Hayatın izleri

Vasiyetlerinden korkmaya başladık!

Hulusi amca ile Melahat teyze şu an seksen yaş civarında bulunan iki yaşlı karı koca. Onlar yıllar önce geniş bir arsa içine tek katlı bir ev yapmışlar. Bahçesinde de çeşitli sebze meyve yetiştirerek toprakla haşır neşir,  mutlu bir şekilde yaşamışlar. Ancak zaman birçok şeyi değiştirdiği gibi onların o küçük evleri ile bahçelerinin de kaderini değiştirivermiş. Çevresinde oluşan yüksek ranta daha fazla dayanamayan bu küçük ev yıkılınca yerini yirmi dört daireli bir apartmana bırakmış.

İki yaşlı bahçelerinin büyük bir kısmı bina ile yok olunca, sanki yüreklerinin yarısı da yok olur. Ve bu durumu içlerine bir türlü sindiremezler. Yıllardır alışa gelen yaşamlarını devam ettirememe kaygısı yüreklerini burkar, içlerini acıtır. İşte bu kaygılarının önüne geçmek için binanın ortak kullanım alanlarını yine eskisi gibi ekip biçmek isterler. Hatta bahçenin bir kısmını bu amaçla kullanırlar. (Devamını gör…)


Bu kadar canını acıtmaya hakkın yok senin

Hayat yolumuzda zikzaklar olsa da
Tüm umutların dibe vursa da
Seni seven değer verenleri bildikten sonra
Bu kadar canını acıtmaya hakkın yok senin

Nice çaresizlikleri gördükten sonra
Bir ben değilim mağdur bildikten sonra
Bir çatın, bir lokman bir de oğlun olduktan sonra
Bu kadar canını acıtmaya hakkın yok senin (Devamını gör…)


Gönülleri fethetti geçti

El bebektin, gül bebektin
Diğerlerinden farklı, dokunulmaz hür bir bebektin
Güneşin esirgenmeyen ışığıyla
Daima fark edilen yıldız bir bebektin

Biraz gelişip serpildiğinde,
Adam olur! diye henüz yeni yetme iken yaban ellerde
Esirgenmeyen ışıkların feri söndüğünde
Biçare durumda, isyanlardaydın (Devamını gör…)


Aksakallı halini de görmek isterdim

Ne zaman
Kara benizli, mahzun birini görsem,
Hemen yanı başımda
İçimde oluyorsun!

Güven veren duruşun,  şefkatli hallerin
Hep yanımda oluşun, benimle gururlanışın,
Güç vermişti, huzur vermişti
Varlığın bile yetmişti! (Devamını gör…)


Mezuniyet Töreni

Dün bizim için farklı güzel ve mutlu bir gündü. Kızımın Çağrı Bey Anadolu Lisesinde mezuniyet töreni vardı. Ona katıldık.

Yıllar su gibi akıp geçiyor. Bu okulu kazanıp kayıt olduğumuz günü hatırladım. Daha sanki dün gibiydi. Dört sene önce daha birer çocuk iken başladıkları okullarından şimdi kocaman birer abla ve abi olarak ayrılıyorlardı. Kim bilir bir daha hiç yaşayamayacakları nice lise anılarıyla… (Devamını gör…)


Moda Plajı

Toplumların bazı ihtiyaçları zaman içinde değiştiğinden, bu ihtiyaçlara cevap verebilmek için kimi çok bilinen ve bir yerle özdeşleşen mekânlar kendiliğinden değişir veya dönüşür, kimi de zorunlu olarak bizim isteğimiz dışında tamamen yok olur. İşte Moda /Kadıköy deyince birçoğumuzun aklına hemen gelebilen tarihi Moda Plajı da değişemeyip, dönüşemeyen ve maalesef tamamen ortadan kaybolan mekânlardan birisidir. (Devamını gör…)


Pire

O henüz çok küçük bir çocuktu. Daha birçok şeyin farkında değildi. Kendi oyun ve hayal dünyasında çok masumca yaşıyordu. Oysa içine bir kurt girmişti. Belki onu daha büyüyüp okula gidemeden, doyasıya koşup oynayamadan, telli duvaklı gelin olamadan yiyip bitirecekti.

Rahatsızlığını erken fark etmişti ailesi. Kurt büyüyüp gelişemeden önlem alınmaya başlanmıştı. İlaç tedavileri olumlu sonuç veriyordu. Atacaktı içindeki vücudunu kemiren kurt’u. Yalnız bu arada saçları dökülmeye başlamıştı. İşte buna bir anlam veremiyordu çocuk. Oysa başkalarının saçlarında bir değişiklik olmuyordu. Küçük yüreği çelişki içindeydi. Bir gün” Anne benim saçlarım niye dökülüyor?” dedi. (Devamını gör…)


Apartmandaki katil komşu

Bir apartman dairesinde oturuyorsunuz. Yan komşunuz, üst komşunuz, karşı komşunuz veya binadaki diğer sakinler ile kanlı bıçaklısınız, kavgalısınız. Hak hukuk tanımıyorsunuz. Kanun nizam dinlemiyorsunuz. Binada terör estiriyorsunuz. Adalet ve vicdan duygularınız yok, körelmiş.

Bu şekilde nereye kadar, ne zamana kadar yaşayabilirsiniz. Belki yaşarsınız da hangi duygularla yaşayabilirsiniz. Yastığa kafanızı koyup rahat uyuyabilir misiniz? Her tıkırtıdan her sesten her konuşmadan bir rahatsızlık, bir tedirginlik duymaz mısınız? Her karşılaştığınızda kafanızı başka yöne çevirmekten yorulmaz mısınız? Bir şüphe içinizi kemirmez mi? Devamlı bu şekilde yaşayarak insani duygularınız körelmez mi? Bu durum böyle devam ettiği sürece her yeni yetişen nesillere bu sirayet etmez mi? (Devamını gör…)


Sunay Akın/Ay Hırsızı

İzmit’te ikamet eden bir dostumuz eşi ve tatlı mı tatlı kızıyla bizi ziyarete geldiler. Daha önce gitmiştik ama onlara eşlik ederek bir kez daha Oyuncak Müzesine gittik. Büyük bir keyifle müzeyi dolaştık. Müze girişinde bulunan stanttan dostumuz iki kitap aldı. Birini bize hediye etti. Sunay Akın’ın Ay Hırsızı kitabı. Uçmak, aya ulaşmak,  velhasıl uzay’a dair okuyunca insanı hayrete düşüren çoğu yaşanmış kısa hikâyelerle dolu bir kitap.

Yazar kitabında ay’a ve evrenin diğer gezegenlerine ulaşabilmeyi başarabilmenin yolunun önce hayal kurmak olduğunun altını çiziyor. Bu nedenle çocuk oyuncak ve hayal üçlüsü için; (Devamını gör…)


Köyün Delisi

Çok temiz kalpli birisiydi. Kibir nedir bilmezdi. Çocukla çocuk olur, büyükle büyük. Sevecendi. Yardımseverdi. Hatır nazdı. İçindeki çocuk duygusunu çoğu kimse dışa vuramazdı ama o vururdu. Hep gönül alırdı. Kimseye gönül koymazdı. Topluluk içinde birçok kişinin yapmaya çekindiği şakaları yapar. Herkesi güldürebilirdi. Sıcakkanlıydı. Türlü oyunlar yapar sohbetlerde insanları eğlendirirdi. İşte böyle herkesten farklı olması nedeniyle ismi deli olarak kalmıştı(öyle olabilirdi). Ya da lakabı öyleydi. (Devamını gör…)


Soyun yat ben geliyorum!

Hastaneye bir rahatsızlığı nedeniyle başvuranların genelde psikolojileri farklı olur. Onlardan dışarıdaki ortamlarda olduğu gibi bir psikoloji içinde olmasını bekleyemezsiniz. Kiminin belki canı yandığı için suratı asık, moralsiz kimi ise canı yanmasa bile endişelidir, gergindir. Bu yüzden hastalar hizmet verenlerin hep güler yüzlü, sıcak ve cana yakın olmasını beklerler.

Gözlemleyebildiğim kadarıyla geçmişe nazaran hastalara davranış şekillerinde olumlu gelişmeler olmakta. Buna da özel hastanelerin çoğalması ve dolayısıyla rekabetin artması ve sağlık çalışanlarının bu arada kendilerini daha da geliştirmeleri etkendir diyebiliriz. (Devamını gör…)


  • Seni sevdiğimi göreceksin sevmediğim zaman, çünkü iki yüzüyle karşına çıkar hayat. Bir sözcük sessizliğin kanadı olur bakarsın, ateş de pay alır kendine soğuktan..."Pablo Neruda"

  • Arşiv

  • Kafiyesiz Duygular on Facebook
  • (-_-)

  • www.baygri.com on Facebook
  • Son Yorumlar

    Biz - Ben - Yazarlık - Sponsorlar - Sitemap - 1 Dk. - Gizlilik - Kullanım - Reklam - Sponsorluk - Yukarı


    Türkiye'nin en iyi topluluk blogu ödülüne layık görülen baygri.com özgür ve samimi bir sinerji topluluğudur, bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. copyright © 2008-2010 Bay Gri