdük. Ellerimize dikenleri batsa da böğürtlen toplamayı ihmal etmedik. Gündüz, çeşitli kuşlardan oluşmuş bir korodan hiç durmaksızın şarkılar türküler dinledik. Gece ise kurbağaların solo konserini. Karanlığın en zifirini yaşadık. Yıldızlarında o kadar parlaklığını gördük. Gece uykuya dalmaya başladığınız vakitlerde sivrisineklerin başucumuzda son dönemde gündemden düşmeyen vuvuzela sesinden bile daha sinir edici vızıltılarına şahit olduk. Sabahın köründe çalar saat gibi çalmaya başlayan horozların sesleriyle uyandık. (Devamını gör…)


  • Seni sevdiğimi göreceksin sevmediğim zaman, çünkü iki yüzüyle karşına çıkar hayat. Bir sözcük sessizliğin kanadı olur bakarsın, ateş de pay alır kendine soğuktan..."Pablo Neruda"

  • Arşiv

  • Kafiyesiz Duygular on Facebook
  • (-_-)

  • www.baygri.com on Facebook
  • Son Yorumlar

    Biz - Ben - Yazarlık - Sponsorlar - Sitemap - 1 Dk. - Gizlilik - Kullanım - Reklam - Sponsorluk - Yukarı


    Türkiye'nin en iyi topluluk blogu ödülüne layık görülen baygri.com özgür ve samimi bir sinerji topluluğudur, bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. copyright © 2008-2010 Bay Gri